 |
|
|
|
Amatör
balıkçılık eğlenceli, dinlendirici, doğayı ve doğal yaşamı
yakından tanımak açısından son derece faydalı bir
spordur.Günümüzde yoğun tempoda çalışma ve birtakım
olumsuzlukların neden olduğu aşırı stresten arınmak için son
derece etkin bir uğraştır.Özellikle balık oltaya vurmaya
başladığında yoğun konsantrasyon ve dikkat nedeniyle de son
derecede rahatlatıcı özelliğe haizdir. Kıyı balıkçılığıyla
boş zamanlarını değerlendiren amatör balıkçılar hem güzel
bir spor yapmış, hem de temiz hava alarak sağlıklarını
korumus olurlar. Sahilin tatlı serinliği ve mücadele duygusu
kişiye bedensel ve zihinsel yorgunluğunu giderme olanağı da
sağlar. Deniz, göl, ırmak gibi su kaynaklarına yakın
yerleşim birimlerinde yaşayan herkes bu faaliyete kolaylıkla
katılabilir.
Amatör
balıkçılık , bu iş için kullanılan av malzemelerinin kolayca
bulunabilmesi, pahalı olmaması ve meraklılarınca kolayca
yapılabilmesi nedeniylede ekonomik külfet getirmeyen
herkesin uğraş verebileceği bir faaliyettir.
Amatör
balıkçılık yazılı olmayan kurallar içermektedir. Amatör
balıkçılar her zaman birbirlerinin dostudur. Avcılık
sırasında kazandıkları deneyimleri, buldukları yeni
yöntemleri, verimli av yerleri hakkında bilgileri her amatör
balıkçı, bir başkası ile paylaşmalıdır. Bu şekilde kendisi
de yeni yöntemler öğrenme, deneyimler elde etme fırsatı
bulacaktır.
Balık
avlama, kesinlikle balık öldürme değildir.Her amatör balıkçı
balıklara karşı derin bir sevgi duymalıdır.Yenemeyecek kadar
küçük, ya da sofra için elverişsiz balıklar oltaya
takıldıkları zaman fazla zedelemeden iğneden kurtarılmalı ve
özenle yeniden suya bırakılmalıdır.Böylece hem canlı bir
varlığa gereksiz acı çektirmemiş, hem de doğanın dengesine
zarar vermemiş oluruz.
|
|
AMATÖR BALIKÇILIKTA KULLANILAN AV
ARAÇ VE GEREÇLERİ |
Amatör balıkçıların balık avında kullandıkları
aletlerin başlıcası
OLTA TAKIMLARI olduğundan olta takımları ile
onların tamamlayıcılarını anlatacağız.
Birçok amatör avcı bazen kancaya, bazen kamışa
hatta bazen de makinaya olta demiş, çogu ise balık avcılığında balık
avlamak amacıyla elimize aldığımız bütün elemanları içeren düzeneğe
bilmeden yanlış ifadeyle olta demiştir.
|
 |
|
|
OLTA
Balık tutma amacını güden takoz, mantar yada kasnağa
sarılmış ancak üzerinde hiçbir elemanı bulunmayan misina yada ipten
yapılmış düzenektir.
Bu
tarife göre herhangi bir araca sarılı boş bir ip veya misinadır.Eğer
bir yere sarılı değilse buna kabaca
MİSİNA
yada OLTA İPİ denir. Boş ana misinaya yani olta'ya önce bir
fırdöndü takılır.Bunun görevi balığın misinayı dolaştırmamasını
sağlamaktır. Fırdöndüden sonraki kısım avlanmayı yürüten kısımdır ki buna
beden denir. Bedenin kalınlığı olta kalınlığında yada 1 numara ince
olmalıdır. Bedenin üst ve alt uçunda birer halka oluşturulur. Bu halkalara
kasa denir. Üstteki kasa olta ipinin ucundaki klipsli fırdöndüye bağlanır.
Alttaki kasa ise ağırlığın bedene takılıp çıkarılması için kullanılır.
Değişik derinliklerde avlanmak için en uç kısmına kurşun ağırlık ilave
edilebilir yada yüzeyde av yapılacaksa en alta kanca en üste şamandıra
ilave edilir. Takımların bedenlerine balık tutma amacı ile eklenen ve
ucunda iğne bulunan kısa iplere köstek denir. Köstekler hangi takımın
bedenine iliştirilmişlerse o isimle anılırlar. Paragat kösteği, çapari
kösteği, yeldirme kösteği gibi. Köstek kalınlığı kesinlikle olta
kalınlığından en az 1 numara ince olmalıdır.
|
|
OLTA TAKIMINI
OLUŞTURAN ELEMANLAR
|
MİSİNALAR (OLTA İPİ)
Balık avcılığınin ilk yıllarında bugün
kullanılan naylon ipler yoktu, onun yerine at kuyruğundan alınan
uzun kılların örülüp birleştirilmesi ve uç uca eklenmesi ile olta
ipleri yapılırdi. Bu arada keten, kenevir, keçi kılı, naylon gibi
malzemelerden de olta ipleri yapılıp kullanılmıştır.
Balık avında kullanılan misinaların hepsi
plastik veya naylon orijinlidir. Misina ucuz bir malzemedir.Bu
nedenle düğümlü,buruşuk ve aşırı katlanmış çatlamış eski misina ile
balık avına gitmek doğru değildir.Ayrıca düğümlü olan misinalar
kesinlikle değiştirilmelidir,aksi halde ani bir yüklenme sonucunda
misina düğüm yerinden kopacaktır.
|
 |
Monofilament olta
ipleri:
Bildiğimiz ve en yaygın kullanılan tek
lifli naylon olta ipi yani hep dediğimiz gibi misinamız bu işte. Misinalar
piyasada numara ile satılırlar. Türkiye'de misinalar 0,10 mm. den başlar 2
mm. ve gerekirse daha kalın çaplara kadar gider. Bu sıralama da 010, 015,
020 gibi 0,05 mm. artar. Oysa dünyada 0,01 mm. artışlarla elde edilen 014,
017, 022, 028 gibi ara çaplar da vardır, böylece amatörün seçim şansı
artar bu uygulama ülkemizde de giderek yaygınlaşmaktadır. Türkiye'de
misinalar çaplarına göre tanımlanır mesela 30 numara demek 0,30 mm çaplı
misina anlamına gelir. Bazı ülkelerde de misinanın çapı yerine kopma test
değeri yazılır. 3,8 kg. veya 10,6 kg. gibi. Tabii İngiliz birim sisteminde
libre veya pound yazılır 23 lbs gibi. (1 libre = 455 gr.) Başka bir
uygulamada da hem çap hem de test değeri yazılır ki en iyisi budur. Mesela
0,50 mm. / 19,6 kg. gibi.
Flora Karbon
misinalar:
Çok şeffaf olup suda neredeyse görünmez
olurlar. Oldukça pahalı olmaları nedeniyle , iyi bir firmadan test
değerleri güvenilir bir monofilament işimizi rahat rahat görecektir.
Son olarak alabalık avında
yapay sinek (fly)
takımında kullanılan olta
ipinden bahsedelim. Aslında bunlar da sonuçta örgü (dakron) teknolojisinin
ürünüdür. Uçlarına ince özel bedenler, bedenlere de yapay sinek (böcek,
uçan hasere, larva) taklidi olacak şekilde tüyler ve iplikle donatılmış
iğneler bağlanarak kullanılırlar.
Her ne olta ipi kullanırsanız kullanın özellikle deniz
de kullanımdan sonra tatlı su ile hafifçe çalkalayarak kurutun. İyice
eskimesini pullanıp, kopma değerinin azalmasını beklemeyin; hayatta nadir
karşılasabileceginiz bir balık bu yüzden kaçabilir. Özellikle ucuz olan
monofilament kullanıliyor ise sezonda en az bir kere yenileyin.
Misina seçiminde en önemli konu
avcılığı yapılan balığı çekebilecek en ince misinanın tercih edilmesidir.
Misina için önemli bir diğer husus da rengi ve yumuşaklığıdır. Mevcut
suyun rengine uygun olmayan renk seçiminde balık misinayı görecek ve yeme
gelmeyecektir. Misinanız ne kadar yumuşak olur ise kırışmaz, katlanmaz ve
uzun ömürlü olur.
MANTARLAR
Mantar olta ipinin sarıldığı sert mantardan yapılmış
dikdörtgen prizmasi şeklindeki malzemedir. Aslında mantar konusu pek o
kadar önemli olmamakla beraber doğru mantarı seçmek önemlidir. Mantar
yapılan takıma göre küçük olursa olta iyi sarılmaz, sarımlar üst üste düşer
kullanımı zorlaşır. Büyük seçilirse gereksiz yer kaplar bir fayda da
getirmez. Türkiye' de mantarlar 3,4,5 gibi numaralarla satılır. Mesela 050
çapında 100 metre olta ipi ile yapılacak bir takıma 4 numara mantar gayet
iyi olur. Daha uzun olta kullanılacaksa 5 numara tercih etmek gerekir.
Mantarın bir faydası da takımın üzerindeki iğnelerin mantara saplanarak
muhafaza edilmesidir. Uçlari açıkta olmayınca hem iğneler, hem de amatör
korunmuş olur. Son yıllarda piyasada mantar yerine plastik kasnaklar
kullanılmaya başlanmıştır.
ÇELİK BEDENLER
Dişli balıkların avında balık bedeni
kesip kaçmasın diye çelik bedenler kullanılır. farklı tiplerde piyasada
kolaylıkla bulunur. Kimileri naylon kaplı, kimileri çıplak çelik ip
olabilir. Kısaca çok farklı tipleri vardır. Genelde çelik beden kullanımı
vuruşu azaltmaktadır, bu mahsuru göz önüne alarak rast gele çelik beden
uygulamasında kaçınılması gerekir; hatta mümkün ise başka çözüm üretme
yolları da araştırılmalıdır.
FIRDÖNDÜLER
Kendi ekseni üzerinde, en küçük güce
uyarak dönebilen, iki halkadan ibarettir. Fırdöndüler genellikle
paslanmayan sarı madenden yapılırlar. Fırdöndünün halkalarından birisine
beden, diğerine de olta ipi yani misina bağlanır. Takımı oluşturan
elemanların uygun ve usulüne uygun bağlanmaması durumunda takımın
gamlanmasına yani bükülüp kıvrılmasına ve kullanılamaz duruma gelmesine
neden olur.
|
En önemli özellikleri yük
altında kolaylıkla dönebilmeleridir. Eğer bu olmuyorsa o fırdöndü iş görmüyor
demektir. Bu amaçla son yıllarda plastik yataklı son derece hassas hemen hemen
hiç gam yaptırmayan fırdöndüler üretilmektedir, ancak bunlar pahalıdır.
Fırdöndülerin yük taşıma yetenekleri de önemli bir özelliktir. Bu amaçlarla
fırdöndüler de iğneler gibi numaralanarak tanımlanmaktadır, yandaki şekil
numaralamayı göstermektedir. Ancak bu numaralama sistemi amatörler arasında pek
yaygınlaşmamış fırdöndü, boy uzunluğu ile tanımlanır olmuştur; 3 santim, 4
santim gibi. Bazı fırdöndülerin birer uçlarında kopça vardır, bu kopçalar
fırdöndünün yemlenmiş hazır bir kasalı bedene veya atıp çekme avında kaşığın
halkasına çabucak bağlanmasına yararlar. Dip sürütmeleri için ise üç kollu
fırdöndüler yaygın olarak kullanılır. Ancak üç taraftan yüklenme fırdöndünün
hassas olarak görev yapmasını engelleyebilir. Bu durumda ya beden ve olta
tarafına birer fırdöndü daha eklenir veya iri balıkların avında bu zor
olacağından çelik bir ek halkasına üç adet fırdöndü takılarak olta, beden ve
iskandil ayrı ayrı fırdöndülere bağlanır. Fırdöndü seçimi amatörün bilgi ve
tecrübesi ile olur.
|
 |
|

|
Tatlı sularda daha çok koyu renkli veya
siyah fırdöndü kullanımı tercih edilirken denizde hemen hemen her renk
rahatlıkla kullanılabilir.
OLTA İĞNESİ (KANCA)
Balık avcılığında en önemli konulardan
birisi de olta iğneleridir.Balığın yakalanmasını sağlayan malzeme olarak
her balık türünün farklı boyları için uygun iğne seçimi, avcılığın
başarılı olmasında en önemli etkendir.
Sağlam paslanmayan , ucu çok sivri ve düzgün yapıli
oltalar seçilmelidir. Oltanın yapısı ne kadar pürüzsüz ve düzgün ise
avcılık da o kadar işlek olur. Uç kısmının kütlesmesi avcılığın başarısız
olmasını baştan kabul etmek demektir. Yine kancalar tek olduğu gibi üçlü
de olabilmektedir. Üçlü kanca tatlı su balıkçılığında yaygın olarak
kullanılır. Turna ve levrek avında yemli olta ucunda bu kancalar bulunur.
Yapay yemlerde de (kelebek olta, rapala, kaşık vs.) bu kancalar iş görür.
Balık avı için olta şekli ve numarası
seçiminde tecrübeli olmak gerekir. Bu konuda en iyi tedbir avcılığına
gidilecek balık konusunda usta bir balıkçıdan bilgi istenmesidir. Olta
iğnesi, balık tutmak üzere, özel olarak hazırlanmış demir bir çengeldir
şeklinde açıklamalarımızı tamamlayabiliriz.
KURŞUN AĞIRLIKLAR (İSKANDİLLER),
KISTIRMALAR
Takımın dibe batmasını sağlayan,
genellikle kurşundan dökülen ağırlıklara iskandil denir. Yapıldığı metalin
adı ile yani genelde kurşun diye anılır. Günümüzde kurşunun doğayı
kirletici etkisi nedeni ile kurşun yerine başka metaller kullanma eğilimi
baş göstermiştir. Derinliğe, akıntıya göre iskandil ağırlıkları veya şekli
değişebilir. İskandil bedene bağlanmaz. Bunun nedeni gereği halinde çabucak
değiştirebilmektir. Bazı iskandillerin üzerinde ağırlıkları yazar
bazılarında da numara yazar. Bazı durumlarda balığın ilgisini çeksin diye
iskandil parlatılır. Ayrıca şamandıralı takımlar, akıntı altında kullanılan
takımlar gibi bedenin apiko durmasının gerektiği durumlarda veya ilave
küçük ağırlıklar gerektiğinde kullanılan ortası delik küçük ağırlıklara
kıstırma denir. Kıstırmalar ortası delikli (çalışır) olabileceği gibi;
ortası yarık da olabilir. Delikli iskandilin içinden geçirilen misina ufak
bir çubuk veya kibrit gibi bir şeyle sabitlenir. Ortası yarık olanlarda
ise yarığa oturan misina kıstırmanın pense ile ezilmesi yoluyla
sıkıştırılır. Bazı iskandillerin iki ucu da delik olabilir. Bunlara mavruka
veya çiftgöz iskandil denir. Bunlar da iskandiller gibi çesitli boy ve
ağırlıklarda olabilirler.
KURŞUN ÇEŞİTLERİ
ZOKALAR
Özel kalıplarda, sap tarafı
yerleştirilen iğnenin üzerine kurşun dökülmesi ile elde edilir. Zokalar
oltacılığın ayrı bir bölümünü oluştururlar. Zoka yapan ve kullananlara
zokacı, zoka ile avlanmaya da zokacılık denir. Zokalar her türlü balığın
avında geçerlidir. Zokalar avladıkları balıktan çok şekil ve biçimlerine
göre isim alırlar. Akıntılı, anaforlu ve derin sularda pek geçerli olan
zokalar, ancak bir takıma bağlandıktan sonra, hangi balığın avında
kullanılacaksa o balığın adını alırlar.Yani zoka olarak değil de takım
olarak avlayacağı balığın adı ile anılırlar. Örnegin Torik zokalı takım,
lüfer zokalı takım, mercan zokalı takım gibi.
Denizde kullanılan zokalar
civalanır. Balık malzemesi satan dükkanlardan temin edebileceğiniz az
miktarda civa ufak bir cam şişede muhafaza edilir. Bir çuha parçasına
yatırılan zoka üzerine şişedeki civa tuz serper gibi çok az miktarda
serpilir. İğne tarafından elle tutulan zoka çuha ile ovulur. Kurşuna
yapışıp sıvanan civa zokaya, balıkların ilgisini çekecek pırıl pırıl bir
görüntü verir.
|
Denizde
kullanılan zokalar tiplerine göre sarmısak, sülük, fındık, pirçol gibi
isimlerle anılırlar. Aslında pirçol tüm küçük zokaların genel adı olmakla
birlikte mesela eski amatörler sarmısak zokanın küçüğüne pirçol, sülük zokanın
küçüğüne zokita, fındık zokanın küçüğüne leblebi de derler. Ayrıca pirçolun
yünlülerin küçügü olarak adlandırılabilecek piskova (kovuşturma) ve ovala denen
tipleri de vardır. Kısaca ovala yuvarlak, kovuşturma köşeli yapıdadır. |
 |
|
|
 |
Zokalar
her mevsimde kullanılabilmekle beraber özellikle soğuk dönemlerde daha da
verimlidirler. Her tür zoka her türlü yemle rahatlıkla kullanılabilmekle
beraber sarmısak zokalar ölü bütün yem, fındık zokalar canlı yem, sülük zokalar
ise kesilmiş yaprak yemlere daha uygundur.
|
Bazen zokanın hemen altına, zoka
iğnesinin sapına bağlanan bir iğne ile balığın yemi ısırıp kopararak
yerken yakalanması amaçlanır. Bu iğneye hırsız iğne denir . Hırsız iğneyi
zoka iğnesinin sapına bağlamak için kullanılacak düğüm, düğümler
sayfasında klasik iğne bağı olarak anlatılan düğümdür. Düğüm atıldıktan
sonra boş uç ve hırsız iğne dirsek kısmından birer pense veya kargaburun /
pense ile tutularak düğümün iyice sıkışması sağlanırsa hırsız iğne kolay
kolay yerinden kaymaz. Özellikle lüfer, sinarit avlarında balık vurur
fakat yakalamadan yemin sarkan kısmını koparıp alırsa bu yola baş
vurulmalıdır. Zoka kurşundan farklı olarak bedene bağlanır.
a)
Pirçol
b)
Sarımsak
c)
Sülük
d)
Fındık
e)
Piskova f)
Ovala
g)
Yünlü
h)
Yüksük
i)Seyirme
f)
Çarpma
YÜNLÜLER
|
Yünlü gibi kullanılır ve hemen
hemen aynı işi görür.Yüksükler daha çok yırtıcılarin küçük balıkları
sikistirip yüzledikleri durumda kullanılırlar. Yünlüden farkları
budur, tabii daha da hafiftirler. Sabit ve hareketli olarak iki tip
olabilirler. Balık başına benzeyen üzerinde zoka benzeri iğne
bulunan bir kurşunun üzerinde açılan çevre kertiğe iğneyi örtecek
büyüklükte kaz, horoz veya martı tüyü ibrişim ile sıkıca bağlanır.
50-70 gr., ağırlığında; çogunlukla da daha hafif olurlar. Uygulaması
tüm kaşık uygulamaları gibidir, atılır biraz beklenir ve çekilir.
Akıntı altlarında da başarı ile kullanılır. |

|
YÜKSÜKLER
|
Kurşundan dökülen yünlülere küçük
balık şekilleri verilir, mesela 1 gümüş, 2 hamsi, 3 ve 3a istavrit
(iki yönden) taklidi yünlülerdir. Yünlüler genelde 8-12 cm. boyunda,
50-150 gr. ağırlığında olur ve boyutlarına uygun tekli veya üçlü iğne
ile donatılırlar.Daha çok karadan kullanıma uygundurlar. Mümkün
olduğunca uzağa atılarak bir müddet dibe inmesi beklenir, daha sonra
hızla çekilerek yırtıcı iri balıkların saldırması sağlanır. Yünlüler
genelde yemlenmez, bunun yerine üzerindeki deliğe iğneye kadar
uzanacak şekilde horozun göğüs tüylerinden (tercihen kırmızı) iki üç
adet sıkıştırılır. Yünlülerin küçüklerine piskova da denir. Bunlar
7-8 cm. boyunda olur ucunda 6 - 7 numara çapari iğnesi vardır.
kullanımı zokaya benzer, yünlülerden farkı hem sandaldan hem de
karadan kullanılabilmesidir. Sandaldan aynen orta su sürütmesi gibi
de kullanılır. |
 |
SEĞİRTMELER
|
Dip
seğirtmesi de yünlüye benzer. Ama balık şeklinde değil de torpil veya füze gibi
yapılırlar. Çekilirken salınım hareketleri yapması için iğne tarafında hafif
şişkinlik vardır. Boyları 10 - 15 cm. ağırlıkları 100 - 200 gr. civarındadır.
Daha çok sandaldan ve elle kullanmaya müsaittir.
|
|
ÇARPMALAR
|
Çarpma balığın bolca bir arada bulunduğu yere atılıp hızla çekilmesi ile rastgele takıldığı balığı yakalayan araçtır. Elips biçimli seğirtmeyi andırır, genelde üçlü iğne ile donatılmıştır. Yakalanması amaçlanan balığın cüssesine orantılı olarak hazırlanır. İstavrit, ilarya, hamsi için 5, kefal, lüfer palamut için
8 - 10, kofana, torik gibi balıklar içinde 10 - 15 cm olurlar. Daha çok kefal amaçlı hazırlanmıştır.
|
 |
ATIP ÇEKMELER
Genellikle karadan ve daha çok istavrit için tasarlanmış bir araçtır. Şekli yandaki gibi olup isterseniz çalışır bir kurşun içine bir kaç kat kalın misina sıkıştırarak yapabileceğiniz gibi basitçe hazır da alabilirsiniz. İstavrit için kullanımında takımın gelmesi istenen derinliğe göre farklı ağırlıklarda olurlar. Ana prensip aynıdır. Bir taraflarında fırdöndü bir taraflarında beden bağlamak için kasa bulunur. Kuyruk altı veya sülük yemle yemlenirler, tüylü tek çapari iğnesi kullanıldığı da olur. Beden mümkün olduğunca ince balığına göre 010 veya 025 olabilir.
KAŞIKLAR
|
Aslında yukarıda anlatılan yünlüler, yüksükler gibi araçlar klasik kaşık uygulamalarıdır. Esas itibari ile kaşıklar etrafta bulunan yırtıcı balığın dikkatini çekerek saldırıp yakalanmasını sağlayan parlak gümüş renkli veya renkli metalden yapılmış, atılıp çekilerek kullanılan araçlardır. İki tipi vardır, biri sabit gövdeli çekilirken suda salınım yaparak balığı cezbeden; diğeri döner gövdeli olanıdır. Tabii bunların da kendi içlerinde tüylüsü, tüysüzü, üçlü iğnelisi, tekli iğnelisi gibi farklı modelleri vardır.
|

|
|
Resimlerde tatlı ve tuzlu sularda kullanılan muhtelif kaşıkları görüyorsunuz. Üsttekiler sabit gövdeli, alttakiler de döner gövdeli kaşıklardır. Son resim döner gövdeli bir kaşığın yapısına örnektir. Döner gövdeli kaşıklar daha çok tatlı sularda kullanılır. Söğüt yaprağı diye görülen kaşık hem tatlı hem tuzlu sulara uygundur.
|
YÜZER AĞIRLIKLAR
|
Yüzer
ağırlık veya batar şamandıra veya İtalyanca ismi ile bombard, sonraları
sbirolino ve bullrag dendiğini de duyduğumuz bu alet aslında atıp-çekmede
kullanılan yardımcı bir donanım. İlk olarak İtalya'da alabalık avı için
geliştirilmiş ama daha sonra çok başarılı olduğu görülünce tatlı sulardan
denizlere her yerde kullanılmaya başlamıştır. Aletin şekli ve takımın
düzenlenmesi alttaki resimdeki gibidir.
|
|
|
 |
|
Yüzer ağırlık şekilden de görüldüğü gibi balsa gövdeli şamandıraya benzer yapıda ön tarafı hafifçe ağırlaştırılmış bir alettir. Gövdenin taşıma yeteneğine ve ağırlığına göre hızlı batan, yavaş batan, yüzen tipleri vardır. 10 gramdan, 30 grama kadar çeşitli ağırlıklarda olabilir. Şeffaf veya değişik renklerde olanlarını bulmak mümkündür. Gövdenin şekli dolayısı ile hacmi Arşimet prensibine göre batma hızına etki edeceğinden mesela 20 gram ağırlıkta ama değişik gövde şekilli iki yüzer ağırlığın biri hızlı batar, diğeri yavaş batar olabilir. Bu yetenekleri derin sulardan çok sığ sulara kadar pek çok yerde başarı ile kullanılmalarını sağlar. Mesela alabalık avında diz boyu sığlıklarda yavaş batan veya yüzer modelleri ile rahatlıkla avlanabilirsiniz. Denizlerde de zarganadan levreğe kadar pek çok balık için kullanılabilir.
|
PLASTİK YEMLER
|
 |
Bunlarda kaşık uygulamalarında olduğu gibi yırtıcı balıkların ilgisini çekerek yakalanmalarını sağlamaya yararlar. Genelde yukarıda anlatılan tatlı su zokalarına takılarak kullanılırlar. Kamış yardımı ile tüm kaşık uygulamalarında olduğu gibi mümkün olduğunca uzağa atılıp çekilerek kullanılırlar. Çekiş hızı ve tekniği yakalanması planlanan balığa göre değişiklik gösterir.
|
|
Yumuşak
plastikten yapılan bu yemler çekilirken su içinde salınarak, titreşerek yırtıcı
balıkların ilgisini çeker ve saldırmalarını bu şekilde de yakalanmalarını
sağlar. Bu yemlerde esas olan çekilirken su içinde yumuşak hareket etmeleri,
ufak çekim hızlarında bile salınım veya titreşimlerini sürdürmeleridir. Bu
nedenle pek çeşitli modelleri üretilmektedir.
|
 |
|
 |
Solucan,
sülük, kurbağa, yavru balık taklitleri vardır.Ama denizlerde düz renklerden çok
üzeri parlak sim parçaları ile kaplı veya imali sırasında içine parlak
parçacıklar karıştırılmış simli modeller başarılı olmaktadır.Denizlerde atıp
çekmeden daha çok sürütme takımlarında kullanılırlar.
|
YAPAY BALIKLAR
|
Yavru veya yaralı balık taklidi ile yırtıcı balıkların dikkatini çeken ağaç (balsa) veya plastikten yapılmış yapay yemlerdir.Pek çok balık avı malzemesi üreten firma tarafından yapılıp satılmaktadırlar. Dalan (diving), yüzen (floating), dengelenmiş (balanced), su üstenden gelen (popper), titreşip ses çıkartan (Rattling), parçalı (jointed) gibi modelleri vardır. Dalan modeller normalde suya batar ve çekilirken üretimine uygun derinliğe kadar iner. Yüzen modeller su üstünde yüzer çekilirken ayarlandığı derinliğe iner ve durma anlarında gene yükselir.
|
|
|
Dengelenmiş
tipleri çekildikçe istenen derinliğe iner durma anında hangi derinlikteyse
orada kalır. Popperler su üstünde kalır çekilirken de batmaz, bunları sert, ani
hareketlerle çekince su üstünden suları şapırtadarak gelirler, bu da etraftaki
yırtıcılara su üstünde oynayan yavru balık hissi vererek saldırmasına neden
olur. Ses çıkartan modelleri dalan tip olup içleri çıngırak gibi parçacıklarla
doldurulmuştur. Çekilirken yaptığı titreşimle su içinde çıngırak gibi ses
çıkartarak dikkat çeker.
|
FLY’LAR (YAPAY SİNEKLER)
Yapay sinekler veya ingilizce adı ile fly genelde alabalık avında kullanılan sahte yemlerdir. Çevredeki suda yaşayan böcekler, uçucu böcek, karada yaşayan böcekler ve bazı canlılar, yavru balıklar, sinek, larva, yumurta ve haşerelerle beslenen alabalık için kullanıldığına göre fly denince geniş bir böcek topluluğu, larvalar ve yumurtalar düşünülmelidir. Fly ile sadece alabalık değil tatlı su levreği ile diğer bazı balıklar ve hatta turna ve sudak da avlamak mümkündür.
ÇAPARİLER
Çapari denince ilk akla gelen, beden üzerine dizilmiş tüy ile yapay olarak yemlenmiş iğneler taşıyan çok sayıda köstekten oluşan takımdır. Bir de tüy ile değil de herhangi bir doğal yemle yemlenen ve çok iğneli oldukları için yemli çapari adı verilen takımlar vardır. Bu takımlar kullanım olarak üç köstekli takımlara benzerken yapı itibari ile tüy hariç çapari gibidirler. Kullanımları tabii ki çapariden farklıdır. Çapariler devamlı hareket ettirilip yapay yemlere hareketlilik kazandırılırken; yemli çapariler, tüm yemli takımlarda olduğu gibi indirilir ve balığın vurması beklenir. Çapari adı ile anılan takımlar genelde hafif ve ağır takımlar olarak düzenlenir. Hafif takımlardan, istavrit, kolyoz, uskumru gibi balıkları yakalamak için düzenlenen takımlar anlaşılmalıdır. Ağır takımlardan da torik, palamut gibi iri balıklar için hazırlanan çapariler kast edilmektedir.
|
Çapariler
çok köstekli olduklarından köstek boyları genelde kısa tutulur; hafif
takımlarda bu 10-12 santimi geçmez, ağır takımlarda ise durum tamamen farklıdır
köstek böyları 35-40 santime kadar uzatılabilir. Çaparideki köstek sayısı hafif
takımlarda kullanım yerine göre 5 den 20 ye kadar olabilir. Köstek sayısının
artması kullanımı zorlaştırdığından amatörler kendi yetenek ve becerilerine
göre istedikleri miktarda köstek kullanabilirler. Genel uygulamada hafif
takımlarda sandalda 10 veya 15 köstek olur daha fazla istenirse ya bir yardımcı
sandalda bulunmalı veya ilave bir donanım yapılmalıdır.
|
|
|
|
Bu
donanım için sandal içinde rahatça ayağa kalkılıp çalışabilecek kadar büyük
olmalı ve ikisi baş tarafta karşılıklı, ikisi de ortalarda karşılıklı olarak
sandalın postaları arasına sıkıştırılarak dikilmiş 4 adet dikme olmalıdır.
Çapari çekilirken ilk gelen köstekte balık varsa çabukça alınıp köstek
dikmelerden birine tutturulur, çapari çekilmeye devam eder ikinci dikmeye
takılacak kadar çekilince, ele gelen köstek ikinci dikmeye tutturulur ve bu
şekilde devam edilir. Böylece çapari bedeni 4 dikme üzerine asılmış olur.
Palamut çaparisi gibi ağır takımlarda ise köstek sayısı 40-50 den az olmaz.
Genelde 50 köstek kullanılır.
|
Çapariler hangi balık için düzenlendi ise o isimle anılırlar, "uskumru çaparisi", "istavrit çaparisi", "kolyoz çaparisi", "levrek çaparisi", "palamut çaparisi" gibi.
Çaparide kullanılan tüyler genelde su kuşlarından alınır. Martılar, kaz ve ördeklerin kanatlarının ve kuyruklarının telek tüyleri genelde en çok kullanılan tüylerdendir. Yine bu kuşların kanat altındaki yumuşak tüyleri de boyları uygun ise özellikle palamut çaparisi gibi takımlarda kullanılır. Uçucu su kuşları dışında hindinin kanat telek tüyleri ve kuyruk telekleri sıkça kullanılır. Hindilerden oldukça farklı renkte tüy elde etme olanağı vardır bu nedenle sıkça kullanılırlar. Aynı şekilde horozların parlak boyun tüyleri de çok iyi çapari tüyü olur.
Çaparinin kullanımına gelince. Çaparide tüylü iğnelerin hareket ettirilerek balığın kıskandırılarak vurmasını sağlamak esastır. Kendi halinde hareketsiz duran çapariye balık vurmaz. Bunun yapılması çaparinin kullanılacağı yere göre değişir. Çapariler kıyıdan ve sandaldan olmak üzere iki farklı yerden kullanılır. Kıyıdan kullanımında eğer iskele veya köprü üstünden sarkıtma gibi kullanılıyorsa, takımı indirirken bazı inceliklere dikkat etmek gerekir. Salınan takımda iskandil hızla inerken kösteklerde suyun üstüne doğru dik şekilde hareketsiz olarak iskandille birlikte hızla dibe iner.
Bu durumda da balığın vurduğu olur, ama iniş sırasında takımı zaman zaman yavaşlatarak hatta bazı derinliklerde durdurup kol boyu kadar çekip salmak daha etkilidir. İniş sırasında balık vurur ise vuruşun şiddetine göre takım durabilir, bu boşluk amatörü bazen şaşırtır. Eğer bu olur ise o derinlikte kalmalı çapari kol boyu çekilip salınarak diğer iğnelerin de dolması için çalışılır. Bu arada oltadaki balıkların tıkırtısıda çok keyif vericidir. Kıyıdan ikinci uygulama atıp çekmedir. Genelde makinalı kamışlı takımla yapılır. Makinalı takım yardımıyla kıyıdan mümkün olduğunca uzağa atılan çapari bir müddet serbest olarak iner, daha sonra makina ile sarılarak toplanır.
Toplama sırasında da beklemeler yapılarak bir miktar daha dibe inilir ve çeşitli derinlikler taranmış olur. İstanbul boğazı kıyı balıkçıları bu tür uygulamayı en çok yapanlardır. Tabi kıyıdan avcılıkta genelde hafif çapari takımları kullanılmaktadır.
Sandaldan çapari kullanımı da iki türlüdür. Biri hafif takımlarda sarkıtma usulü indirmedir. Bu aynen kıyıdan yapıldığı gibi uygulanır. Dibe inene kadar çeşitli derinliklerde durarak takım kol boyu bir kaç kez sallanır tekrar inmeye devam edilir. Dibe kadar balık vurmaz ise dipten 0,5-1 metre kadar yukarıda takım kol boyu kadar sallanarak tüylü iğneler hareketlendirilir, vuruş olmaz ise çekilip tekrar indirilir.Sandaldan sarkıtma uygulamasında sandal ya demirlenir ya da açıkta alargaya bırakılarak akıntı ile sürüklenmesi sağlanır, bu şekilde geniş bir alan taranmış olur. Yalnız sürüklenme sırasında sürütme gibi sandaldan açarak değil de sarkıtma gibi sandala yakın kullanmak gerekir. Sandaldan uygulanan ikinci yöntem sürütmedir. Yani çapari sandaldan indirilerek ya kürek veya motor yardımı ile yürütülen sandalın peşinden sürütülür. Böylece kösteklerin açılarak balığın ilgisini çekmesi sağlanır. Bu yöntem hem ağır hem de hafif takımlarda uygulanabilir.
YEMLER
|
Amatör
balıkçılıkta yem, hayati önem taşır. Bir çok yem çeşidi vardır.Sardalya,
sülinez,
karides,
sübye,
maun,
kalamar,
solucan
gibi bir çok canlı yem olarak kullanılabiliyor. Bunların içinde özellikle maun
çok avcı bir yem olduğunu söylemek gerekir. Özellikle
çipura
için birebirdir. |

|
Mercan,
kupa,
izmarit
avında; en iyi yemler
sülinez,
karides
ve
sardalyadır. Aslında bu yemlerin hepsinin
kendine has özellikleri vardır.
Sardalya
özellikle balığı av mahaline toplamak için, koku yapmasını sağlamak için
kullanılır.
|
Sardalyanın
hazırlanışı şöyle olur: |
Öncelikle
taze sardalya
alınır. Daha iyi sonuç almak istenirse bir miktar ılık su içinde biraz
bekletilir. Böylelikle sardalyanın pulları kolayca gövdesinden ayrılır. Daha
sonra bir gazete kağıdın üzerine yayılarak üzerine göz kararı bir miktar kaya
tuzu serpiştirilir. Gazete kağıdı bir rulo haline getirilerek buzdolabın alt
gözünde saklanır. Tuzu gören sardalya sertleşip balığın alması zor bir yem
haline gelir. Bir gece dolapta bekletildikten sonra av mahalinde kafası ve
kuyruğu kesildikten sonra enine çok keskin bir bıçak ile uygun boyutlarda
kesilerek oltaya takılır.
Bir başka iyi yem
ise sardalyaya göre daha tok bir yem olan
karidestir. Karides balıkların karşı
koyamadığı bir yem olmakla beraber ekonomik bir yem değildir. Karides
ayıklanmış olarak değil, bütün olarak alınmalıdır.Kafasını ve bacaklarını
kopardıktan sonra kabuğunu soyarak ve içindeki beyaz eti dilediğimiz boyutta
keserek kullanırız. Çok iğneli bir oltada yalnızca karides kullanılmasını
önerilmez. Sardalyanın yanında 2 iğneye takılarak iyi sonuş elde edilebilir.
Çünkü balığın bu yemi çalması sardalyadan daha zordur.
Kullanılabilecek
başka bir yem ise
sülinezdir. Bu kabuklu canlı kumluk yerlerde
bir şiş yardımıyla çıkartılır. Bu işlem hem zahmetli hem de ustalık gerektirir.
Ama piyasada bu yemi bulmak mümkündür.Midye dolma yermiş gibi kabuğu ayıklanır
içindeki canlı uygun boyutlarda kesilerek oltaya takılır.
Sübye
de balığın bol olduğu zamanlar kullanılabilecek bir yemdir. Eti çok sert
olduğundan paragedi gibi çok iğneli takımların yemlenmesinde kullanılır.
Midye
ise bir çok amatör balıkçının ilk göz ağrısı yemlerindendir. Midye kayalara ve
iskele ayaklarına yapışık olarak bulunur ve kolayca çıkartılabilir.
Zokalı olta
takımlarında beyaz yem olarak tabir edilen
istavrit
yaprak etkin olarak kullanılır.
|
İstavrit beyaz
yemin hazırlanışı şöyle olur: |
|

|
|
SUNİ YEMLER
Bu yemler teknenin arkasından çekilmek suretiyle kullanılır.
|
AMATÖR BALIK AVINDA KULLANILAN DÜĞÜMLER |
İğneye misina bağlama yöntemleri
Yapacagınız düğüm misinanızın ucuna takacağınız KLIPS için çok kullanışlı bir düğümdür.
İki misinayı birbirine bağlamak için farklı iki yöntem
|
|
OLTA TAKIMI UYGULAMALARI |
|
3 Köstekli Dip Oltası
|
Bu
olta ile kıyıdan çipura, levrek, karagöz avlayabilirsiniz. Levrek sığ sularda
ve sessiz yerlerde barınır, karagöz ise kayalık ve derin yerleri daha çok
sever. Yem olarak sülünes, mamun, ahtapot, midye, boru kurdu kullanabilirsiniz.
Misinaya gelince kıyıdan avcılık için 50 metre, eğer tekneden av yapacaksanız
100 metre yapabilirsiniz.
|
 |
|
|
Çipura Takımı
|
 |
Bu
olta çipura oltası olup sığ sulara atılırsa levrek' te avlanabilir. İğne boyutu
büyük olduğu için ufak balıkların oltanıza takılması zor olur. Oltayı kumluk
bölgelere atmanız tavsiye edilir, çünkü çipura ve levrek'in en çok dolaştığı
yerler kumluk bölgelerdir.Kayalık bölgeleri de deneyebilirsiniz ama iğne suyun
dibine ineceğinden oltanızın takılma ihtimali vardır. Resimde büyük iğne
gösterilmiştir, siz isteğe göre karagöz için daha da ufaltabilirsiniz.Yem
olarak ahtapot bacağı midye ve boru kurdu kullanabilirsiniz.
|
|
|
Kıbrıs |
Bu
olta kefal avlamak için tasarlanmıştır. Bu oltayı kullanmak için ekmek kabuğunu
mantarın üzerini kapatacak şekilde ekmeğin beyaz bölgesi dış tarafa gelecek
şekilde sarıyoruz. Ondan sonra iğnelere de ekmeğin içini biraz elimizde hamur
hale getirdikten sonra top olarak iğnelere yapıştırıyoruz. Bunu da yaptıktan
sonra 10 iğneyi birden mantara sardığımız ekmek kabuğunun üzerine sarıyoruz ve
işlem bitiyor.
|
 |
 |
|
|
Dip Kıbrısı |
 |
Resimde
görmüş olduğunuz olta Sarpa ve Karagöz için kıyıdan en çok kullanılan
oltalardan birisidir. Yem olarak ekmek kullanılır. Ekmeğin içini ve dışını suya
tamamen batırın ve aynı anda çıkartın ondan sonra elinizde yavaş yavaş suyunu
sıka sıka yoğurun. Bir süre sonra ekmek hamur olup oltaya takılacak hale
gelinceye kadar elinizde yoğurun, sonra hava almayan bir kap veya torbanın
içinde muhafaza edebilirsiniz. Yaptığınız hamuru iğnelere teker teker küçük
toplar halinde takın ve her mantar batışında hızlıca oltaya asılın böylece
balığı yakalamak daha kolay olacaktır.
|
|
|
Yapay Yemli |
| Sırtı
takımı da denilen bu takım ile tekneden yapılan balık avcılığında gayet iyi
sonuclar alınabilmektedir. Yapay yemleri çoklu olarak takıyoruz, suyun içinde
bir sürü görümü verdiği için de levrek ve yalıncak türü balıklar hemen farkedip
saldırmaya başlıyorlar. Yalnız köstek düğümlerinin sıkı ve sağlam yapılmasına
dikkat etmek gereklidir.
|
|
|
|
Sarkıtmalar |
 |
Sarkıtmalar,
adı üzerinde yukarıdan aşağı sarkıtılarak kullanılan takımlardır. İskele, duba
veya köprü üstleri, sandallar veya yüksek kıyı profili gibi yerlerde
kullanılır. Genel olarak da derince sularda kullanılır denebilir. Bunun dışında
akıntı durumuna göre de iskandilin ağırlığını arttırıp eksilterek değişik
şartlara uydurulabilirler. Genel görünüşleri resimde olduğu gibidir fakat
şartlara göre farklı şekillerde de hazırlanabilirler. Bunların hepsinin adı ve
kullanılışı da farklıdır. Sıralayacak olursak; yemli çapariler, üç köstekli
takımlar, çatal köstekli takım, akıntılı sularda uzun köstekli takım
diyebiliriz. Aslında yemli çapariler de sarkıtmalar grubuna alınabilir.
|
|
|
Üç Köstekli Takımlar |
|
Bunların
en geneli üç köstekli takımlar, hatta bu takıma genelde üçlü veya üç köstekli
de denir. İsteğe ve ihtiyaca göre iki veya dört köstekli olarak da
düzenlenebilir.Bu takımlar iki şekilde düzenlenebilir; birincisi iskandilin
uçta olduğu tiptir. Resim de solda en bastaki takım buna örnektir. Çok iri
olmayan her türlü balığın özellikle de tas balıklarının avında kullanılır.
Yeter uzunlukta alta ipinin ucuna bir fırdöndü ve fırdöndünün diğer ucuna da 70
- 80 santim uzunluğunda beden bağlanarak takımın ana hatları ortaya çıkar.
Beden genelde alta ipinden daha ince misinadan seçilir ve ucunda bir İskandil
kasası yapılır.
|
 |
İstenirse
ilk fırdöndüden sonra alta ipi kalınlığında 80 santim kadar bir parça eklenir
bunun ucuna ikinci bir fırdöndü bağlanır. Beden ikinci fırdöndünün boş gözüne
bağlanır. Bu araya konan parçaya kolçak denir. Yine de kolçak bu takımlarda sık
kullanılan bir eleman değildir. Mezgit gibi oltaya gam yaptıran balıkların
avında veya akıntı nedeni ile takımda oluşan gam miktarını azaltmak amacı ile
kullanılabilir. Köstekler bedende incedir ve boyu IO-I2 santimi pek
geçmez.Takımın yapımında uyuma dikkat edilmelidir. Fırdöndüden alta ipine,
iğneden köstek boyuna tüm elemanlar birbirleri ile uyumlu olmalıdır . Takımın
kullanılması dip yapısına ve akıntının durumuna göre değişir. Temiz, kumlu
diplerde iskandil kuma yatırılarak takım iskandili dipten kesmeyecek kadar
gergin tutulursa hassas olur. Balık vurunca hafifçe çalınarak iğnenin oturması
sağlanır. Dibi taşlık, kayalık ilişken olan yerlerde ise iskandil dibe
oturtulmaz dipten 10-15 santim kadar yukarıda tutularak hem yemlere
hareketlilik sağlanır hem de olası takılmaların önüne geçilmeye çalışılır.
Takımı kullanırken en çok hangi iğnelere balık geldiğine dikkat etmek gerekir.
Eğer tüm iğneler eşit olarak balık alıyor ise sorun yoktur. Ama genelde balık
daha çok en alt iğnelere geliyor ise verimi arttırmak için takımı yeniden
düzenlemek gerekir. İlk deneme köstek boylarını ve beden boyunu kısaltmak
olmalıdır. Bundan sonuç alınmaz ise o halde iskandili hafifletip bedenin
gerisine alarak; ağırlığı ortada olan sarkıtmalara çevrilir ve yeldirme gibi
kullanılır. Bu verimi arttırma bile takımın indirilirken çok dikkat
gerektirmesi aksi halde karışarak bozulması ve çok yavaş çalışma gereği nedeni
ile sıkıcı olabilir. Derin ve akıntı olmayan veya sert akıntılı yerlerde daha
da zordur vepek uygulanmaz; normal akıntılı yerlerde ise serbest indirilen
takımda akıntı, bedeni oltadan uzak tutarak karışmayı önleyeceği için daha
hızlı ve başarılıdır denebilir. Kuvvetli akıntısı olan dip yamaçlarının
başları, kayalık burun başları gibi yerlerde üç köstekli takımda biraz daha
değişiklik yapmak gerekir ve ağırlık ortaya alınabilir. Özellikle taş
balıklarının avında ve soğuk sonbahar günlerinde iyi sonuçlar verir. Takımın
farkı kullanılan iskandilin iki ucunda delikli olmasıdır, bu iskandile mavruka
denir ve bir ucuna iki köstekli beden bağlanırken ikinci gözüne de bir köstek
bağlanarak yine üç köstekli takım elde edilir. En uçtaki kösteğin boyu 20 hatta
akıntı durumuna göre 40 santime kadar olabilir. Tabii kösteğin uzatılabilmesi
için akıntının hızlı olması gerekir. Dibin durumu ne olursa olsun bu takım
kullanılırken iskandil dibe oturtulmaz; dipten üç kösteğin uzunluğu kadar
yukarıda tutulur. Akıntı sert ise, uç köstek akıntı ile uzanacağından dipten
uzaklaşır böylece takım biraz daha aşağı indirilebilir. Bu takımla, yani üç
köstekli takımla, izmarit, mezgit, istavrit, kolyoz, uskumru, mercan,ispari,
karagöz, hani, lipsoz, lahos,eskina gibi pek çok balık tutulabilir. Takımın
yemleri balığa göre degişmekle beraber midye, karides,sülünes,balık eti gibi
çok çesitlidir.
|
|
Bu köşenin yapımında Hidrobiolog Mehmet Levent ARTÜZ'e ait çalışmalardan da faydalanılmıştır. |
|