erisi.com
 
ANASAYFA denizcilik linkler
                 
 

Işığın Unutulan Dahisi

" Aklıma bir fikir geldiğinde bunu ilk önce kafamda şekillendirmeye başlarım.
Yapıyı değiştiririm, eklemeler yaparım ve aygıtı zihnimde çalıstırırım.
Yaptığım bir türbini düşüncelerimde işletmem ile atölyemde test etmem arasında benim için bir fark yoktur. Eğer bir dengesizlik varsa bunu bir yerlere not bile edebilirim "

( 1856 - 1943 )

Bilgisayarınızda çalışırken Tesla’yı anımsayın. Onun “Tesla Bobini” yüksek voltajlı resim tüpünüzün çalışmasını sağlamaktadır.
Evinizde kullandığınız elektrik Tesla’nın “Alternatif Akım” (AC) jeneratöründen geçmekte, “Tesla Jeneratör”den geçmekte ve evinize 3 fazlı “Tesla Enerjisi” getirmektedir.

Uzun boyu, zayıf bedeni ve seçkin tavırlarıyla iğneyle kuyu kazan bir adam. Ancak, bilinen işçilerden çok farklı olduğu ilk bakışta seçilebiliyordu. Geçmişiyle yaşadıkları birbiriyle bağdaşmıyordu. Bir Hırvat rahibin oğlu olarak dünyaya gelen bu kişi, elinde mühendislik diplomasıyla, umutlarını gerçekleştirmek için 1884'te ABD'ye göç etmiş; ama, iki kat iş ve aldatmacayla karşılaşmıştı. Dişini tırnağına takıp çalıştığı o zor günler 3 yıl sürmüştü.

Nikola Tesla, birkaç ay içinde kendini, dünyayı dönüştürecek teknolojik devrimin merkezinde buldu. O, parlak bilimsel zekâsını mühendislik yeteneğiyle birleştirerek, ışığın milyonlara ulaşmasını sağlayan kişi olarak tarihe geçti. Keşifleri Faraday'ınkilerle aynı düzeydeydi ve başarılarının çağımıza etkileri ise, Edison'u bile geride bırakacak düzeyde. Öyle ki, günümüzde pek çok araştırmaya esin kaynağı olması nedeniyle "Çağdaş Prometheus" diye adlandırılıyor. Tüm bunlara rağmen, çok az kişi Tesla'nın kim olduğunu biliyor. Onun öyküsü, pek çok başarıya imza atan, yalnız başına ölmek zorunda kalan, sade yaşamı mum ışığı gibi sönen bir bilim adamının trajedisi.
 

1856 yılında 10 Temmuz’u 11 Temmuz’a bağlayan gece, o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na bağlı olan Hırvatistan’ın güneybatı kesiminde yer alan küçük bir köy olan “Smiljan”da doğdu. Doğduğu gece müthiş kasırgalı ve şimşekliydi.
Doğum sırasında çakan muazzam şimşekten korkan ebesi, annesi Djuka’ya “Bu çocuk olsa olsa şimşeğin çocuğu olabilir” demişti.
Annesinin güncesindeki bu satırlar, ilginç bir şekilde yaşamını belirleyecek ve Tesla’nın günlük defterlerinden edinilen bilgiye göre 3 yaşından itibaren “elektrik” ve “şimşek” denilen şeyi hep merak edecekti. 80’li yaşlarında kendisiyle yapılan bir söyleşide şunları söylemiştir:

“80 yıldır kendime her gün bu elektriğin ne olduğunu soruyorum. Halen de yanıtını bulamadım.”

Ailesi Sırp asıllıdır ve babası köydeki Ortadoks Kilisesi’nin rahibidir. Annesi okumamış olmakla birlikte, onun okul öncesi eğitiminde çok önemli bir yere sahiptir.

Tesla’nın yaşam boyu bir takıntı haline getirdiği, yemeğini yemeden önce tabaktaki yemekle ilgili kübik hesaplamaları aklından yapmak ve bitirmeden yemeğe başlamamak, annesiyle yaptığı çalışmalardaki zihinsel hesaplama egzersizlerinden kalma bir alışkanlıktır.
Annesinin mucitlerle dolu bir soydan geldiğini ve evdeki yaşamı kolaylaştıran araç gereçleri onun tasarladığını anlatır ve birlikte yaptıkları egzersizlerden şöyle söz eder: “Bu eğitim her türden egzersizi kapsardı, başkasının düşüncesini tahmin etme, bazı ifadelerdeki eksikleri bulma, uzun cümleleri tekrarlama ve zihinsel hesaplamalar yapmak..” ( )

Bir papaz olan babası ise, yine olabildiğince ilginç bir insandır. Çok okuyan, birkaç dil bilen ve ezber yeteneği bazı klasikleri tekrarlayabilecek kadar güçlü bir beyindir.

Kendi kendine farklı ses tonlarıyla odasında konuşurken, dışarıdan birine içerde bir tartışma olduğunu düşündürtecek kadar da yeteneklidir. Ancak oğlunun da kendisi gibi ruhban sınıfından olması konusunda oldukça kararlı ve bu konuda taviz vermeyecek kadar da serttir.
Nikola Tesla, aile içindeki adıyla Niko, dört kardeşin en küçüğüydü. Kendisinden 7 yaş büyük olan ve küçüklüğü çok sıradışı bir zekaya sahip olarak gördüğü abisi Dane, Tesla 5 yaşındayken attan düşerek ölmüştü. Anne-babasının küçük Niko’yu onunla kıyaslamaları yüzünden oldukça sıkıntı çeker. Anılarında erkek kardeşinin ölümünün kendisinde travmatik bir etki bıraktığını, geç uyanışının nedeninin bu hastalık olduğunu şu sözleriyle ifade etmiştir:
“Çocukluğumda, ilginç bir felaket yüzünden acı çekiyordum; sıklıkla kuvvetle flaşlarla bezeli imgeler, gerçek nesnelerin yerini alıyor, düşüncelerimi ve hareketlerimi engelliyordu. Bu resimler daha önce gördüğüm ama hiç hayalini kuramadığım nesneler ve sahnelerdi. Bana bir söz söylendiğinde, nesnenin işaret ettiği resim aniden düşümde canlanırdı ve bazen gördüğümün gerçek olup olmadığının ayırdına varamazdım. Bu bende büyük bir kaygıya ve rahatsızlığa neden olurdu.( )

Bu görünümler hastalıklı bir kimsenin gördüğü halisinasyonlarla karıştırılmamalıydı. Bunlar (görünen imgeler) kendi formüle ettiği teoriye göre; önemli bir uyarının (heyecanın) neden olduğu, beyinin refleksif bir davranışta retina üzerine gönderdiği imgelerdi. Tesla, bu konudaki görüşlerinin gerçekleştirilebileceğini şu sözleriyle dile getirmektedir:


“Eğer bu teorim doğruysa, herhangi birinin aklında tasarladığı bir nesnenin görüntüsü bir ekrana yansıtılabilir ve böylelikle görünür hale gelebilir” der. ( )


İnsan ilişkilerinde bir devrim yaratacağını düşündüğü bu teori üzerinde daha sonraları epey bir çaba sarfetmiştir. Kendi aklında tasarladığı bir görüntüyü, başka odada oturan bir kimsenin zihninde yaratabilmek için uğraş verecektir.

enin tek erkek çocuğu olarak kendisini çalışmaya adadığını belirtmiştir.. İlkokula başladığında matematikteki üstün yeteneği öğretmeni tarafından fark edildi. Mekaniğe karşı yoğun bir ilgisi vardı. Yaptığı ilk alet 6 yaşındayken gerçekleştirdiği kurbağa yakalama düzeneği olmuştu.

İlkokulun birinci sınıfından sonra ailesiyle birlikte köye yakın küçük bir kent olan Gospic’e gider. Bu değişim ona doğal yaşamdan uzaklaştığı için hoş gelmez ve hayvanlarını –özellikle güvercinlerini bırakmayı hiç istemez- Her hafta Pazar günü gittiği kilise görevinden hiç de memnun değildir. Ancak, bu kentte yaşadığı bir olay omuzlarda taşınmasına neden olur. Yeni kurulan bir itfaiye departmanı son model bir yangın söndürme cihazı almıştır. bu son teknoloji ürünü makinanın çalışmasını görmek için, bütün herkes kentin meydanında toplanmış, makine nehirden su alacaktır. Bütün seremoni ve konuşmalar tamamlandıktan sonra, pompayı çalıştır emri verilmiştir, fakat ne yazık ki hortumun ucundan bir damla su bile gelmemiştir. Eksperler ve profesörler boş bir çabalama içine girmişlerdir. Tesla, alana vardığında durum budur ve kendisi de küçük bir çocuk olarak bu konuda fazla bir bilgiye sahip değildir. Ancak olanca bilgisine dayanarak nehre atlar ve suyu nehirden çekmesi gereken hortumun ağzının tıkanıklığını açar ve tam o sırada su püskürmeye başlayan hortum kalabalığın Pazar giysilerini ıslatır. Bu, Nikola tesla’nın yaşamındaki ilk toplumsal başarıdır.

Tesla, bu kentte daha sonra gideceği kolej veya gerçek bir liseden önce 4 yıllık normal bir okula gönderilir. Okulda birkaç mekanik alet vardır ve bu maketler ilgisini su türbinlerine yöneltir. Amcasının ona anlattığı Niyagara Şelalesi’ni zihninde canlandırır ve şelalenin akıttığı sulala dönecek büyük bir tekerleğin düşlerini kurar. Amcasına bir gün Amerika’ya gideceğini ve bu planını gerçekleştireceğini söyler. Bir gün gerçekten gidecek ve düşlerini gerçekleştirecek, Niyagara Şelalesi’nin önüne heykelini diktirtecektir.


On yaşında liseye başlar. Okul iyi araç ve gereçlerle donatılmıştır. Fizik departmanında çeşitli elektrik ve mekaniğe ait klasik bilimsel araçların maketleri bulunmaktadır. Bu maketlerin hocalar tarafından gösterildiği ve çalıştırıldığı zamanlar, Tesla’nın en çok ilgisini çeken anlardır. Bu araçları seyrettikçe çok güçlü bir mucit olma isteğine kapılır. Aynı zamanda matematiği de çok sevmektedir, akıldan yaptığı çok hızlı hesaplamalarla profesörlerin takdirlerini kazanır. Ancak eliyle yaptığı bu hesaplamaları tahtaya yazmak ya da herhangi bir model çizmeyi başarabilmek, onun için azaptan başkaca bir şey değildir ve bu işi düzgün bir biçimde yapabilmeyi başarabilmesi için yıllarca uğraş verecektir.

Okulun ikinci yılında en büyük hedefi hava basıncıyla sağlanabilecek sürekli bir hareket yaratabilmektir. Küçüklüğünde içi boş saplardan vakumlayarak yaptığı oyuncak tüfekler zihnini hep meşgul etmiş ve vakum gücünü kullanmak istemiştir. Bir süre düşüncelerinde karanlıkta dolaştıktan sonra bir model geliştirmiş ve hava basıncını kullanarak bir silindirin sürekli rotasyonunu sağlamıştır
Bu sürekli hareket onu fazlasıyla sevindirmiş ve en çok istediği “uçuş makinası'nın gücünü bu şekilde sağlayabileceğini düşünmüştür. O güne kadar şemsiye ile bina tepelerinden atlayıp kötü bir biçimde düşerek sürdürdüğü, cesaret kırıcı bir çok anısı vardır. Bu rotasyonu sağladıktan sonra eksiğinin yalnızca bu rotasyonla çırpacak kanatlar olduğu fikrine kapılır. Sonuç, vakumlu silindir tüpün içindeki hava basıncı yüzünden sızdırması ve kuvvetsiz rotasyona neden olmasıyla başarısız olmuştur.

Yakalandığı hastalıklar nedeniyle liseyi güçlükle bitirebilmiştir. Doktorlar durumunun çaresiz olduğunu düşünmüşler ve tedaviden bile vazgeçmişlerdir. bu süreçte Tesla’nın sürekli olarak okuyabilmesine izin verilmiştir ve o bu fırsatı, halk kütüphanesinden aldığı kitaplarla değerlendirmiştir. Bu dönemde, daha sonra arkadaşı olacak Mark Twain’in ilk yazdıklarından bir eseri eline geçmiş ve bu kitabın büyüleyici etkisiyle umutsuz durumunu tümüyle unutmuş ve mucizevi biçimde hızla iyileşmiştir.

Öğrenimine teyzelerinden birinin yaşadığı Hırvatistan’ın Carlstadt kentindeki yüksek lisede devam etmiştir. Orada kaldığı 3 yıldan sonra okulu bitirmesiyle bir dönüm noktasına gelmiştir. Bugüne kadar anne ve babası oğullarının bir rahip olacağından hiç kuşku duymamaktadırlar. Fakat bu düşünce Tesla için büyük bir endişe kaynağıdır. Çünkü okul yıllarında özellikle çok zeki olarak nitelediği profesörünün etkisiyle elektrige merak sarmış ve bu büyüleyici dünya hakkında daha çok şey öğrenmeyi kafasına koymuştur.

Okulunu bitirip eve döneceği sıralarda, babası onu Gospic’deki salgın hastalık nedeniyle ava çağırır. Av için gittiği kentte hastalığa yakalanır 9 ay süreyle yataktan kımıldayamayacak kadar enerjisinin tümüyle bittiğini, ikinci ve bu kez galiba sonuncu defa ölümün kapısına geldiğini düşünür. Babası onun moralini yüksek tutmak için elinden geleni yapmaktadır.

Ve yine oğluna moral verebilmek için, odasına girdiği bir sırada Tesla babasına:
“Belki, eğer sen benim mühendislik eğitimi almama izin verirsen iyileşebilirim” der.

Babası, “Sen dünyadaki en iyi teknik okula gideceksin” diye içtenlikle yanıt verir.

Zihninden ağır bir yükün kalkmasıyla kısa süre içinde ilâçların da yardımıyla iyileşir. Herkes bu süreyi şaşkınlıkla izler.

Bu hastalığın ardından babası oğluna sağlıklı ve doğal bir ortamda dinlenmesi ve egzersiz yapmasında ısrar etmiştir. Doğayla baş başa geçirdiği bu dönemde, gezilerine birçok kitap ve av takımlarıyla birlikte çıkmıştır. Bu dönem onun hem zihnini hem de bedenini güçlendirmiş, gezilerinde birçok şey tasarlamış, fakat tasarladıkları gibi tasarılarının dayandığı kuralların da bilgi eksikliğinden ötürü düşselmiş.

Bu döneme rastlayan iki ilginç anısı vardır. İlki, mektup ve paketlerin denizaltına yerleştirilecek tüplerle, su basıncı kullanılarak iletilmesini sağlayacak olan projedir. Çok daha düşsel olan diğeri ise; Ekvator’un çevresinde dünyaya bağlı olmaksızın kendiliğinden hareket eden bir halkanın inşa edilmesi ve bu halkaya istendiği zaman dünyadan ulaşılarak, dünyanın kendi çevresinde dönüşü sayesinde, trenlerin hiçbir zaman ulaşamayacağı, saatte binlerce kilometre yol alınabilmesinin sağlanmasıdır. Bunların komik düşünceler olduğu otobiyografisinde belirtmiş; ama kendisinden daha kaçık ve deli New York’lu bir profesörden de söz etmiştir. Bu bilim adamı da atmosferdeki havayı çok sıcak olan bölgelerden ılıman olan bölgelere pompalamak niyetindedir ve bu amaç uğruna devasa büyüklükte bir araç bile gerçekleştirmiştir.

Doğada dinlenerek geçirdiği bu bir yılın ardından, babasının seçtiği okullar arasındaki en ünlü ve eski olanlardan Gratz’daki (Avusturya) “Politeknik Okulu”na gönderilir. O kadar memnun olur ki, çalışmalarına büyük bir heves ve tempoyla başlar. Notları mükemmeldir, bütün derecelerde rekorları kırar ve hocaları tarafından en yüksek notlardan daha fazlasını hak ettiği düşünülür. Çalışmaya haftanın her günü sabahın 3’ünde başlamakta ve gece 11’e kadar sürdürmektedir. Bütün yıl bu şekilde çalıştıktan sonra evine kısa bir tatil için giderken, özellikle babasının çok gururlanacağını düşünmektedir. Fakat babası onun hevesini kıracak derece ilgisiz kalır. Bunun nedeni babasının ölümünden sonra bulunan bir kutu içindeki mektuplarda açığa çıkmıştır.
Profesörleri babasına,
“.... eğer çocuğunuzu okuldan almazsanız çok çalışmaktan kendisini öldürecek” diye, yazmışlardır.

Tesla’nın bilimsel kişiliği Hırvatistan’ın Carlstadt kasabasında eğitim gördüğü Gymnasium ve Prag Üniversitesi, Graz Politeknik Mühendislik Fakültesi’nde şekillendi. Anılarında Gymnasium’daki öğretmeni Profesör Poeschl’in hayatındaki önemine vurgu yapar. Poeschl elektrikteki son gelişmeleri, dinamoları, elektrik motorlarını Paris’e gidip satın alarak okuluna getiren ve bu aletleri sökerek çalışma mekanizmalarını öğrencilerine anlatan gerçek bir bilim insanıdır. Poeschl öğrencisi Tesla’nın okul hayatı boyunca günde birkaç saat uyuyarak sürdürdüğü yoğun çalışma temposunu ve elektriğe olan merakını fark etti ve onun Prag Üniversitesi’ne gitmesini destekledi.
 

Gratz’daki okulda gerçekleştirilen deneylerde ilk kez  önemli buluşlarına ilham kaynaklığı edecek bir elektrik cihazıyla “Gramme Dinamo”yu görür. "Gram dinamosu" olarak bilinen bu cihaz, manyetik alan içinde sarılı teller yardımıyla bir motor gibi çalışıyordu fakat çok fazla ses ve kıvılcım çıkaran sevimsiz bir motordur. Aynı zamanda, elektrik akımından doğan hareketle jeneratör görevi de üstleniyordu. 22 yaşındaki Tesla, profesörlerine dinamoların yetersiz tasarımlarını kökten değiştirebileceğini söyledi. Prof. Poeschl ile tartışması da okul kayıtlarına geçmiştir. Tesla Faraday’ın elektrik jeneratörünün yetersiz olduğunu ve bu jeneratörün dinamonun ileri geri hareketinin dışında dairesel bir dönme hareketiyle bir elektrik motoruna dönüşebileceğini belirtir. Poeschl bunun imkânsız olduğunu söyler. Fakat Tesla, itiraz eder ve bir gün bu motoru yapacağını belirtir. Profesörü Tesla’yı derste şöyle yanıtlar:

“Bay Tesla büyük şeyler başarabilir ama kesinlikle bunu yapamazsın.”

4 yıl sonra da bu isteğini gerçekleştirdi ve iki "alternatif akımlı" (AC), motora gücünü vermek için döner manyetik alan yaratan dahiyane tasarımını gerçekleştirdi.

 Gratz’daki okulu bitince 1880’de Prag’a gider, babasının arzusunu gerçekleştirmek için üniversite eğitimi orada tamamlayacaktır. Burada yaptığı çalışmalarda henüz amacına ulaşamayacaktır ama bu doğrultuda bir ilerleme olarak “komütatör”ü (elektrik akımının yönünü değiştirir) makineden ayırmayı başarır.

Babasının ölümü Tesla’nın omuzlarına, annesinin ve kardeşlerinin bakım sorumluluğunu yükler. Amerikan telefon sistemi o dönemde Avrupa’ya yayılmaktadır ve Macaristan’da da Budapeşte kentine kurulacaktır. Bunu ailesinin maddi sıkıntısını hafifletecek büyük bir fırsat olarak görür. Zaten şirketin başında da aile dostlarından, babasının yakın bir arkadaşı Puskas bulunmaktadır. Budapeşte’ye taşınarak Puskas’ın yanında çalışmaya başlar. Telefon şirketindeki çalışmasına kaderin cilvesiyle, teknik ressam olarak başlamıştır. Sonraları departmanın başındaki kişinin ilgisini çekmiş ve hesaplamalar, dizayn etme ve yeni makinaların yerleştirilmesinde karar verme yetkileriyle donatılmıştır. Telefon santrali çalışmaya başlayana kadar orada çalışmış ve o günün telefon teknolojisine, patentini hiçbir zaman üzerine almadığı ama onun tarafından icat edildiği bilinen, araçlar yaparak katkıda bulunmuştur.

Burada yine çok kötü bir şekilde hastalanır. Tüm sinir sistemi iflas eder. Umutsuzca yaşama yapışır ama bir daha iyileşemeyeceğini düşünmektedir. Tesla’nın dehşet verici kişiliğinin bir diğer özelliği de, başladığı bir şeyi muhakkak bitirme takıntısıdır. Fakat bu tabağındaki yemeklerin kübik hesaplamalarını yapmaktan ya da yaptığı tekrarlanan hareketlerin hepsinin mutlaka 3’e bölünmesi zorunluluğundan, daha ağır sonuçlar doğuracaktır. Bir gün, “günde 72 fincan siyah kahve içen canavar” diye, nitelendirdiği Voltaire’in bir cildini okumaya başladığında başına geleceklerden habersizdir. Çünkü o “canavar” küçük harflerle dolu 100’e yakın cilt yazmıştır ve Tesla başladığı işi bitirmek zorundadır.

En son cildi okuduktan sonra şöyle der:

“Bir daha asla”

Fakat iyileşir ve bundan sonraki yaşamında hiç durmaksızın, bir gün bile ara vermeksizin çalışacaktır. 1883 yılında bir görev için gittiği Strazburg’da, saatlerce çalışmanın sonucunda, fırça ve komütatör kullanmaksızın ilk endüksiyon motorunu yapmayı başarır. Strazburg’da işini başarıyla tamamladıktan ve şirketin önemli miktarda para yitirmesini önledikten sonra, Paris’e geri döner. Edison’un arkadaşının ısrarıyla bundan sonraki çalışmalarını yürütmesi için “büyük umutlar ülkesi” Amerika’ya hareket eder. Hiçbir zaman para konularında başarılı olamayacak olan Tesla’nın New York’a ulaştığında ise; cebinde yalnızca 4 senti bulunmaktadır.

Tesla’nın kafasındaki tek problem alternatif akım motorunun çözümüdür. Otobiyografisinde alternatif akım motorunun denklemlerini Budapeşte Parkı’nda, Goethe’nin Dr. Faust eserini okurken ve gün batımını izlerken çözdüğünü belirtir. Problemin çözümü esnasında ağır bir depresyon geçirir, kendi tarifiyle masaya konan bir sineğin çıkardığı ses bile beyninin içinde büyük yankılar uyandırmaktadır. Alternatif akım motoru elektrikte bir devrimdir. Kendisinden önce bir çok mühendisin deneyip beceremediği manyetik alanda alternatif akım üretimini sağlamıştır.

Tesla birden fazla akımı kullanarak motorun şaftını döndürmüştür. Daha da önemlisi alternatif akımlı motorunu icat ederken akımın kabloya ihtiyaç olmaksızın manyetik alanda iletilebildiğini keşfetmiştir. Bobine gelen elektrik ilk hareketi vermekte ve daha sonra motorun hareketli parçaları kabloya ihtiyaç olmaksızın hareket edebilmektedir. Depresyon dönemini geçirdikten sonra, alternatif akımlı motorun detaylarını tamamlar. Jeneratörler, motorlar ve transformatörler tasarlar. İki akımlı motoru, üç akımlı motorun detayları üzerinde çalışmaya başlar.

Tesla, müthiş bir matematikçi olduğu gibi, küçük yaşlarından itibaren tutkulu bir doğa gözlemcisiydi. Çocukluğu çılgınca akan nehir sularına kendini atıp, suyun gücünü incelemekle geçmiş ve bu tutkusu yüzünden birkaç kez ölümün eşiğinden dönmüştü. Bu özellikleri ve aldığı iyi eğitim Edison gibi bilim insanları ile Tesla arasındaki ayrım çizgisini belirler. Otobiyografisinde hiçbir zaman Edison gibi deneme yanılma yöntemiyle çalışmadığını, problemi matematik olarak kafasında çözmeden hiçbir deney yapmadığını belirtir. İlginçtir ki, denediği hiçbir aletini ikinci kez denemeye ve geliştirmeye gerek duymadı. Ürettiği makinalar daima tüm detaylarıyla matematik olarak çözümlendikten sonra istisnasız çalıştı.

Alternatif akım motoru Budapeşte’de Faust okuyup, günbatımını seyrederken çözen Nikola Tesla, bilimin sanat faaliyetlerinin bir uzantısı olduğuna ve bilimci ile sanatçı arasında hiçbir fark olmadığına inanıyordu.

Dönemin romantik geleneğini yakında izliyordu. Bu nedenle Tesla, romantik sanat geleneğinin bir dehasıdır yerinde bir tanımlamadır. Belki de bu yüzden olsa gerek hayatı boyunca hiçbir zaman buluşları üzerinde nasıl para kazanabileceği sorusunu kendisine hiç yöneltmemiştir. Bu özelliği Edison ile arasındaki en büyük farkı oluşturur. Edison daima mümkün olabilecek buluşlar üzerinde başkalarının fikirleri üzerinde yükselmiş ve büyük paralar kazanırken, Tesla mümkünlük sınırlarını asla bilmedi ve matematik problemleri ile daima zamanının “mümkünlük” sınırlarını zorladı ve o sınırları darmadağın etti.

“Geride bıraktıklarım her anlamda sanatsal ve büyüleyiciydi. Ve bulduğum makinalaşmış, kaba ve cazibesi olmayan bir şeydi. Amerika dedikleri bu muydu?” Tarih: 1884

ABD’ye adım attığında Tesla’nın günlük defterine düştüğü satırlar böyleydi. Avrupa kültürünü ve sanatını olabilecek en yüksek düzeyde özümsemiş Tesla, ABD’ye adım attığında beş parasızdı. Cüzdanını, valizini ve tren biletini Paris’te çalmışlardı. Güçlü hafızası sayesinde anımsayabildiği tren bilet numarasını söyleyerek Calais Limanı’ndan gemiye binebilmişti. Atlantik’i üzerindeki elbiseleri değiştirmeden geçmek zorunda kaldı. Atlantik yolculuğunu banyo yapmadan ve elbiselerini değiştirmeden yapmak zorunda kalışı, yaşamında derin izler bıraktı. Bir daha asla elini kuruladığı bir havluyu ikinci kez kullanmadı. Temizlik hastalığına tutuldu. New York’a indiğinde cebinde yalnızca arkadaşı Charles Batchellor’un Edison’a kendisi için yazdığı referans mektubu vardı. Cüzdanı çalınmış olduğundan mektubu da gümrük görevlilerine kimlik olarak gösterip gümrükten geçti. Prag, Paris, Budapeşte ve Berlin’den sonra New York gözüne inanılmaz derecede çirkin gözüktü.

1917 yılında Amerikan Elektrik Mühendisleri Enstitüsü kendisine verdiği “Edison Altın Şeref Madalyası”nı aldığı törende Tesla, New York’ta attığı ilk adımları şöyle anlatmıştı:

“İlk birkaç adımda kaybolmuştum bile. Yolumun üzerinde bir atölyede bir elektrik ustasının önündeki dinamoyu tamir etmeye çalışırken gördüm ve kafamı uzatıp yardıma ihtiyacı olup olmadığını sordum.”

Avrupa yapımı olan dinamoyu çözemeyen usta, yardım önerisini kabul etmiş o da ceketini çıkartıp akşamüstüne doğru dinamonun tamirini bitirmişti. Usta, ona iş önerdi fakat öneriyi kibarca reddeden Tesla, atölyeden çıkmak üzereyken eline tutuşturulan 20 dolar ile şaşkınlığa düştü. O geceki otel ve yemek parası çıkmıştı!

Ertesi gün 5th Avenue’daki Edison Şirketi’nin önündeydi. Tesla, anılarında Edison’u gördüğünde düş kırıklığına uğradığını, düşlerinde canlandırdığı Edison tiplemesinin yerine, Pazar günü kilise ayinine giden bir çiftçiye benzer birini bulduğunu söyler. Tesla, Edison’a alternatif akım motor projesini anlattığında Paris şirketinde çalışırken Batchellor ile tanıtmıştı. Batchellor’un teşvikiyle ABD’ye gelen Tesla, bir şeyin farkında değildi. Edison imparatorluğu doğrudan akımlı elektrik jeneratörlerinin patenti üzerine kurulmuştu. Bu birçok sorun yaratsa da işleri yolunda gidiyordu Edison’un..

Ne var ki Batchellor altından kalkmak zorunda oldukları büyük çaplı aydınlatma sistemlerinde birden fazla doğrudan akımlı dinamoyu birbirine bağlama probleminin çözümü için, Tesla’nın ABD’ye gitmesini teşvik etmişti.

Tesla, bu gerçekle kısa bir süre sonra yüzleşti. Edison, Tesla’nın alternatif akımlı motor üretimi için paraya ihtiyacı olduğunu anlamış, kendisine Şikago’daki Haverley Tiyatrosu’nun 647 ampulünün aydınlatma sistemi için doğrudan akımlı jeneratörlerin senkronizasyon tasarımı için 50 bin dolar teklif etmişti. Tesla, geliştirdiği regülâtör sistemi ile jeneratörleri birbirine senkronik bir şekilde bağladı. Edison’un tasarımına eklediği ek bir fırça tasarımı ile jeneratörler düzenli bir şekilde çalışıyordu. Edison, onun bu tasarımının patentini kendi üzerine aldı. Ve Tesla’ya söz verdiği 50 bin doları vermedi ve üstelik kaba bir şekilde kendisini tersledi. Bu olayın ardından, birden bire günde 18 saat, haftada 7 gün Edison’a çalıştığını üstelik Edison’un ticari atılımının temellerini attığının farkına vardı.

Edison’un kendisine söz verdiği 50 bin dolar parayı vermemesi üzerine istifa eder.Tesla’nın ayrılmasından sonra Edison, onun tasarımları sayesinde Amerikan elektrik endüstrisini eline geçirmeyi başardı. Tesla, alternatif akımlı motorunu Amerikan şirketlerine kabul ettirmeye çalışırken, halen daha şu gerçeğin farkında değildi: “ABD endüstrisi doğrudan akımlı elektrik endüstrisi üzerine kurulmuştu” ve Edison da parayı buradan kazandığı için kurulu sistemi değiştirmek istemiyordu.

Tesla, alternatif akımlı elektrik sistemini kurabilmek için de bir alternatif akım endüstrisi şirketine ihtiyaç vardı. Bu ise muazzam bir kapital anlamına geliyordu. Edison’un sistemi 115 volt üzerinden çalışıyordu. Bu ise günümüzde kullandığımız yüksek voltaj ihtiyacını karşılayamayacak bir sistemdi ve üstelik yarım mil ötede bir enerji istasyonuna gereksinim vardı. Bu zenginler açısından sorun yaratmıyordu. Onlar, ihtiyaçları olan elektrik istasyonunu kuruyorlardı. Edison’un iş yaptığı toplumsal kesim de bu zenginlerden oluşuyordu. Tesla ise toplumdaki herkes için evlere kadar giren bir elektrik üretiminin düşlerini kuruyordu.

Ohm Kanunu’nu yaratıcı bir şekilde kullanarak alternatif akımlı enerji üretiminde voltaj düşürüp, yükseltebileceğini fark etmişti. Kentlerin aydınlatılması için düşündüğü bugün kullandığımız ampul tasarımı ile de o günlerde bir ilgilenen olmadı.

Tesla, 2000’li yılların teknolojisini 1900’lerin başlarında teorik olarak oluşturmuştu. Üstelik halen daha “parasız elektrik” gibi buluşları yaşamımıza girebilmiş değil. Bir an için düş kurmayı deneyin ve 1900’lerin başlarında insanlığın bugün kullandığımız teknik ve teknolojik donanımla kuşanmış olduğunu düşünün. 100 yıl içinde bugün gelebildiğimiz noktayı düşlemeye çalışın.

Tesla, mikrodalga silahını Yugoslavya’nın Alman Nazi işgalinden kurtulması için tasarlamıştı. Tesla, kurtlar sofrasında mücadele vermenin yöntemini öğrenmişti. Arkadaşı A.K. Brown ile birlikte 1887 yılında “Tesla Elektric Company”in kuruluşunu gerçekleştirdi. Brown, ona alternatif akım ile çalışan motorun tasarımının yeterli olmadığını ve sistemin tüm ek parçalarının, jeneratörlerinin, transformatörlerinin de tasarlanması gerektiğini anlattı. Tesla, tek fazlı, iki fazlı ve üç fazlı üç adet motor gerçekleştirdi. 40’ın üzerinde jeneratör ve transformatör tasarladı. Sistemin uzun mesafelerde çalışabilmesi için voltaj aktarabilen ince kablo tasarımı ile sistemini tamamladı. Amerikan patent Dairesi’nde sistemin tüm tasarımı Tesla’nın adına 30 ayrı patent ile patentlendi. Tesla, kurduğu yeni sistemin tüm patent haklarına sahipti artık.

1888 yılında, George Westinhouse adlı bir işadamı Tesla’nın yeni sistemi ile ilgilendi. Westinghouse şirketi ile yapılan anlaşma ile 40 temel icadını, bir milyon dalar gibi bir fiyatla sattı. Tesla’nın jeneratörleri Niyagara Şelaleleri’nde kullanılır. Böylelikle Edison’un en önemli rakibi haline gelmiş olur. Bugünkü Westinghouse imparatorluğu Tesla’nın buluşları üzerinde inşa edildi. Westinghouse firması alternatif akım sistemini günlük yaşama sokan ilk şirket oldu. Bugün tüm dünyanın kullandığı sistem Tesla’nın 19. Yüzyıl sonlarında geliştirdiği “AC-alternatif akım”dır.
Tesla'nın büyük atağı, tam da Edison'un doğru akıma dayanan teknolojisinde yaşadığı sıkıntılı döneme denk geldi. Doğru akım, basitliğine karşın çok önemli bir kusura sahipti. Görece olarak daha düşük voltaj üretiyor ve tel üzerinde yol alan akım, yaklaşık 800 m. sonra gücünü yitiriyordu. Bu nedenle Edison, voltajı 100 volta yükseltmek için her 900 metrede bir güç istasyonu kurmak zorunda kalıyordu. Tesla'nın AC teknolojisinde bu tür sorunlar yaşanmıyordu. 300.000 volt ve üzerine çıkabilen AC trans-formatörleri, büyük miktarlardaki elektrik kuvvetinin kilometrelerce uzağa taşınmasına olanak tanıyor ve diğer tranformatörler de, kuvveti aynı seviyede tutuyordu. Böylece kuvvet kaybı yaşanmıyordu.
Teknolojik yetersizliğini kapatabilmek için ilk kanı Edison dökmüştü. İlk işi, yüksek voltajlı alternatif akımı karalama kampanyası başlatmak oldu. O dönemlerde sokaklardaki kedi ve köpekler, Westinghouse'un geliştirdiği alternatif akım kullanan metal çubuklarla, elektrik verilerek öldürülüyordu. Ayrıca New York eyaleti yeni bir idam cezası yöntemi bulmuştu: elektrikli sandalye. Bunda da alternatif akım kullanılıyordu. Edison, kamuoyuna AC'nin kötü amaçlarla kullanıldığı ve olumsuz bir gelişme olduğu izlenimini vermeye çalışıyordu.
Westinghouse ise, buna misilleme olarak Edison'un doğru akımının bir bifteğin tek tarafını 100 saniyede pişirebileceğini kanıtladı. Bu bir strateji ustalığıydı. Ancak, 6 Ağustos 1890'da bir katilin idamında kullanılan elektrikli sandalyenin etkisini unutturamadı.

Westinghouse, medyadaki olumsuz imajı delmek için bir kumar oynamaya karar verdi. Tesla'nın alternatif akımını kullanarak yüzlerce madencinin hayatını kurtaracaktı. Colorado'daki "The Gold King" madeni, ekonomik olmadığı gerekçesiyle kapatılma tehdidi altındaydı. Herkes, madenin yakınındaki bir nehirden ucuz hidroelektrik ener-jisinin sağlanabileceğini ve bunun da madenin kapanmasını engelleyebileceğini biliyordu. Ancak nehir 3,5 km. uzaklıktaydı. Yani, Edison'un doğru akım teknolojisi bu konuda yeterli olmayacaktı.

Westinghouse, alternatif akım sisteminin bunu başarabileceğini kabul ettirdi ve 1891 yılında, Tesla'nın endüstriyel desteği madene elektrik taşıdı. Edison karşısındaki bu başarıdan sonra, Westinghouse ikinci planını hazırladı. Chicago'da 1893'te yapılacak Dünya Fuarı'nın ışıklandırma anlaşmasını imzaladı. Tesla, izleyenlerin şaşkın bakışları arasında vücudundan güvenli bir şekilde geçen alternatif akımla parmaklarının ucundaki elektrik ampullerini yakınca, ikinci zafer de perçinlenmiş oldu. Edison, doğru akımın gözden düşmesiyle, bu konudaki rekabeti durdurdu ve başka ilgi alanlarına yöneldi. Şirketi, Tesla'nın AC teknolojisini elde etmek için Westinghouse'la anlaşma imzaladı. İki eski düşman kuruluş, Niyagara Şelalesi'nin hidroelektrik enerjisinden yararlanmak için birlikte çalışmaya karar verdi.

Yıl: 1891
Tesla, o yıl Kolombiya’da gerçekleştirilen “Yüksek Frekans” konulu AIEE Sempozyumu öncesi, son icatlarını sunduğu gösterisinde “Elektriğin sihirbazı” unvanını Edison’dan aldı. Bu gösterisinde kablosuz flüoresan ışıklandırmayı ve yeni yüksek voltajlı Tesla Bobinii sundu. Parmak uçlarından kıvılcımlar saçıyor, vücudundan geçen yüksek gerilim sayesinde ampulleri yakıyor ve metalleri kırıştırıyordu. Bütün bunlar gerek bilim dünyası için gerekse de bu gösteriyi hiçbir zaman unutmayacak olan az sayıdaki izleyici için devrim niteliği taşıyordu.

Güç transmisyonuna olan ilgisi Tesla’yı, yüksek gerilimin kullanıldığı tüm alanlarda deneyler yapmaya yöneltti. Tesla bobini Heinrich Hertz tarafından kullanılan kıvılcım-boşluk (spark-gap) rezanatörünün modifiye edilmiş bir türüydü ve Tesla’nın bu alanda yaptığı en önemli katkı olarak kabul edilmekteydi.
 

1888’de Hertz kullandığı kıvılcım-boşluk rezanatörü ile az ötedeki bir başkasındaki kıvılcımları Maxwell denklemleri ile ulaştıran değerler doğrultusunda harekete geçirmeyi başardı. Tesla, Hertz’in bobinindeki magnetik çekirdeği çıkardı ve bunun yerine yüksek ölçekli, görülmedik bir spiral indüktör kullandı. Böylece ulaşılabilen gerilim ve güç değerlerini çok daha yükseklere çıkarmayı başardı. Gösterilerinde Tesla, bobinlerin tüm gücünü vücuduna vererek havaya kıvılcımlar saçtı. Aynı gücü gerilim düşüren bir transformatöre verdiğinde ise; öyle yüksek bir akım çıkışı elde etti ki; bu akım metalleri eritebilmekteydi.

Tesla, yaptığı anlaşma ile patent hakkından büyük paralar kazandı. Amerikan sosyetesinin gözde simalarından birisi olmuştu. 1. Mayıs. 1893 yılında Amerika’da gerçekleşen Dünya Fuarı’nın aydınlatma sisteminin ihalesini Westinhouse firması aldı. Bu tarihe kadar ki süreç, Edison’un Tesla ile mücadelesi ile geçmişti. Karşılıklı patent davaları açıldı. Sonunda Edison, şirketini satmak zorunda kaldı. Tesla’nın tasarımı olan 96.620 ampulle aydınlatılan Dünya Fuarı, onun uluslararası gösterisine dönüştü. Tesla, fuarda kadife bir zemin üzerinde elektrik enerjisi ile döndürdüğü metal yumurtası ve vücudundan geçirdiği yüksek voltaj enerjisi ile sistemin zararsızlığını ve üstün gücünü gösterdi. Edison, Tesla ile sürdürdüğü bilimsel mücadeleyi kaybetmişti.
1. Mayıs. 1893 Dünya Fuarı’na Yugoslavya’dan gelmiş ve annesini henüz kaybetmişti. Londra ve Paris’te verdiği konferanslar ile uluslararası bir üne kavuştu. Annesinin yanına ulaştığında ölüm döşeğindeki annesi ile son konuşmaları onu tüm yaşamı sorgulama sürecine soktu. Annesinin ölümünün ardından 6 hafta bilincini yitirdi. Bu 6 hafta içinde ilginç illüzyonlar gördü. Bilinçsiz olarak masa örtüsüne birtakım formüller ve elektrik düzenekleri karaladı. Bilincine yeniden kavuştuktan sonra şu satırları kaleme aldı:

“Artık büyük bir düşünceyle yoğunlaşmalıyım. Tanrı’dan gelen insan aklının gücüne. Beynimizin enerji üretimini doğanın enerjisi ile senkronize edersek tüm gezegenin geleceğini kurtarabiliriz.”

Ve bugün halen bir sır olarak kalan insan beyninin dalgaları üzerine çalışmaları böylece başladı. Westinghouse onun buluşları üzerinde imparatorluğunu kura dursun, Tesla bu kez çok daha büyük projelerin içine adım atıyordu.
ta kondu: Tabii ki Tesla'nın kesin zaferiyle.

Tesla, pek çok ilginç keşfe daha imza atmıştı. Bu keşifler arasında, floresanlı gaz lambası, X-ışınlarıyla deneyler, radyonun keşfinden çok önce radyo dalgalarıyla ilgili (ABD Yüksek Mahkemesi 1943 yılında radyonun Marconi değil Tesla tarafından keşfedildiğini açıkladı) araştırmalar bulunuyor.

" Arkadaşı Szigety ile birlikte şehir parkında günbatımına doğru yürüyorlardı ve Tesla Goethe'nin Faust'undan pasajlar okuyordu. O an, ' Fikir bir şimsek gibi çaktı ve bir anda gerçek tüm çıplaklığıyla karşımda parıldamaya başladı.' Tesla'nın çırpınan uzun kolları nöbet geçiriyor gibi öne doğru uzanmıştı. Szigety telaşlanmış, arkadaşını bir banka oturtmaya çalışıyordu ama Tesla bir dal parçası bulana kadar rahat edemeyecekti. Oturur oturmaz toprağın üzerine bir diyagram çizmeye başladı. ' Bak işte motor burada, bak da gör nasıl da tersyüz ediyorum onu '. AC motorunu böyle buldu."

1889 yılının sonlarına doğru Pitsburg’dan New York’taki lâboratuarına döner dönmez yüksek frekans makinalarıyla (High-frequency machines) ilgili çalışmalarına kaldığı yerden devam eder. Bu keşifleşmemiş alandaki yapım aşamasının problemleri, çok yeni ve pek tuhaftır. İndükleme tipini (induction type) kusursuz sinüs dalgaları oluşturabilmekten uzak olduğu için reddeder. Sinüs dalgalarının rezonans için çok önemli olduğunu söyler. Sonuç olarak farklı bir amaçla icat edilmiş de olsa 1891 yılında bugün radyo, televizyon ve bilgisayar teknolojisi başta olmak üzere, birçok elektronik ekipmanda kullanılan “Tesla Bobini”ni keşfetmeyi başarır

Tesla bobini, radyo frekanslarında yüz binlerce volta ulaşılmasını sağlayan yüksek frekans transformatörüydü. Elektrik akımı bu aletin tepesinde sıçramalara neden oluyor ve mavi kıvılcımlar çıkartıyordu.
 Bu elektrik deşarjlarının bir alıcı tarafından kablosuz olarak alınabilmesi, elektrik enerjisinin kablosuz transferini sağlamış olacaktı.
1891 yılında Tesla’nın lâboratuarında yaptığı küçük makinalar sadece 10-15 cm’lik sıçramalar(deşarjlar)meydana getiriliyordu.
1900 yılında yaptığı daha büyük olanlarda ise yüzlerce metrelik sıçramalar elde etmeyi başarmıştı.
Söylendiğine göre, yüksek frekanslardaki elektrik akımları vücuda zarar vermeden derinin üzerinde dolaşabildiği için Tesla’da bu kıvılcımları parmaklarından alıp vücudunda dolaştırabilmiştir

Tesla bobini onun için yepyeni bir başlangıç demekti. Bütün yaşamı boyunca düşündüğü doğal enerjinin insanlık yararına kullanılması açısından çok önemli bir adım atmıştı. Bu alet sayesinde elektriğin çok yüksek frekanslarda kablosuz olarak transferlerinin mümkün olacağını düşünüyordu. Ve kuracağı merkezlerle küçük bir kaynaktan yükselterek elde ettiği elektrik enerjisini (milyonlarca voltluk) kablosuz olarak dünyanın istediği yerindeki alıcılara ulaştırabilecekti. Bunu yapabilmek için, en iyi iletken dediği yerküreyi kullanıyordu. Bu bizim AC sistemimizde evlerimizde kullandığımız topraklama gibi düşünülebilir; yerküre aslında kendisine aktarılan elektriği kaybetmez ve topraklanan akım gücünün yettiği yere kadar dalgalar halinde yayılır. Tesla, çok güçlü elektrik akımlarını topraklıyordu ve bu akımı başka bir akımla aynı yerden toplayarak destekliyor ve dalgayı güçlendiriyordu. Böylece saniyede 300.000 km hızla hareket eden 8ışık hızıyla eşit) elektrik dalgaları, dünyanın merkezinden geçerek diğer taraftan dünyanın yüzeyine çarpıyor ve tam olarak aynı noktadan geri dönüyordu. Tıpkı salıncak örneğinde olduğu gibi, küçük küçük ama aynı güçte titremelerle rezonans mantığına göre yükselen salıncak gibi, elektrik dalgaları da her geri gelişlerinde daha güçlü oluyor ve daha yükseğe sıçrayabiliyorlardı. (Bu yöntem 1950 yılında Ay’ın ve 1970 yılında Venüs’ün haritasının çıkarılması için de kullanılmıştır. Radar ışınları Ay’a ve Venüs’e gönderilerek bu ışınların geri dönüş hızlarından dünyamıza ne kadar uzakta oldukları belirlenmiştir.)

Bu aleti icat ettiği 1891 yılı, onun aynı zamanda Amerikan vatandaşlığına geçtiği tarihtir. Tesla’nın bu dönemdeki çalışmaları değerlendirildiğinde başka bir gerçek daha ortaya çıkmıştır: 1895 yılındaki icadıyla “X ışınları”nın mucidi olarak bilinen Wilhelm Röntgen’den üç yıl önce Tesla bu ışınlarla deneyler yapmış ve insan vücudunun iç kısımlarına ait başarılı resimler elde etmiştir.
 

Tesla, yine aynı dönemde yaptığı lâboratuar çalışmalarında elektrotsuz vakumlanmış tüpleri, odanın içinde oluşturduğu gerekli yoğunlukta elektrik alanıyla, kablosuz olarak yakmayı başarmıştı. Bu deneyin halk önünde tekrarlanmasından sonra, dünyanın her yerinden çağrılar almaya başladı. Bunlardan birini değerlendirdi ve 1892 yılında Londra’da Elektrik Mühendisleri Enstitüsü’nde ders vermeye gitti. Oradan Paris’e geçmek üzereyken, Sir James Dewar karşı konulmaz bir ısrarla Kraliyet Enstitüsü’nde de gösterisini tekrarlamasını istedi.

Burada Dewar, Tesla’yı bir koltuğa iterek eline bir bardak viski verdikten sonra,
“Şimdi “Fraday’ın sandalyesinde oturuyor ve onun içtiği viskiyi yudumluyorsun,” dedi.

New York’daki lâboratuarına döndükten sonra tekrar çalışmalarına yöneldi. 1985 yılında lâboratuarı kuşkulu bir biçimde yanmış, bir süreliğine de olsa çalışmalarına ara vermek zorunda kalmıştı. 1899’da ise kendisine ücretsiz enerjinin önerildiği Colarado’ya gitti.

Tesla, dev büyüklüğe sahip bobinini kullanarak dünyadan bir iletken olarak yararlandığı ilk deneylerini, Colarado’da gerçekleştirdi.
En önemli icadı denilebilecek “sabit karasal dalgalar” (terrestrial stationary waves) burada kullanmaya başladı. Deneyleri sırasında yerküreye elektrik verdiğinden, lâboratuvarı çevresinde dolaşan insanların ayakları arasında elektrik sıçramaları meydana geldiği ve etraftaki çiftliklerde ayaklarındaki demir nallar yüzünden atların çılgına döndüğü anlatılmıştır.
Bu kentteki sonunu belki delice denilebilecek şekilde kendisi hazırlamış, kentin ana jenaratörünün yanmasına neden olmuştur. Bir gün deneyi sırasında muazzam elektrik sıçramaları elde etmiş, fakat bu sıçramalar bir süre sonra bir şimşekten çok daha korkunç olmaya ve çıkan sesler tüm kentte duyulur hale gelmiştir.
En sonunda kentin ana jeneratörü yanmış ve tüm kent karanlıkta kalmıştır. Tesla, rezonans sayesinde kademe kademe yükseltmeyi amaçladığı sıçramaları başardığını anlasa da deneyi durdurmamış ve en son nereye kadar gidebilir diye lâboratuarının dışarısında, bu büyük “canavar”ını izlemeye dalmıştı.
1900 yılında New York’a dönen Tesla, J. Pierpont Morgan adında bir finansörün 150 bin dolarlık desteği ile, Long Island’da kablosuz iletişim amacına yönelik dev kulesinin inşasına başladı (Wardenclyffe Projesi).. Bu verici istasyonu, piramit şeklinde, sekizgen ve 54 metre yükseklikte bir yapıydı. Wardenclyffe’in bu kule sayesinde dünyanın merkezi olacağı sanılmıştı. Tesla’nın bu desteği alabilmesini sağlayan, onun bu kule vasıtasıyla çok uzaklara resim, mesaj, ses ve her türden veriyi gönderebileceği iddiasıydı. Oysa Tesla’nın daha büyük bir amacı vardı. Sürekli olarak aşağı gördüğü “hertziyan dalgalar”la uğraşmakta ve kendi “teta 4 dalgaları”  olarak anılacak olan elektrik dalgalarıyla kablosuz enerji aktarımı sağlamaya çabalamaktaydı. Amaç yine aynıydı: tüm insanlığa bedava elektrik enerjisi sağlamak !

Tesla bu kez çok ileri gitmişti. Bu kapitalist sistemin kar mantığını kökünden sarsabilecek felaket bir fikirdi. Bedava enerji, petrol gibi çok önemli bir ekonomik kaynağı beş para etmez yararsız bir hale getirebilecek ve tüm ABD endüstrisinin dönüşümünü gerektirebilecek bir tehlikeydi. 1903’deki bu açıklamasından sonra, arkasındaki tüm destek çekildi ve yavaş yavaş ismi kitaplardan silinmeye başlandı.

Marconi, 150 bin dolardan daha ucuza Atlantik’i aşan ilk mesajı yollamayı başarmış ve şirketinin hisseleri borsada kapış kapış satılmaya başlamıştı. Tesla’nın şirketi gözden düşmüştü. Tesla ise, Marconi’nin yaptığının, kendisinin halihazırda yapabildiği önemsiz ve basit bir iş olduğunu ve Marconi’nin zaten kendisine ait patentleri kullanarak bunu yaptığını söylemiş ve amacının gerçekte tüm insanlığın yararlanabileceği “bedava elektrik enerjisi” olduğunu açıklama gafletinde bulunmuştu.


1904 yılında Colaoado Spring’deki elektrik şirketi Tesla’yı uğrattığı zarardan ötürü mahkeme verdi ve 180 dolarlık mahkeme parasının ödenebilmesi için oradaki lâboratuarı satıldı.

1906 yılında Colorado yaptığı icatlarla zengin ettiği George Wetinghouse, Tesla’nın kablosuz enerji üretimini geri çevirdi.

Tesla, 1915 yılında kendisine Edison’la birlikte fizik dalında önerilen Nobel Ödülü’nü kabul etmedi. Maddi olarak çok büyük zorluk içinde olduğu halde öneri karşısında şunları söylemişti:

“Böylesi bir ödül, bir insan için çok büyük olanaklar sağlayacaktır. Ve benim teknik litaratürde kendi adımı taşıyan 4 düzine kağıdı dolduracak patentim var. Bunlardan sadece bir tanesi için bile, bundan sonra verilecek binlerce Nobel Ödülleri’nin tümünü verebilirim..”


1915 yılında Tesla, kablosuz enerji iletimiyle ilgili çalışmalarını sürdürmektedir. Bu teknolojinin aynı zamanda muazzam bir yok edici gücünün de olabileceğini ara ara yaptığı açıklamalarla yinelemiştir.
Çok sonraları ABD’nin “Yıldız savaşları” projesine kaynak olacak bütün savaş makinası çalışmaları ve yaptığı açıklamalar, “Wardenclyff Projesi”ne desteğin çekilmesi ve kendisini sübvanse edebilecek finansör bulamamasından sonra başlamıştır.
Uzaktan kumanda teknolojisinin de mucidi olan Tesla, bu yıllarda görünmez mesafelerden kontrol edilebilen torpidolar yaptığını, ama elektrik dalgalarının çok daha yıkıcı olduğunu iddia etmiştir.
Bu açıklamalar yüzünden bazı olaylarda Tesla’nın izi aranmaktadır. 1907’de elektrik sıçramasının neden olduğu bir patlamayla batan Fransız gemisinin “Iena” ve 1908’de Sibirya’da bulunan “Tunguska” nehrini çevreleyen 200-250 bin hektarlık bir ormanın, 10-15 megatonluk bir patlamaya eşdeğer bir patlamanın ardından yanarak yok olması... bunlar elbette kanıtlanmış değildir, ama tam da Tesla’nın her türden yok edici silah icad ettiğini açıkladığı yıllara rastlayan sıra dışı olaylardır.

Dünyanın en önemli mucidi olan Tesla’nın bu tarihlerden sonraki yaşamı çok belirgin değildir. İzole edilmiş bir yaşam sürdürmüş, basına verilen yıllık doğum günü partilerinde buluşlarının yok edici özelliklerinden söz ederek, icatlarına ilgi çekmeye çalışmıştır. Bir de 1919 yılında, “Electrical Experimenter” dergisinde bitirmediği bir otobiyografisi yayınlanmaya başlamıştır. Derginin satışları birden rekor seviyede artmış, fakat önerilen çok büyük paralara karşın otobiyografisini yazmayı sürdürmemiştir.

Tesla portresi gerçek çehresiyle tamamlanması güç bir portre değildir. Her yönüyle ortada, açıkta ve sürekli gözlem altında bir yaşam sürdüren Tesla’nın bilim alanındaki icatlarının gerçek anlamda kavranılması güçtür. Onula ilgili en önemli şey, yaşadığı çağın çok ötesinde olduğu gerçeğidir.

Tesla’nın ismi, her ne kadar çok büyük bir değere sahip olduğunun bir göstergesi olarak “manyetik akışın metrik birimi” (T) olarak verilmiş

Tesla, “ölüm ışını” ve kimsenin geçemeyeceği “Tesla Kalkanı”nın yapılabileceğini açıklamıştır. İnsanlığı bedava elektrik sağlama idealiyle yola çıkmış büyük bir mucidin projelerine destek bulabilmek amacıyla zaman içinde savaş teknolojileri üzerine çalışmış olması insanlığın garip bir trajedisidir. I. Ve II. Dünya Savaşları’nı yaşamı olan Tesla, gerçekte savaş karşıtı olduğunu açıklamıştır. Fakat barışın sürekliliği için en güçlü silahların yapılması gerektiğini de ileri sürmüştür.

Tesla, insan beyninin dalgaları üzerinde çalışmalarında, beynin Beta, Alfa ve Teta boyutlarındaki dalga boylarının ölçüldüğünü bugünkü modern tıbbın ölçümlerine çok yakın olarak tespit etti. Normal bilinç düzeyindeki beta durumundaki beynin EEG ölçümündeki dalga boyunu saniyede 14 dinlenme durumundaki Alfa boyutunu saniyede 7’nin altında ve uyku durumundaki beynin Teta boyutunu da saniyede 3 devir birim olarak saptadı.

Tesla-Schuman Rezonansı olarak da bilinen dünyanın doğal dalga boyunu saniyede 10 olarak saptamıştı. Bugün kesin olarak bu ölçüm 7.8 olarak saptanmış durumdadır.

Tesla-ELF (çok düşük dalga boyu) 7.8 Hertz dalga boyuna ayarladığı elektrik enerjisini kendi üzerinde deneyerek, deney sonuçlarını kaydetti. Bu araştırmalar özellikle 1960’lı yıllarda Sovyetler Birliği’ndeki çalışmalarla geliştirildi. Vücudumuzun enerji haritası çıkarıldı. Tesla’nın başladığı beynin ön lobu ile arka lobu arasındaki enerji değişiminin verileri ve araştırmaların hangi aşamaya geldiği bugün halen kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Bilebildiğimiz sadece Rus bilim çevrelerinin “telekines” olarak tanımladıkları çalışmalarda beynin normal Beta durumundayken, Alfa ve Teta boyutlarına geçilmesi durumundaki sonuçlarının gerek Tesla ve gerekse de Sovyet bilim çevreleri tarafından incelendiği gerçeğidir.

Tesla, elektrik kuvvetini tüm dünyaya taşıyabilmesini sağlayacak çığırı açan tarihi bir buluş gerçekleştirdiğinin farkındaydı. Ancak, bunu kanıtlayabilmesi için paraya ihtiyacı vardı. 1900 yılında, ünlü sermayedar John Piermont Morgan'ın desteğini arkasına aldı ve patentlerinin kontrolünü elde etme imkânı sağladı.

Ama, yine maddi çıkarların kurbanı olmuştu. Morgan, AC teknolojisini kullanan elektrik şirketleriyle büyük yatırım ortaklıklarına girişmiş; Tesla'nın yeni telsiz güç sistemini hayata geçirmesine olanak tanımamıştı. Morgan, dört yıl boyunca dahiye para ödedikten sonra projeden mali desteğini çekti. Böylece, Tesla'nın telsiz güç rüyası da suya düştü. 50 yaşındayken, parasız ve işsiz bir durumda en başa döndü.

İlerleyen yıllarda, otel odalarında yalnız başına yaşayan Tesla'nın durumu acınacak haldeydi. 5 ya da 8 Ocak 1943'te geçirdiği kalp krizi sonucunda, New York Oteli'nde hayatını kaybetti. (Geniş Bilgi için Tıklayınız)

Tesla yalnızlık içinde ölür. Öldükten sonra odası, kağıtları projeleri gizli servislerce yağmalanır. Onlar bunu reddetse de ilerleyen yıllarda sık sık Tesla adı gündeme gelir. Bazen Amerika'nin iklim değişikliklerinde yüksek frekanslı dalgalar konusunda, depremlerde, beyin kontrolünde adından bahsedilir. Oysa çoğunlukla insanlığa hizmeti hedeflemiştir.

Tesla'nın radyo hakkında haklı olduğu ancak ölümünden sonra Amerikan "Supreme Court" mahkemesi tarafindan 1943 yılında karara bağlanarak gerçek mucidin Tesla olduğu ilan edildi.

1888- Tesla'nın Elektrik Motoru.
Bugün birçok alanda bu motoru kullanıyoruz.
Tesla'nin Elektrik Motoru tüm zamanların en büyük 10 icatından biridir.

 

 

 

En büyük hayali istasyonlar kurarak yerkürenin iletkenliğinden yararlanıp tüm dünyanın kablosuz bir şekilde elektriğe kavuşmasıydı. Dev bir bobin içeren kulesini Colarado'da kurdu. Önce toprağın içinden bir noktadan elektrik verip başka bir noktada elektrik çıkarmayı başardı.
Çevre çiftliklerdeki atların nallarını çarpan elektrik yüzünden baska bir faza geçti. Çıkan kaza da jeneratörü yandı. Şehir elektrik şebekesi çöktü ve Tesla suçlanıp maddi tazminat davası açıldı Tesla elindeki herşeyiyle birlikte laboratuvarını kaybetti.

En sonunda 1900 yılında bir finansörden destek buldu. Günümüzün TV, radyo istasyonu hatta interneti gibi bir veri aktarım sistemi kurması beklenirken asıl niyeti anlaşıldı. Ancak ekonomik dengeler ve teknolojik yatırımlar bu yeni devrim kabul edilemeyecek kadar ilerlemişti.

Kaynakça:
TESLA Anlaşılmamış Dahi / Margaret Cheney / Aykırı Yayınları / Biyografi
Bilim ve Ütopya Mart 2000
http://www.pbs.org/tesla
http://www.ttr.com
http://www.teslapress.com
http://www.teslascience.org
http://www.yurope.com/org/tesla/muzeje.htm
http://www.svensons.com/Tesla/

Nikola Tesla: Saklanan Gerçekler ( Bölüm 1/ 4 )

Nikola Tesla: Saklanan Gerçekler ( Bölüm 2 / 4 )

   
 

Nikola Tesla: Saklanan Gerçekler  ( Bölüm 3/4)

Nikola Tesla: Saklanan Gerçekler  ( Bölüm 4/4)