DEMİRKAN BARLAS SOYLEŞİ

 

Türkiye’nin bugün önünde bulunan en büyük sorunlardan biri nitelikli iş gücüdür. Problemin temeline inildiğinde karşımıza bir çok faktör çıkar. İnsanların büyük bir çoğunluğunun yaptığı işi sevmediği, mesleğin salt para kazanma, okulda ise sınıf geçme mücadelesi olarak görüldüğü, bilginin kıskanıldığı bir toplumda bu sorunları yaşamak ne kadar doğalsa, umutlu olmakta o kadar değerli oluyor. Sektörün yakından tanıdığı bir isim Demirkan Barlas, Betek firmasında Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten Barlas’ın eğitim konusundaki mücadelesi 1960’larda Kale Grubu’nda vazife yaptığı yıllara dayanıyor. Konuğumuz o senelerde büyük feyz aldığını söylediği İstanbul Teknik Üniversitesi Profesörleri Ruhi Kafesçioğlu, Nihat Toydemir, Erol Gürdal, Mimar Sinan Üniversitesi’nden Prof. Murat Eriç, Prof. Halid Yasa Ersoy, Kale Grubu’ ndan Besim Huni ve Alp Akman’ın yıllar içindeki bu büyük mücadelede büyük payları olduğunu belirtiyor. Türkiye’de o dönemlerde seminer yapacak salonlar yoktur. Kahvehanelerde sandalye dizip, seminerlerin yapıldığı günleri anarken Barlas, o günün slayt makinelerin yerini projeksiyonlara, bilgisayar ortamlarına ve bugun interaktif alanlarda yapılan sunumlara bıraktığını gözler önüne seriyor.1960 yılında kahvehane köşesinden 2001 yılında interaktif alanda verilen bilgi ortamına ulaştığımız günümğzde ne değişti; ne değişmedi? Barlas’a göre tek değişen teknoloji ve imkanlardı. Ama Türk insanının sevgisi ve hoşgörüsü her zaman vardı. Sadece kullanılmadığı için gidiş kötüye doğruydu. Çünkü insanların önüne köşe dönme olayı başta olmak üzere hep kötü örnekler konmuştu. 
 
Düzenlenen seminerlerde katılımcılara emek vermeden elde edilen kalıcı ve degerli olmayacağını anlattığını söyleyen Demirkan Barlas,1960 yılndan beri seminerlerdeki yoğun ilginin püf noktasının bu olduğunu dile getirdi. “ İnsana değer vermediğiniz, ona bir şey anlatmadığınız zaman, çocugunuz dahi olsa kötü yola düştüğünde günahın tamamını ona yükleyemezsiniz. Bunun yarısıda sizindir. Tarlaya bile buğdayı doğru verirsen, doğru netice alırsın. Az yada çok deil, uygun ortamda ve doğru oranda odaklaşmak gerekir” diyerek görüşünü ortaya koyan ve her başarının temelinde insan faktörünün olduğunu düşünen Barlas, son beş yıl içerisinde 60 bini aşkın boyacıya seminer verdi. Halende günde yasıları 100 ile 250 arası değişen ustayla bir araya gelip, seminer düzenliyor. Bilhassa boyacı esnafı tarafından sevilen, anlattıkları uygulamay dönüşen Barlas’ın sırrı nedir? Türkiye’nin dört bir yanında yaptığı seminerlerde hep aynı olumlu sonucu doğuran bu sırrın cevabı belkide konuğumuzun şu sözlerinde gizli; “Ben onlara sadece boyayı değil, kendilerinide anlatıyorum.” 
 
“Siz bir doktorsunuz; İnşaatı görmeden fiyat vermeyin” 
 
Peki ülkenin neresinde düzenlenirse düzenlensin, herkesin koşarak gittiği bu seminerlerde ne anlatılıyordu? Boya hakkında verilen bu bilgilerin ötesinde bu toplantılarda, boya ustalarını büyüleyen neydi? Bu soruyu yönelttiğimiz Barlas, bakın neler söyledi; “ Ben onlara her mesleğin kutsal olduğunu hatırlatıyorum. İnsanların yaşamak için bir birbirine ve diğer meslek erbabına ihtiyacı olduğunu anblatıyorum. Herkes okuyup vali, kaymakam, mühendis olsa hayat devam edebilir mi? Manava gidip meyvenizi, bakkala gidip sigaranızı almazsanız, boyacı gelip evinizi boyazsa, elektrikçi arızayı onarmasa, yol işlerinde çalışanlar yolları yapmaz, denizde denizciler, havada havacılar olmazsa hayat devam edebilir mi? Yaşam bu haliyle renksiz ve kalitesiz olurdu. Boyacılara ne kadar önemli olduklarını hatırlatıyorum. Onlara bir doktor olduklarını söyleyip, hitap ettikleri inşaatları görmeden fiyat vermemelerini belirtiyorum. Seminer sonunda, başka birisinin parasını harcayarak ona kötülük etmemeleri gerektiğini anlıyorlar. Zorlukla elde etiği birikimlerini kendilerine emanet eden insanlara ihanet edemiyeceklerini söylüyorum. Ve bu onlara ciddi anlamda tesir ediyor. “ Toplantılarda boyaların teknik özellikleri ve uygulamaya yönelik bilgilerde veriliyor. Ama Demirkan Barlas gerçek başarının nedenini bu tarzda görüyor ve ekliyor:” Bu başarının altında ekip anlayışı ve konsept var. Bu konuda hiç bir desteği esirgemeyen firmamın, davetiye dağıtan arkadaşımın , boyacıları tespit edip bildiren bayimizin, ürünümüzün kaliteli olmasının, anlatılan bilgilerin doğruluğunun neticesinde ortaya bir bütün çıkıyor.” 
 
Yollar bozuk, musluklar bozuk ama adamlar sağlam idi... 
 
 
İbrahim Sadri’in bu mısraları Demirkan Barlas’ın görüşleriyle bire bir uyuşuyor. Nitekim Barlas da “ Bu şiiri dinlerken hep kendimi yaşıyorum. Bende olimpos gazozu, yazlık sinemalar ve Sadri Alışık’la büyüdüm. Gerçekten bir sürü evin televizyonu, buzdolabı yoktu ama her evin huzuru vardı. Bugun kimsenin hayattan zevk almadığı, suratların asık olduğu, ama son model arabalarla gezildiği bir ortamda yaşıyoruz. Unutulan en büyük değer insan unsurudur. Ben bunun misyonerliğini yapıyorum” dedi. Her gün 250 kişiye eskinin bu güzelliklerini anlattığını söyleyen konuğumuz, toplantılarda bilgi akışının yanında, insani boyutlarında ön plana çıktığını söyledi. Yıllardır verdiği emeğin karşılığını almasının temelinde olaylara salt teknik bilgilerle deil, bazı değerleride katarak yaklaşmasının büyük etkisi olduğunu dile getiren sektör mensubu “ Yoksa en güzel CD’i verin, alıp dosyaya atıldıktan sonra bir anlam ifade etmez. Katılımcıyı, dinamizm, şevk ve güzellikle karşınızda gözünü kırpmadan, uyumadan dinletebiliyorsanız önemli olan budur. Anlattıklarınız ancak bu sonuçla eğitim özelliği taşır “ şeklinde konuştu. 
 
 
Adnan Kahveci’le toprağa giren umut 
 
Yıl 1986... Demirkan Barlas Kaleterasit Ticaret Müdürü olarak katıldığı Ankara’daki İmsad toplantısında, dönemin bakanlarından Adnan Kahveci’in yaşadığı bir sorunu dile getirip yönelttiği soruya cevap verir. Barlas , bakanın yaşadığı problemin temelinde eğitimsizlik olduğunu söyler ve çözümünde nitelikli usta yaratmaktan geçtiğini belirtir. Bunun üzerine Kahveci, Barlas’a müşteşarını yollar ve neticesinde meslek edindirme kursları harekete geçirilir. Üstelik buradan mezun olanlar Valilik imzalı belgelere sahip olurlar. Daha sonra, mesleğe yönelik bilgilerin aktarıldığı televizyon programları yapılır. Ne varki Türkiye’nin bu dev projesinin ilk adımları atılırken Kahveci vefat eder ve daha sonra bu projeye kimse sahip çıkmaz. Oysa Demirkan Barlas’a göre ‘Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı’nın en önemli görevlerinde bir bu olmalıdır. Türk Milleti’nin geçmişinde ahilik müessesesi olduğunu hatırlatan Barlas, günümüzde her 100 üniversite mezunundan 83’ünün kendi meslerği dışında hizmet verdiğini belirten istatiklere atıfta bulunarak “ Sadece okuyanların eridiği yetmiyor gibi, usta-çırak ilişkisine dayalı ahilik felsefeside sona erdi” dedi. Usta kesminin keskin bir savunucusu olan sektör mensubuna, tüketicide var olan’ Allah ustanın eline düşürmesin’ düşüncesinin nerden kaynaklandığını sorduk. Barlas’ın yanırı şöyle oldu:” Bizler ahilik ile dünyaya meslekleri anlatan ataların torunlarıyız. Bu günkü Ticaret ve Sanayi odaların çıkışı bile bu sisteme dayanır. Bu sisteme göre insanlar işe çırak olarak girer, zaman içerisinde kalfa ve usta mertebesine yükselirdi. Birisi peştamalini kulanıp meslek sahibi olunca , bağlı bulunduğu oda bulunduğu oda tarafından yönlendirilir; bölgelere göre çalışma hakları verilirdi. Şimdi ustalık çıraklıktan değil, tepeden inme olunca, o işi bilmeyen insanlara verilen avuç dolusu para tüketicinin canını yakıyor ve ‘ Allah ustaların eline düşürmesin! Sözü ortaya çıkıyor. Oysa o adam usta değil ki. Eskiden duvar ustası, boyacı veya sıvacı, işini üniversite bitirenden çok daha iyi bilirdi. Ama ‘usta’ olmanın kolaylaşması, usta-cırak ilişkisinin bitmesiyle bu nbitelik kayboldu.” Aslında Demirkan Barlas bu sözleriyle mevcut problemlerin temelinde yatan nedenleride ortaya koyuyordu. Biz sohbetimizle size 41 yılın özetini verdik. Bu özet içinde ne olursa olsun eğitim mücadelesini bırakmayan bir ismi konuk ettik. Ahilikten 60’lı yıllara 60’lardan 21.yüzyıla uzanan bir yelpaze ‘ustalık, meslek sevgisi, eğitim ve insan unsuru’nu ortaya koyan sohbetimizin sonunu bir özlü sözle tamamlayalım; 
” Kimse bir damla suda boğulmaz. Ama barajları dolduran o yağmur taneleridir. 
  
Kaynak: Nalburiye Dergisi