|
Abdülbaki Gölpınarlı'nın araştırmalarından öğrendiğimize göre
Hayyam'ın 1121-1122 yıllarında ölmüş, zamanında dörtlükleri,
yıldızlar bilgisi, bir terazi buluşu, dünyasına küsmüşlüğü,
ermişliği, herkesten başka türlülüğüyle tanınmış , masallaşmış bir
bilge olduğunu ve kendi eliyle yazılmış hiç bir yazısı bulunmadığını
ve dörtlüklerinin ölümünden sonra şurda burda birer ikişer
yazıldıktan sonra toplu halde ancak onbeşinci yüzyılda kalma
kitaplarda görüldüğünü öğreniyoruz... HAYYAM (Ebul Feth Ömer bin İbrahim; Ömer Hayyam da denir), iranlı şair ve bilgin (Nişapur 1044.ay.y 1123/1136). Hayatı, gençlik yılları kesinlikle bilinmiyor. Elde bulunan eserlerinden, hayatıyla ilgili olayları anlatan bazı kitaplardan, matık, felsefe, matematik ve astronomi konularında çalıştığı, bu alanlarda düzenli bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Hayyam ("Çadırcı") takma adını, atalarının çadırcılık yapmaları yüzünden aldığı söylenir. Ömer Hayyam, zamanında daha çok bilgin olarak ün kazandı. İran'ın, Selçuklular yönetiminde olduğu bir çağda yetişen Hayyam, Horasan ülkesindeki büyük şehirleri, Belh, Buhara ve Merv gibi bilim merkezlerini gezdi, birara Bağdat'a da gitti. Zamanının hükümdarlarından, özellikle selçuklu sultanı Melikşak ve Karahanlılardan Şemsülmülk'ten büyük yakınlık gördü. Saraylarında, meclislerinde bulundu. Reşidüddin'in "Cami-üt-Tevarih" adlı eserinde anlattığına göre Nizamülmülk ve Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ile okul arkadaşıydılar. Gerek Hayyam'ın zamanında, gerek sonarki çağlarda yazılan kaynaklarda çağının bütün bilgilerini edindiği, o alanlarda derin tartışmalara girdiği, fıkıh, ilahiyat, kıraat, edebiyat, tarih, fizik ve astronomi okuttuğu yazılıdır. Ebu'l Hasan Ali El-Beyhaki onun çok bilgili bir kimse olduğunu, fakat müderrislik hayatının pek başarılı olmadığını bildirir. Ayrıca Zemahşeri ile uzun boylu tartışmalara giriştiğini, onun derslerine bile devam ettiğini, Zemahşeri'yi, bilgi bakımından beğendiğini yazar. Hayyam'ın fizik, metafizik, matematik, astronomi ve şiir konularında değişik eserleri vardır. Bunlar arasında İbni sina'nın Temcid (Yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesi de yer alır. Zamanında, bir bilgin olarak ün kazanan Ömer Hayyam'ın edebiyat tarihindeki yerini sağlayan, sonraki yüzyılarda da doğu islam dünyasının en büyük şairlerinden biri olarak anılmasına yolaçan Rubaiyat'ıdır (Dörtlükler). Ömer Hayyam, iran ve doğu edebiyatında rubai türünün kurucusu sayılır. Sonraları aralarına başkalarının eserleri de karışan bu rubailer iki yüz kadardır. Hayyam, oldukça kolay anlaşılan, yumuşak, akıcı, açık ve seçik bir dil kullanır. Şiirlerinde gerçekçidir. Yaşadıkları, gördüklerini, çevresinden, zamanın gidişinden aldığı izlenimleri yapmacığa kapılmaksızın, olduğu gibi dile getirir. Ona göre, gerçek olan yaşanandır, dünyanın ötesinde ikinci bir dünya yoktur. İnsan, yaşadıkça gerçektir, gerçek ise yaşanandır. En şaşmaz ölçü akıl ve sağduyudur. İnsan bir akıl varlığıdır. Gerçeğe ancak akıl yolu ile ulaşılabilir.
Onun şiirinde zamanın haksızıkları, softalıkları, akıl almaz
saçmalıkları ince, alaylı, iğneleyici bir dille yerilir.
Dörtlüklerinin konusu aşk, şarap, dünya, insan hayatı, yaşama
sevinci, içinde bulunduğumuz geçici dünyanın tadını çıkarma gibi
insanla sıkı bir bağlantı içinde bulunan gerçek eylem ve
davranışlardır. Şiirlerinde işlediği konulara, çokluk felsefe
açısından bakar. Aşk, sevinç, hayatın tadını çıkarma, Hayyam'a göre
vaz geçilmez insan duygularıdır, insan hayatının ana dokusu bunlarla
örülüdür. Bazı dörtlüklerinde filozofça derin bir sezgi, açık ve
seçik bir insan severlik duygusu, gösterişten, aşırılıktan uzak bir
yaşama anlayışı görülür. Hayyam kendisinden sonra gelen pek çok
şairi etkilemiş, rubai alanında tek örnek olarak benimsenmiştir.
Batı ülkelerinde adına bir çok dernek kurulmuş, rubaileri bütün bati
dillerine, bu arada birçok defa Türkçeye Rubaiyat-i Hayyam,
Hayyam'ın Rubaileri, Ömer Hayyam ve Rubaileri, Dörtlükler adı
altında tercüme edilmiştir...
|