Ülkemizin yerel alabalık alt türleri ise şöyle sıralanabilir (Çelikkale
1994)
- Salmo trutta macrostigma Dumeril (Anadolu Dağ alabalığı)
- Salmo trutta abanticus Tortonese (Abant alabalığı)
- Salmo trutta caspius Kessler ( Aras alabalığı)
- Salmo trutta labrax Pallas (Karadeniz alabalığı)
- Salmo trutta f.lacustris Linnaeus (Göl alabalığı)
Yukarıda belirtilen alabalık türleri içerisinde yetiştiriciliği
en yaygın olanı Kuzey Amerika kökenli Gökkuşağı alabalığı
olmuştur. Gökkuşağı alabalığı ile Kaynak alabalığı hemen
hemen aynı yıllarda yaklaşık 120 yıl önce Kuzey Amerika'dan
Avrupa'ya getirilmelerine karşın kültür koşullarına uygun
niteliklerinden dolayı Gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği hızlı
bir artış göstermiş ve günümüzde bir endüstri haline gelmiştir.
Gökkuşağı alabalığının yetiştiriciliğe uygun özel likleri
aşağıdaki başlıklar halinde belirtilebilir (Steffens 1981).
- Gökkuşağı alabalığının çevre koşullarına çok iyi uyum
göstermesi yanında özellikle yüksek sıcaklıklara oransal olarak
dayanıklı olması,
- Aktif yem alması nedeniyle yemlenmesinin kolay olması ve yemi
değerlendirmesinin daha iyi olması yönünden iyi bir büyüme
göstermesi,
- Daha yüksek ilkbahar sıcaklığında dere alabalığı ve kaynak
alabalığı gibi diğer alabalık türlerine göre daha kısa süreli
kuluçka dönemine sahip olması. Gökkuşağı alabalığının
Türkiye'de yetiştiriciliği ise 1970'li yıllarda kamu ve öz el
girişimciler tarafından başlatılmış tır. Dünya genelindeki
kültür balıkçılığının gelişimine koşut olarak ülkemizde de
özellikle üstün yetiştirme avantajları nedeniyle Gökkuşağı
alabalığı üretimi büyük aşamalar katetmiştir. Önceleri küçük
işletmeler tarafından gerçekleştirilen Gökkuşağı alabalığı
üretimi, 1990'lı yıllardan itibaren entegre üretim
tesislerine dönüşmüştür. Hatta günümüzde ülkemiz Gökkuşağı
alabalığı üreticileri Avrup'ya füme halinde işlenmiş ürün
ihraç eder duruma erişmişlerdir.
2. SU KOŞULLARI
Alabalık yetiştiriciliğinde kullanılacak su kaynağının orijini
ve kalitesinin yüksek nitelikte olması arzulanan bir olgudur.
Kaynak Tipleri
Alabalık yetiştiriciliğinde yararlanılan su kaynaklarının
başlıcaları şunlardır (Leitritz 1974).
- Kaynaksuları
- Dere veya ırmak suları
- Göl veya gölet suları
- Yeraltı suları
Kaynak Suları
Kaynak suları genellikle yerkürenin yüzeysel yada derin
katlarından çıkmalarına bağlı olarak kaliteleri farklılık
gösterir. Yaklaşık 40 m gibi yüzlek katlardan çıkan kaynak
sularının miktar ve kalitesi yağmur ve kuraklığa bağlı olarak
değişkenlik gösterir. Fakat oksijen düzeyleri yüksek, CO2
miktarları düşük, su sıcaklığı ise 6-12 C arasındadır. Yer
kabuğunun 1000 m ve daha derin tabakalarından köken alan kaynak
sularının miktar ve kalitesi aynı, fakat ekseriya oksijen
miktarları litrede 4 mg'ın altında, CO2 düzeyleri ise litrede 50
ppm'in üzerinde, su sıcaklığı ise 8-10 oC seviyesindedir.
2.1.2 Dere Veya Irmak Suları
Irmak veya derelerin kaynaktan ilk birkaç yüz metrelik
kesimlerinin su kalitesi aynı ve kirlenmemiştir. Orta ve alt
kesimleri ise tarım, gübreleme, endüstri ve evsel atıkların
etkisi altındadır. Fakat dere ve ırmakların su kalitesindeki
belirtilen bu olumsuzluklara karşın, su miktarları çok fazladır.
Kaliteli bir kaynaktan köken alan dere veya ırmak gibi akarsular
litrede 8 mg'ın altında CO2'e sahip olmakla birlikte,
sıcaklıkları yıl bazında 6-12 oC arasında oldukça değişkendir.
Göl Veya Gölet Suları
Bu tip suların kalitesi de endüstriyel ve tarımsal faaliyetlerin
etkisiyle mevsim sel olarak farklılık gösterir. Göl suları da
yüksek düzeyde oksijen ve düşük miktarda CO2 içermeleriyle
tanınırlar. Fakat 10 m den daha derin göllerde yaz aylarında su
kütlesinin yüzey kesimlerinde su sıcaklığı 20 oC'a yükselebilir,
yüzeyin yaklaşık 4 m altında ise 15-16 oC sıcaklıkta su bulunur.
Yeraltı Suları
Genelde kaynak veya iyi kalitede dere suyuna yakın kalitede
sulardır. En büyük avantajları daima aynı miktar ve kalitede
olmalarıdır. Fakat yerüstüne çıkarmada ekseriya yüksek düzeyde
enerji giderine gereksinim duyulur. Ayrıca oksijen yönünden
zenginleştirmeye de gereksinim vardır.
Su Kalitesi
Alabalık yetiştiriciliğinde ideali, yetiştirme ortamındaki
balıklara düzenli bir şekilde daima aynı kalitede su temin
etmektir. Aynı zamanda su miktarı ile kalite arasındaki sıkı
ilişki de gözardı edilmemelidir. Bu bakımdan su miktarındaki ani
değişimlerin suyun mevcut kalite değerlerini olumsuz veya olumlu
yönde etkileyebileceği unutulmamalıdır. Alabalık
yetiştiriciliğinde su kalitesine ilişkin suda incelenmesi
gereken çeşitli parametrelerin sınır değerleri Tablo 1'de
gösterilmiştir (Lindhorst-Emme 1990).
Tablo 1. Alabalık yetiştiriciliğinde çeşitli su parametreleri
sınır değerleri
Parametre Sınır Değeri
Sıcaklık 20 °C'a kadar
Oksijen 7 mg/lt'nin üzerinde
PH 5,5-8,5
Asit Bağlama Kapasitesi (SBV) 1,5 Vol/m3'ün üstünde
Ammonium 1,0 mg/lt'e kadar
Demir, toplam 0,5 mg/lt'e kadar
Nitrit 0,2 mg/lt'e kadar
Nitrat 10 mg/lt'e kadar
Potasyumpermangenat tüketimi (KmnO4) 40 mg/lt'e kadar
Biyokimyasal oksijen gereksinimi 40 mg/lt'e kadar
Kimyasal oksijen gereksinimi 15 mg/lt'e kadar
Biyokimyasal oksijen gereksinimi 6 mg/lt'e kadar
Serbest CO2 (Larvalar için) 15 ppm/lt'nin altında
Serbest CO2 (Sofralık balıklar için) 30 ppm/lt'nin altında
Döllenmiş yumurtaların kuluçkasının gerçekleştirileceği kuluçka
evine verilecek suyun kalitesine daha fazla özen göstermenin
yararları yadsınamaz. Alabalık yumurtalarının kuluçkası ve
larvaların gereksinimi için mümkün olduğu kadar temiz ve
kirlenmemiş su kullanılmalıdır. Bu bakımdan kuluçka evine
verilen suyun önceden filtre edilmesinde fayda vardır. Kuluçka
evinin büyüklüğü döllenmiş yumurta miktarı ve kullanılan kuluçka
gereçlerinin tipine bağlıdır. Orta büyüklükte bir kuluçka evinin
su gereksinimi saniyede 3-5 litredir. Kuluçka evinde
kullanılacak suya ilişkin uygun değerler Tablo 2'de
gösterilmiştir (Lindhorst-Emme 1990).
Su Miktarı ile Balık Üretimi İlişkisi
Balık üretim miktarını, su kalitesi ile birlikte temel olarak
suyun miktarı yani debisi etkilemektedir. Fakat bunlarla
birlikte balık üretim miktarında yetiştirme sistemi ve
kullanılan teknik donanımlarda etkilidir. Örneğin 1000 m2 havuz
yüzlemi için saniyede 8 litre kaynak veya iyi kalitede dere
suyuna gereksinim vardır. Bu örnekte teknik donanımlardan
yararlanmaksızın 400-500 kg alabalık üretilebilir. Fakat ilave
olarak havalandırma gibi ilave tekniklerden yararlanıldığında
ise yılda 1500-2000 kg alabalık üretmek mümkün olabilir. 1000
m2'den büyük ve 3 m'den derin havuzlarda, küçük havuzlara oranla
daha az suya gereksinim vardır. Böyle havuzlarda rüzgarın
etkisiyle suyun kalitesi olumlu etkilenebilirse de işçilik
yönünden büyük havuzlarda çok büyük güçlüklerle karşılaşılır.
Diğer yandan akarsu kanallarında yetiştiricilikte geleneksel
havuz yetiştiriciliğine göre 10-20 misli daha fazla suya
gereksinim vardır. Yani 1000 m2 yüzleminde akarsu kanalında
alabalık yetiştiriciliği için saniyede 80-160 litre suya ihtiyaç
vardır. Alabalık üretiminde işletme tiplerine göre stoklama
miktarları
Alabalık üretiminde ana ilke kullanılan suyun miktar ve
kalitesinin esas alınarak üretim miktarının saptanmasıdır.
Buradan yola çıkılarak önceleri havuzlarda su değişiminin günde
3-5 defa gerçekleşmesiyle saniyede 1 litre suyla yılda 50-75 kg
mutfaklık balık üretilebileceği şeklindeydi. Fakat günümüzde
yaygın kanı saniyede 1 litre suyla 100-150 kg sofralık balık
üretilmesine dönüşmüştür (Bohl 1982).
Günümüzde balık üretim miktarı genellikle m3'Te kg olarak ifade
edilmektedir. Havuzlarda değişimin günde 3-5 defa
gerçekleşmesiyle 3-5 kg/m3 balık üretilebilir. Daha yoğun
üretimde bu miktar 1 m3 suda 10 kg'a yükselmektedir. 0,30-0,50 m
derinlikteki havuzlarda suyun saatte 3 defa değişimiyle m2'de 20
kg (=40-60 kg/m3) balık üretilebilmiştir. Hatta Fransa'nın
Brötanya yöresinde havalandırmalı havuzlarda m3'de 100 kg balık
üretimi gerçekleştirildiği bildirilmiştir (Bohl 1982). Benzer
üretim miktarlarına su değişiminin saatte 5-10 defa
gerçekleştirildiği tanklarda m3'de 50-100 kg'la ulaşılmıştır (Steffens
1981).
Alabalık üretiminde su miktarı kadar kullanılan suyun sıcaklığı
ve yetiştirme ortamına stoklanan bireylerin ortalama canlı
ağırlığının dikkate alınması gerekmektedir.
Belirli bir miktar su ile üretilebilecek balık miktarının
saptanmasında yararlanılan bir diğer kriter suyun oksijen
içeriğidir. Buradaki birinci temel ilke toplam 1 kg alabalığın 1
saatte tükettiği oksijenin esas alınmasıdır. Bu yöntemde 50
g'dan küçük balıkların toplam 1 kg'nın 1 saatte 500-600 mg
oksijen tükettiği, 50 g'dan daha büyük balıkların ise toplam 1
kg'nın 1 saatte 400-500 mg oksijen tükettiklerinin dikkate
alınmasıdır. Ayrıca kullanılan suyun havuzlardan çıkışta litrede
6 mg oksijen içermesi zorunludur. Havuzlara giren suyun içerdiği
oksijen ile çıkış suyunun kapsadığı oksijen arasındaki miktar
balıkların tüketebileceği kullanılabilir oksijeni ifade eder. Bu
veriler esas alınarak (Steffens 1981),
Örneğin havuzlara girişte litrede 11 mg oksijen içeren debisi
saniyede 100 litre olan bir su kaynağı ile 50 g'dan küçük
balıklar stoklandığında üretilebilecek sofralık balık miktarını
hesaplamak gerekirse,
Oksijenden yola çıkılarak üretilecek balık miktarını hesaplamada
ikinci temel ilke 1 kg yemin balık tarafından tüketilmesinde
harcanan oksijenin esas alınmasıdır. Bu tip hesaplamada
yararlanılan formül aşağıda gösterilmiştir (Bohl 1982).
d = debi = litre/sn
2= Beslenme fizyolojisi bakımından saptanmış katsayı
Bu formüle göre havuzlara girişte litrede 11 mg oksijen içeren
debisi saniyede 100 litre olan bir su kaynağı ile, günde %2
oranında yemlemeyle üretilebilecek balık miktarını saptamak
gerekirse,
Balıklar, günde canlı ağırlıklarının %2'si oranında yemlendiğine
göre;
Buraya kadar belirtilen veriler doğrultusunda saniyede 1 litre
suyla genel olarak 100-200 kg pazarlık balık üretilebileceğini
belirtebiliriz.
DAMIZLIK BALIKLAR
Damızlık populasyonu işletmenin sofralık balık üretiminin %1'i
kadar yeterlidir. Yani 400 ton üretim kapasiteli bir işletmede 1
ton damızlık balık bulundurulacak demektir. Damızlık balıklar
günlük su değişiminin defalarca olacağı kaliteli suyun verildiği
havuzlara m2'ye 1-2 kg stok yoğunluğunda yerleştirilir. Erkek /
dişi oranı 1: 5 ila 1 : 8 olmalıdır. Genellikle erkekler 2,
dişiler ise 3 yılda cinsel olgunluğa ulaşır. İşletmenin yumurta
üretim kapasitesini saptamada kg dişi başına 2000 Adet yumurta
hesaplanır.
Damızlık Balıkların Seçimi ve Bakımı
Damızlığa ayrılacak bireylerin seçimi ön büyütme döneminden
başlayarak gerçekleştirilmelidir. Ayrılan balıkların
yetiştirilmesine devam edilerek populasyon içersinden damızlık
balık ayrımında belirgin özel likler aranmalıdır. Bu nitelikler:
- Hızlı büyümeyle birlikte yemi iyi değerlendirme,
- Hastalıklara karşı dayanıklılık,
- Düzgün ve uyumlu vücut formu,
- Yüksek üreme verimi (Sayıca fazla ve çapı büyük yumurta,
kaliteli sperma vb.)
- Cinsi olgunluğa geç ulaşma.
Yukarıdaki özel likler dikkate alınarak seçilen damızlık
balıklar, damızlık havuzlarında kaliteli pelet yem yanında taze
balık, karides gibi yaş yemle de beslenmelidir. Damızlık
balıkları yemlemede aşırıya kaçılmamalıdır. Damızlıklar yılda
yaklaşık 0,5 kg artış göstermelidir. Yoğun yemleme gonad
ürünlerinden özel likle yumurtalarda yağ dejenerasyonuna neden
olabilir (Bohl 1982).
2.2 Damızlıkların Verimi
Üç yaşındaki damızlık balıkların ortalama ağırlıkları 1-2 kg
arasındadır. Dişi balıklar 6. yaşına kadar birbirini takip eden
4 üreme peryodunda kullanılır. Çünkü canlı ağırlık artışıyla
birlikte damızlık balıkların kg vücut ağırlığına düşen yumurta
miktarı azalır. Örneğin 6 yaşındaki balıklarda bu miktar kg
canlı ağırlık için 1200 adet yumurtanın altına iner. Fakat çapı
daha büyük yumurtalardan satış avantajı daha fazla olan
canlılıkta larva elde edilir. Bu nedenle 4-5 yaşındaki dişiler
her yönüyle büyük ekonomik değere sahiptir. Yapılan araştırmalar
3 yaşlı erkeklerin spermasının hiçbir zaman 4-5 yaşlı erkeklerin
spermasının kalitesine ulaşamadığını göstermiştir. Fakat 3 yaşlı
erkeklerin sperması miktar bakımından daha fazladır. Bu bakımdan
yetiştiriciler damızlık balık giderini de dikkate alarak 3
yaşındaki erkekleri tercih ederler (Lindhorst-Emme 1990).
Dişi damızlıkların yumurta verim özel liklerine ilişkin temel
bilgiler aşağıdaki şekilde sıralanabilir (Steffens 1981).
- Damızlık balıktan elde edilen toplam yumurta miktarı balık
büyüdükçe artış gösterir. Örneğin 3 yaşında 750 g ağırlıkta
balıktan 1800 adet yumurta elde edilirken; 4 yaşında 1300 g
ağırlıkta balıktan 2500 adet yumurta alınır.
- Balık büyüklüğü arttıkça kg vücut ağırlığına düşen oransal
yumurta miktarı azalır. Örneğin 3 yaşında 750 g ağırlıktaki
balıkta kg canlı ağırlığa düşen yumurta sayısı 2400 adet
olurken; 4 yaşlı 1300 g ağırlıkta balığın kg canlı ağırlığa
düşen yumurta sayısı ise 2000 adettir.
- Yumurta sayısı, yemin miktar ve kalitesiyle etkilenebilir.
- Yumurta sayısının bireylerde farklılığında genetik koşulların
etkisi çok büyüktür.
- Yaşlı ve büyük balıklar genç ve küçük balıklara oranla daha
büyük yumurta geliştirirler ve bu suretle daha kuvvetli larva
oluşumunu sağlarlar. Örneğin 178 g ağırlıkta 2 yaşlı balıkta
yumurta çapı 3,9 mm olurken, 2700 g ağırlıkta 7 yaşlı balığın
yumurtasının çapı ise 5,7 mm dir.
Damızlıkların Cinsiyet Ayrımı
Gökkuşağı alabalıkları kökenlerine göre yılın farklı
dönemlerinde yumurtlama olgunluğuna erişirler. Yılın erken
döneminde yumurtlayanlar Temmuz/Ağustos, Orta dönemdekiler
Kasım/Aralık, geç dönemdekiler Mart/Nisan'da üremeye
hazırdırlar. Damızlık balıklar üreme sezonundan 4 hafta önce
cinsiyet ve yaşlarına göre ayrılmalıdır. Bu ayrım işleminde
erkek ve dişi balığın vücut yapısına bakılır. Dişilerde karın
daha şişkindir. Cinsiyet deliği etrafı kırmızı renkte
görünümdedir. Üreme zamanı erkeklerde alt çene öne doğru uzamış
ve bir kanca şeklinde yukarı kıvrılmıştır. Erkeklerde vücut daha
yassıdır. Özellikle erkekler üreme zamanı yaklaştığında yanal
çizgi boyunca daha koyu ve parlak kırmızı bir şerit taşırlar (Ekingen
1975,Özdemir 1994).
- SAĞIM VE YUMURTALARIN DÖLLENMESİ
Balık üretiminde damızlık balıklara üreticiler eliyle hafif bir
masaj uygulanarak dişi balıklardan yumurta ve erkek balıklardan
süt (spermatozoa içeren beyazımsı renkte sıvı) alım işlemi sağım
olarak adlandırılır. Sağım döneminden 2-3 hafta önce
damızlıklara verilen yem miktarı azaltılır. Damızlık balıklarda
sağıma hazırlığa yönelik son kontrollerin yapılmasından sonra,
yani sağımın bir hafta öncesinde ise yemleme tamamen kesilir.
Yumurtlama olgunluğuna ulaşmayan damızlıklar ise bir hafta
boyunca canlı ağırlıklarının %0,5'i gibi düşük oranda yemlenir (Greenberg
1969, Wiesner 1968).
Sağımda damızlıklara zarar vermemek, işlemi çabuk ve seri olarak
gerçekleştirmek ile sağımı yürüten kişinin fazla güç sarfetmeden,
çok sayıda damızlık balığı sağabilmesi için damızlıklara narkoz
uygulanabilir. Damızlık balıkları bayıltmada anestezik olarak
sıkça kullanılan preparatlar (Atay 1987, Bohl 1982).
- MS-222 (Tricainemethansulphonat)
- Trichlormethylpropanol (TCMP)
- Quinaldin (2 Methylchinolin)
Belirtilen anesteziklerden suda kolay eriyen MS-222
1:20.000-1:30.000 (1 g+ 20-30 lt su) konsantrasyonlarında
kullanılır. Balıklar sağımdan birkaç dakika önce anestezik madde
bulanan suya yerleştirilirler. Sağım işlemi bittikten sonra
balıklar tekrar oksijen yönünden zengin temiz suya bırakılırlar
ve burada 2-3 dakika içinde normale dönerler.
Alabalık üretiminde sağımın ana kuralı işlemin kuru koşullarda
gerçekleştirilmesidir. Çünkü yumurtanın su ile teması halinde
spermanın yumurtaya giriş kapıcığı olan mikropil 1-2 dakika
içersinde kapanır. Ayrıca erkek balıktan elde edilen sütün
içerdiği Spermatozoa'lar suda yaklaşık 1 dakika kadar
yaşabilirler. Bu nedenlerle sağımda damızlık balıkların bir bez
yada en iyisi havlu ile kurulanmasıdır. Alabalık sağımında
dikkat edilmesi gereken bir diğer konu balıkların uygun sağım
zamanının saptanmasıdır. Tam olgunluğa ulaşmış dişi alabalık
sudan çıkarılıp kuyruğu aşağı gelecek şekilde tutulduğunda
yumurtalar kendiliğinden akmaya başlar (Baran 1977, Erençin
1977).
Genellikle sağımda balığın sırtının sağan kişiye dönük olması
geleneksel tutuş şeklidir. Damızlık balıkların sağımı balığın
boyutuna göre tek veya iki kişi tarafından gerçekleştirilir.
Birkaç dişinin yumurtası küçük hacimli plastik kaba sağılır ve
bu yumurtaların üzerine de birden fazla erkeğin sütü sağılır.
Dişi balıklar yılda bir defa sağıldıkları halde, erkekler 15 gün
ara ile birkaç defa sağılabilirler (Brown ve Gratzek 1980).
Plastik bir küvete sağlan yumurta-süt karışımı elle veya plastik
bir kaşıkla karıştırılır. Daha sonra bu karışım üzerine bir
miktar temiz su ilave edilir. Yaklaşık 5 dakikada döllenen
yumurtaların bir küvet içerisinde 30-45 dakika süreyle su alıp
şişme işleminin tamamlanması beklenir. Bu evrenin sonunda
yumurtalar birkaç defa temiz su ile yıkanarak kuluçka
gereklerine yerleştirilir
Kuluçka
Balık üretiminde döllenmiş yumurtalardan embriyonal evrelerin
(Morula, Blastula ve Gastrula) gelişimiyle yumurtadan larva
çıkışının tamamlanmasına kadar geçen süreç kuluçka (Incubation)
işlemi olarak adlandırılır.
Gökkuşağı alabalığının döllenmiş yumurtalarının kuluçkası için
uygun su sıcaklığı 7-10 oC arasındadır. Yumurtalardan larva
çıkış süresi gün-derece olarak ifade edilir. Gün-derece; günlük
ortalama su sıcaklıklarının toplamı olarak larva çıkış süresinin
belirtilmesidir. Örneğin 10 oC su sıcaklığında larvalar 30 günde
yumurtadan çıktığında, gün derece 300'dür. Buna göre döllenmiş
yumurtalardan kaç gün sonra larva çıkabileceğinin gün-derece
olarak göstergeleri farklı alabalık türlerine göre Tablo 6'a
sunulmuştur (Bohl 1982).
Tablo 6. Farklı alabalık türlerinde kuluçka süreleri
Alabalık türü
Kuluçka süresi
Gün-derece
Gökkuşağı alabalığı 320-360
Dere alabalığı 410-440
Kaynak alabalığı 430-450
Kulçka döneminde 10 oC su sıcaklığında gökkuşağı alabalığının
döllenmiş yumurtalarından 32 ila 36 gün sonra vitellus keseli
(yedek besin keseli) larvalar çıkar. Larvaların çıkışında su
sıcaklığı ile birlikte kalıtsal etki ve damızlıkların yaşı
yanında, suyun oksijen içeriği ve ışık yoğunluğu gibi çevresel
faktörlerde etkilidir. Alabalık yumurtaları embriyonal gelişme
sürecinde ışık etkisine karşı aşırı duyarlıdırlar. Bu bakımdan
direkt güneş ışığından korunmaları gerekir. Kaliteli
damızlıklardan elde edilen yumurtaların optimum koşullarda
kuluçkasında kayıp oranı yaklaşık %10-20 olabilir. Büyük
işletmelerde bu oran %20-30'u aşmamalıdır (Bohl 1982, Steffens
1981).
Kuluçka Süresinde Koruyucu Önlemler
Döllenmiş yumurtaların kuluçka döneminde su sıcaklığı, oksijen
miktarı, suyun temizliği, ışık gibi faktörlere özen göstermekle
beraber, ölü yumurtaların ayaklanması da çok önemlidir. Çünkü
ölen yumurtalarda saprolegnia sp. mantarları kısa sürede
infeksiyona neden olur ve sağlıklı yumurtalara bulaşarak onların
da ölmelerine neden olurlar. Bu hastalık odağı ölü yumurtalar,
sağlıklı yumurtaları zedelemeden cımbız (yumuşak ahşap
materyalden özel imal edilenler tercih edilmelidir), özel pens
yada maşalar, tıpta kullanılan lastik puarların ucuna 15-20 cm
boyunda cam boru takılarak hazırlanan özel pipetler, ölü
yumurtaların sifon edilmesi, tuz eriyiği (%10, 7'lik tuz
eriyiğinde-960 g NaCl/8 lt su-ölü yumurtalar 3 dakikada dibe
çökerler) ve fotosel sistemi ile çalışan elektrikli seçicilerden
yararlanılarak ayıklanabilir. Fakat yinede fazla işçilik
gerektirmesine rağmen en iyi sonuçlar elle temizlemeyle elde
edilmektedir. Ölü yumurtaların canlı yumurtalardan ayrımında
hangi yöntem tercih edilirse edilsin, bu işlem yumurtaların göz
lekeli döneminde gerçekleştirilmelidir.
Döllenmiş yumurtalar göz lekeli döneme 200-220 gün-derece sonra
ulaşırlar. Gözlekeli dönemde yumurtaların mekanik işlemlere
duyarlılıkları azalır. Fakat döllenmeden yaklaşık 8 saat
geçtikten sonrası ile göz lekesi oluşana kadar ki dönemde ise
yumurtalar fevkalade duyarlıdırlar. Kuluçka döneminde
mantarlaşmaya karşı koruyucu olarak kimyasal maddelerle
yumurtaları ilaçlamak faydalı olmaktadır. Bu amaçla kullanılan
kimyasal maddeler Tablo 7'de belirtilmiştir (Steffens 1981).
Tablo 7. Kuluçkada kullanılan kimyasal maddeler
Kimyasal maddenin adı Kullanım konsantrasyonu Süresi
Malahit yeşili 1-2 mg/lt Günde 1 saat
Formol (%30 ) 1-2 mg/lt Günde 15 dakika
Metilen mavisi 5-20 mg/lt Günde 15 dakika
Bu maddelerin tamamı kuluçka sisteminin giriş suyuna ilave
edilirler. Koşullara göre belirtilen tedavi 2 günde bir veya
daha fazla süre arayla da uygulanabilir. Kuluçka döneminde
yumurtalara saprolegnia infeksiyonuna karşı en yaygın kullanılan
kimyasal madde Malachit yeşilidir. Çoğunlukla oxalat formu,
kristalize veya sıvı konsantrasyonu kullanılmaktadır. Maalesef
günümüzde henüz Malachit yeşilinin yerini alacak zararsız ve
aynı değerde bir kimyasal madde bulunamamıştır. Bu dezenfeksiyon
maddesinin son on yıldan beri yoğun şekilde kanser etkisinden
bahsedilmekte ve kullanılırken özenli davranılması gerektiği
belirtilmiştir. Özellikle pazarlık balık üretiminde kullanımı
yasaklanmıştır. Çünkü balığın etinde insan sağlığı için zararsız
düzeye inene kadar 108 gün geçmesi gerekmektedir. Bu nedenle
Almanya'da Malachit yeşilinin satışı 1988 yılı sonundan itibaren
veteriner hekim reçetesine bağlanmıştır. Ayrıca kullanımı da
yumurta ve larva dönemi ile 6 cm boyunda yavru balıklarla
sınırlandırılmıştır (Baur ve Rapp 1988, Lindhorst-Emme 1990,
Schlotfeldt ve Alderman 1995).
Malachit yeşilinin pratikte alabalık çiftliklerinde kullanımında
yetiştiriciler 10 lt suya 10-15 g Malachit yeşili ilave ederek
stok solusyon hazırlamayı yeğlerler. Bu stok solüsyon 10 lt'lik
bir kovada iyice karıştırarak hazırlanır. Akıntılı su ortamında
yumurtaların banyo işleminde bu stok solüsyondan 100.000 adet
yumurta için 50-100 cm3 kullanılır. Bu banyo işlemini
gerçekleştirenlerin lastik eldiven giymesi koşulsuz olarak
zorunludur. Yumurtalara mantarlaşmaya karşı koruyucu Malachit
yeşili banyosu, yumurtadan larva çıkışının 4-6 gün öncesine
kadar her 2-3 günde bir kullanılabilir. Larvaların yumurtadan
çıkış sürecinde kullanıldığında yoğun kayıplara neden olabilir (Leitritz
1974).
Balık yumurtalarının yüzeylerinde infeksiyon etkenlerinin
bulunabildiği ve böylece hastalıkların yayılmasında rol
oynadıkları bilinmektedir. Bu nedenle işletmelerin yumurta
satışlarında, yumurtaların taşınmasından önce dezenfeksiyon
işlemini uyguladıklarını garanti etmeleri istenmektedir. Bu
hedefe yönelik olarak iyot preparatlarıyla banyo işlemine tabi
tutulan yumurtaların, bu işlemin uygulanmadığı yumurtalara
oranla daha az mantarlaştıkları bildirilmiştir (Bohl 1982).
İyot içeren dezenfeksiyon maddesi olarak yaklaşık %1 aktif iyot
kapsayan Actomar K30 önerilmektedir. Alabalık yumurtalarının bu
maddeyle dezenfeksiyonu için ideal iki dönem vardır.
Birinci uygulama zamanı döllenmeden 10 saat sonra yeşil yumurta
dönemi, daha da iyi olan 2.ci dönem ise yumurtaların gözlekeli
devresidir. Belirtilen dezenfeksiyon işlemi için 1 litre suya 15
ml Actomar K30 ilave edilir ve yumurtalara banyo uygulanır.
Actomar K30 ile hazırlanan banyo solüsyonunun etkinliği rengi
ile anlaşılır. Kullanılan eriyiğin rengi kahverengiden-sarıya
kadar kullanılabilirliğini gösterir. Açık sarı renk oluştuğunda
ise etkinliği garanti edilemez, hatta bazen tamamen etkisizdir (Baur
ve Rapp 1988, Bohl 1982, Schlotfeldt ve Alderman 1995).
Kuluçka Tipleri
Alabalık üretim tesislerinde yaygın olarak kullanılan kuluçka
tipleri ve temel nitelikleri Tablo 8’de belirtilmiştir.
Tablo 8. Kuluçka tipleri
Kuluçka gereci Su gereksinimi Kapasite
Kuluçka kanalı 15-25 lt/dak. 100.000 Adet yumurta
Zuger şişesi 1,5-3 lt/dak. 30-50.000 Adet yumurta
Kuluçka dolabı 1,2-2 lt/dak. 100.000 Adet yumurta
Kuluçka kanalları
En eski ve halen günümüzde de yaygın olarak kullanılan kuluçka
gereçleridir. Birkaç metre uzunluğunda kanal ve içerisine
konulan özel likle tabanları gözenekli materyalden yapılan,
yumurta yerleştirilen tablalardan (Kasetlerden) oluşur. Tablalar
arasında kanalda enine bölmeler vardır. Bu sistemde su tablaya
alttan girer ve yumurtaların oksijenini sağladıktan sonra üstten
çıkar. Kuluçka kanallarının boyları farklı olmakla birlikte 2-3
m uzunluk tercih edilmektedir. Yumurta tablaları ise 45x45 cm
boyutunda kare şeklindedir. Yumurta tablalarının tabanı için 1,5
mm çapında yuvarlak delikleri olan alüminyum materyal
kullanılması daha uygundur. Yumurta tablaları kuluçka
kanallarına üst üste değil, birbiri ardı sıra konulmalıdır.
Kuluçka kanallarına 4-7 adet yumurta kaseti yerleştirilir. Bu
kasetlere suyun kalitesine göre kuluçka için yumurtalar tek kat
konulduğunda 5000 adet, çift kat konulursa 10.000 adet yumurta
bırakılır. Kuluçka kanallarının herbirisine kuluçkanın ilk
günlerinde 15 lt/dak. su girişi sağlanırken, bu miktar
yumurtalardan larva çıkışına yakın 25 lt/dak düzeyine
yükseltilir (Bohl 1982, Çelikkale 1994, Lindhorst-Emme 1990,
Steffens 1981).
Zuger şişeleri
Bu tip kuluçkalıklar alt kısımları huni şeklinde olan, ilk
kullanan kişinin ismine atfen zuger şişesi olarak adlandırılan
ve genellikle 6,5-8 lt kapasiteli gereçlerdir. Daha az yer
kaplayan, daha az suya gereksinim duyan ve kurulmaları kolay
olan bu gereçlerin, kapasiteleri 30.000 ile 50.000 adet
yumurtadır. Taban kısımları açık olan ve ters yerleştirilen bu
şişelerin, huninin alt kesimi gibi daraltılmış boğaz kısmından
verilen su girişinin basıncının yumurtalara zarar vermemesi
için, ağız kısmına 3 cm yüksekliğinde cam boncuklardan (yaklaşık
6 mm çapında veya aynı büyüklükte çakıltaşları) oluşan bir
katman yerleştirilir. Normal boyutta bir zuger şişesi için 1,5-3
lt/dak. su gereklidir. İki zuger şişesi için 0,25 x 0,50 m, çift
sıralı 8 zuger şişesi için ise 0,50 x 1.00 cm'lik alana
gereksinim vardır. 8-10 zuger şişesine yerleştirilen yumurta
miktarı, kanal sistemi kuluçkalıklarda 36 adet kuluçka kanalına
konulan yumurta miktarına eşdeğerdedir. Belirtilen miktarda
kuluçka kanalı için, kuluçka evinde 35 m2 yer ayırmak gerekir.
Ayrıca zuger şişeleri fiyat bakımından da daha uygundur (Bohl
1982).
Kuluçka dolapları
Kuluçka dolaplarının kullanımı son yıllarda özel likle büyük
kapasiteli işletmelerde hızla artmaktadır. Buna neden olarak çok
az alana gereksinim duymaları, kaliteli, fakat az miktarda su
kullanımı ve işçilik giderinden tasarruf gösterilebilir. Kuluçka
dolapları damlalıklı ve vertikal akışlı dolaplar olmak üzere iki
tiptir. Damlalıklı dolaplarda yumurtaların larva çıkışından kısa
süre önce dışarı alınarak kuluçka kanallarında tablalara
yerleştirilmesi zorunludur (Ekingen 1975).
İkinci tipte ise larvalar yemleme dönemi öncesine (serbest
yüzme) kadar dolabın tepsilerinde tutulabilmektedir. Bunlar Veco
(İSVİÇRE)-Dolapları olarak adlandırılırlar. Bu dolapların
yumurta tablaları tepsi şeklinde daireseldir. Her dolapta 10
tepsi bulunur. Her tepsi şeklindeki yumurta tablasına 10.000
adet yumurta konur. Bu dolapların su girişi üsttendir, önce
birinci tepsiye su dolar, daha sonra ikinci vd. ne devam eder.
Bu dolaplarda 100.000 adet yumurta için 1,2-2,0 lt/dak. su
yeterli olmaktadır (Bohl 1982).
- LARVA YETİŞTİRİCİLİĞİ
Kuluçka döneminin sona erdiği günlerde 25-35 gün-derecede yada
bir başka ifadeyle 10 oC su sıcaklığında 2,5 günde yumurtaların
tamamından larva çıkışı tamamlanır. Bu arada ortamdaki yumurta
kabukları sifonlanarak günde iki defa yumurta tablalarının
delikleri tıkanmaması için ayıklanmalıdır. Yumurtadan çıkan
larvalara Vitellus keseli larva denilir. Bunlar besin kesesi
olarak da adlandırılan keselerini su sıcaklığına göre 12-17
günde tüketirler. Bu dönemde larvaların barındırıldığı
gereçlerden en azından her iki gündebir beyaz renkli ölü
yumurtalar yada ölen keseli larvalar vaya deforme ve anomalili
larvalar sifonlanarak uzaklaştırılmalıdır. Belirtilen temizlik
işlemi yapılmadığı durumda hızlı bir şekilde mantar enfeksiyonu
ile karşılaşılır (Lindhorst-Emme 1990)
Larvaların serbest yüzme dönemine ulaşmaları, besin keselerinin
çoğunu tüketmeleri, larvaların yemlenmeye başlanmaları için
önemli göstergelerdir. Vitellus keseli larvaların %10’u
yem alma gücüne ulaştığında yada besin keselerinin 2/3'lük
kısmını tükettiklerinde ve serbest yüzmeye başladıklarında
yemlenmeye başlanmalıdır. Larvalar belirtilen evreye
ulaştıklarında, kuluçka kanallarında yumurta tablaları
arasındaki bölmeler kaldırılır, tablalarda bulunan larvalar
yavaş bir şekilde kanallara stoklanırlar (Bohl 1982, Çelikkale
1994, Igler 1990, Steffens 1981).
3.1 Ön Büyütme
Serbest yüzme devresine ulaşmış ve suda aktif hareket eden
larvaların bakım ve beslenmelerine özen gösterilerek ortalama 1
g canlı ağırlığa kadar yetiştirilmeleri genel olarak "ön
büyütme" olarak tanımlanır. Bu devre 60-80 günde tamamlanır. Bu
dönemde yetiştirme ortamı olarak daha ziyade büyütme kanalları
kullanılır. Ayrıca ön büyütme dönemi kuluçka evinde tank yada
kanallarda gerçekleştirilir. Su değişimi, stok yoğunluğuna ve su
kalitesine bağlı olarak 4-8 kez/saat, olmalıdır. Belirtilen
koşullarda stok yoğunluğu 100.000 larva/m3 sudur. Larvaların
yemlenmesine her 30-60 dakikada bir günde 12 saat devam edilir.
Bu dönemde kayıp oranı yaklaşık %30-35'dir. Optimum üretim
koşullarında hasatta üretim hedefi en azından 1 g bireysel
ağırlıkta m3’de toplam 25 kg veya 25.000 ön büyütülmüş
yavru olmalıdır (Steffens 1981).
Ön büyütme döneminde larvaların yetiştirilmesinde aşağıdaki
önlemlerin alınmasında fayda vardır (Çelikkale 1994).
- Kaliteli su temini,
- Direkt güneş ışığından korumayla birlikte dolaylı aydınlık
sağlama,
- Yavruların köşelerde veya belli noktalarda birikmelerinin
önlenmesi,
- Yemlemenin sık olarak yapılması, fakat her defasında azar azar
verilmesi ve yem artıkları ile dışkıların sürekli temizlenmesi
gibi konularda özen gösterilmelidir.Kuluçka
Balık üretiminde döllenmiş yumurtalardan embriyonal evrelerin
(Morula, Blastula ve Gastrula) gelişimiyle yumurtadan larva
çıkışının tamamlanmasına kadar geçen süreç kuluçka (Incubation)
işlemi olarak adlandırılır.
Gökkuşağı alabalığının döllenmiş yumurtalarının kuluçkası için
uygun su sıcaklığı 7-10 oC arasındadır. Yumurtalardan larva
çıkış süresi gün-derece olarak ifade edilir. Gün-derece; günlük
ortalama su sıcaklıklarının toplamı olarak larva çıkış süresinin
belirtilmesidir. Örneğin 10 oC su sıcaklığında larvalar 30 günde
yumurtadan çıktığında, gün derece 300'dür. Buna göre döllenmiş
yumurtalardan kaç gün sonra larva çıkabileceğinin gün-derece
olarak göstergeleri farklı alabalık türlerine göre Tablo 6'da
sunulmuştur (Bohl 1982).
Tablo 6. Farklı alabalık türlerinde kuluçka süreleri
Alabalık türü
Kuluçka süresi
Gün-derece
Gökkuşağı alabalığı 320-360
Dere alabalığı 410-440
Kaynak alabalığı 430-450
Kulçka döneminde 10 oC su sıcaklığında gökkuşağı alabalığının
döllenmiş yumurtalarından 32 ila 36 gün sonra vitellus keseli
(yedek besin keseli) larvalar çıkar. Larvaların çıkışında su
sıcaklığı ile birlikte kalıtsal etki ve damızlıkların yaşı
yanında, suyun oksijen içeriği ve ışık yoğunluğu gibi çevresel
faktörlerde etkilidir. Alabalık yumurtaları embriyonal gelişme
sürecinde ışık etkisine karşı aşırı duyarlıdırlar. Bu bakımdan
direkt güneş ışığından korunmaları gerekir. Kaliteli
damızlıklardan elde edilen yumurtaların optimum koşullarda
kuluçkasında kayıp oranı yaklaşık %10-20 olabilir. Büyük
işletmelerde bu oran %20-30'u aşmamalıdır (Bohl 1982, Steffens
1981).
Kuluçka Süresinde Koruyucu Önlemler
Döllenmiş yumurtaların kuluçka döneminde su sıcaklığı, oksijen
miktarı, suyun temizliği, ışık gibi faktörlere özen göstermekle
beraber, ölü yumurtaların ayaklanması da çok önemlidir. Çünkü
ölen yumurtalarda saprolegnia sp. mantarları kısa sürede
infeksiyona neden olur ve sağlıklı yumurtalara bulaşarak onların
da ölmelerine neden olurlar. Bu hastalık odağı ölü yumurtalar,
sağlıklı yumurtaları zedelemeden cımbız (yumuşak ahşap
materyalden özel imal edilenler tercih edilmelidir), özel pens
yada maşalar, tıpta kullanılan lastik puarların ucuna 15-20 cm
boyunda cam boru takılarak hazırlanan özel pipetler, ölü
yumurtaların sifon edilmesi, tuz eriyiği (%10, 7'lik tuz
eriyiğinde-960 g NaCl/8 lt su-ölü yumurtalar 3 dakikada dibe
çökerler) ve fotosel sistemi ile çalışan elektrikli seçicilerden
yararlanılarak ayıklanabilir. Fakat yinede fazla işçilik
gerektirmesine rağmen en iyi sonuçlar elle temizlemeyle elde
edilmektedir. Ölü yumurtaların canlı yumurtalardan ayrımında
hangi yöntem tercih edilirse edilsin, bu işlem yumurtaların göz
lekeli döneminde gerçekleştirilmelidir.
Döllenmiş yumurtalar göz lekeli döneme 200-220 gün-derece sonra
ulaşırlar. Gözlekeli dönemde yumurtaların mekanik işlemlere
duyarlılıkları azalır. Fakat döllenmeden yaklaşık 8 saat
geçtikten sonrası ile göz lekesi oluşana kadar ki dönemde ise
yumurtalar fevkalade duyarlıdırlar. Kuluçka döneminde
mantarlaşmaya karşı koruyucu olarak kimyasal maddelerle
yumurtaları ilaçlamak faydalı olmaktadır. Bu amaçla kullanılan
kimyasal maddeler Tablo 7'de belirtilmiştir (Steffens 1981).
Tablo 7. Kuluçkada kullanılan kimyasal maddeler
Kimyasal maddenin adı Kullanım konsantrasyonu Süresi
Malahit yeşili 1-2 mg/lt Günde 1 saat
Formol (%30 ) 1-2 mg/lt Günde 15 dakika
Metilen mavisi 5-20 mg/lt Günde 15 dakika
Bu maddelerin tamamı kuluçka sisteminin giriş suyuna ilave
edilirler. Koşullara göre belirtilen tedavi 2 günde bir veya
daha fazla süre arayla da uygulanabilir. Kuluçka döneminde
yumurtalara saprolegnia infeksiyonuna karşı en yaygın kullanılan
kimyasal madde Malachit yeşilidir. Çoğunlukla oxalat formu,
kristalize veya sıvı konsantrasyonu kullanılmaktadır. Maalesef
günümüzde henüz Malachit yeşilinin yerini alacak zararsız ve
aynı değerde bir kimyasal madde bulunamamıştır. Bu dezenfeksiyon
maddesinin son on yıldan beri yoğun şekilde kanser etkisinden
bahsedilmekte ve kullanılırken özenli davranılması gerektiği
belirtilmiştir. Özellikle pazarlık balık üretiminde kullanımı
yasaklanmıştır. Çünkü balığın etinde insan sağlığı için zararsız
düzeye inene kadar 108 gün geçmesi gerekmektedir. Bu nedenle
Almanya'da Malachit yeşilinin satışı 1988 yılı sonundan itibaren
veteriner hekim reçetesine bağlanmıştır. Ayrıca kullanımı da
yumurta ve larva dönemi ile 6 cm boyunda yavru balıklarla
sınırlandırılmıştır (Baur ve Rapp 1988, Lindhorst-Emme 1990,
Schlotfeldt ve Alderman 1995).
Malachit yeşilinin pratikte alabalık çiftliklerinde kullanımında
yetiştiriciler 10 lt suya 10-15 g Malachit yeşili ilave ederek
stok solusyon hazırlamayı yeğlerler. Bu stok solüsyon 10 lt'lik
bir kovada iyice karıştırarak hazırlanır. Akıntılı su ortamında
yumurtaların banyo işleminde bu stok solüsyondan 100.000 adet
yumurta için 50-100 cm3 kullanılır. Bu banyo işlemini
gerçekleştirenlerin lastik eldiven giymesi koşulsuz olarak
zorunludur. Yumurtalara mantarlaşmaya karşı koruyucu Malachit
yeşili banyosu, yumurtadan larva çıkışının 4-6 gün öncesine
kadar her 2-3 günde bir kullanılabilir. Larvaların yumurtadan
çıkış sürecinde kullanıldığında yoğun kayıplara neden olabilir (Leitritz
1974).
Balık yumurtalarının yüzeylerinde infeksiyon etkenlerinin
bulunabildiği ve böylece hastalıkların yayılmasında rol
oynadıkları bilinmektedir. Bu nedenle işletmelerin yumurta
satışlarında, yumurtaların taşınmasından önce dezenfeksiyon
işlemini uyguladıklarını garanti etmeleri istenmektedir. Bu
hedefe yönelik olarak iyot preparatlarıyla banyo işlemine tabi
tutulan yumurtaların, bu işlemin uygulanmadığı yumurtalara
oranla daha az mantarlaştıkları bildirilmiştir (Bohl 1982).
İyot içeren dezenfeksiyon maddesi olarak yaklaşık %1 aktif iyot
kapsayan Actomar K30 önerilmektedir. Alabalık yumurtalarının bu
maddeyle dezenfeksiyonu için ideal iki dönem vardır.
Birinci uygulama zamanı döllenmeden 10 saat sonra yeşil yumurta
dönemi, daha da iyi olan 2.ci dönem ise yumurtaların gözlekeli
devresidir. Belirtilen dezenfeksiyon işlemi için 1 litre suya 15
ml Actomar K30 ilave edilir ve yumurtalara banyo uygulanır.
Actomar K30 ile hazırlanan banyo solüsyonunun etkinliği rengi
ile anlaşılır. Kullanılan eriyiğin rengi kahverengiden-sarıya
kadar kullanılabilirliğini gösterir. Açık sarı renk oluştuğunda
ise etkinliği garanti edilemez, hatta bazen tamamen etkisizdir (Baur
ve Rapp 1988, Bohl 1982, Schlotfeldt ve Alderman 1995).
Kuluçka Tipleri
Alabalık üretim tesislerinde yaygın olarak kullanılan kuluçka
tipleri ve temel nitelikleri Tablo 8'de belirtilmiştir.
Tablo 8. Kuluçka tipleri
Kuluçka gereci Su gereksinimi Kapasite
Kuluçka kanalı 15-25 lt/dak. 100.000 Adet yumurta
Zuger şişesi 1,5-3 lt/dak. 30-50.000 Adet yumurta
Kuluçka dolabı 1,2-2 lt/dak. 100.000 Adet yumurta
Kuluçka kanalları
En eski ve halen günümüzde de yaygın olarak kullanılan kuluçka
gereçleridir. Birkaç metre uzunluğunda kanal ve içerisine
konulan özel likle tabanları gözenekli materyalden yapılan,
yumurta yerleştirilen tablalardan (Kasetlerden) oluşur. Tablalar
arasında kanalda enine bölmeler vardır. Bu sistemde su tablaya
alttan girer ve yumurtaların oksijenini sağladıktan sonra üstten
çıkar. Kuluçka kanallarının boyları farklı olmakla birlikte 2-3
m uzunluk tercih edilmektedir. Yumurta tablaları ise 45x45 cm
boyutunda kare şeklindedir. Yumurta tablalarının tabanı için 1,5
mm çapında yuvarlak delikleri olan alüminyum materyal
kullanılması daha uygundur. Yumurta tablaları kuluçka
kanallarına üst üste değil, birbiri ardı sıra konulmalıdır.
Kuluçka kanallarına 4-7 adet yumurta kaseti yerleştirilir. Bu
kasetlere suyun kalitesine göre kuluçka için yumurtalar tek kat
konulduğunda 5000 adet, çift kat konulursa 10.000 adet yumurta
bırakılır. Kuluçka kanallarının herbirisine kuluçkanın ilk
günlerinde 15 lt/dak. su girişi sağlanırken, bu miktar
yumurtalardan larva çıkışına yakın 25 lt/dak düzeyine
yükseltilir (Bohl 1982, Çelikkale 1994, Lindhorst-Emme 1990,
Steffens 1981).
Zuger şişeleri
Bu tip kuluçkalıklar alt kısımları huni şeklinde olan, ilk
kullanan kişinin ismine atfen zuger şişesi olarak adlandırılan
ve genellikle 6,5-8 lt kapasiteli gereçlerdir. Daha az yer
kaplayan, daha az suya gereksinim duyan ve kurulmaları kolay
olan bu gereçlerin, kapasiteleri 30.000 ile 50.000 adet
yumurtadır. Taban kısımları açık olan ve ters yerleştirilen bu
şişelerin, huninin alt kesimi gibi daraltılmış boğaz kısmından
verilen su girişinin basıncının yumurtalara zarar vermemesi
için, ağız kısmına 3 cm yüksekliğinde cam boncuklardan (yaklaşık
6 mm çapında veya aynı büyüklükte çakıltaşları) oluşan bir
katman yerleştirilir. Normal boyutta bir zuger şişesi için 1,5-3
lt/dak. su gereklidir. İki zuger şişesi için 0,25 x 0,50 m, çift
sıralı 8 zuger şişesi için ise 0,50 x 1.00 cm'lik alana
gereksinim vardır. 8-10 zuger şişesine yerleştirilen yumurta
miktarı, kanal sistemi kuluçkalıklarda 36 adet kuluçka kanalına
konulan yumurta miktarına eşdeğerdedir. Belirtilen miktarda
kuluçka kanalı için, kuluçka evinde 35 m2 yer ayırmak gerekir.
Ayrıca zuger şişeleri fiyat bakımından da daha uygundur (Bohl
1982).
Kuluçka dolapları
Kuluçka dolaplarının kullanımı son yıllarda özel likle büyük
kapasiteli işletmelerde hızla artmaktadır. Buna neden olarak çok
az alana gereksinim duymaları, kaliteli, fakat az miktarda su
kullanımı ve işçilik giderinden tasarruf gösterilebilir. Kuluçka
dolapları damlalıklı ve vertikal akışlı dolaplar olmak üzere iki
tiptir. Damlalıklı dolaplarda yumurtaların larva çıkışından kısa
süre önce dışarı alınarak kuluçka kanallarında tablalara
yerleştirilmesi zorunludur (Ekingen 1975).
İkinci tipte ise larvalar yemleme dönemi öncesine (serbest
yüzme) kadar dolabın tepsilerinde tutulabilmektedir. Bunlar Veco
(İSVİÇRE)-Dolapları olarak adlandırılırlar. Bu dolapların
yumurta tablaları tepsi şeklinde daireseldir. Her dolapta 10
tepsi bulunur. Her tepsi şeklindeki yumurta tablasına 10.000
adet yumurta konur. Bu dolapların su girişi üsttendir, önce
birinci tepsiye su dolar, daha sonra ikinci vd. ne devam eder.
Bu dolaplarda 100.000 adet yumurta için 1,2-2,0 lt/dak. su
yeterli olmaktadır (Bohl 1982).
- LARVA YETİŞTİRİCİLİĞİ
Kuluçka döneminin sona erdiği günlerde 25-35 gün-derecede yada
bir başka ifadeyle 10 oC su sıcaklığında 2,5 günde yumurtaların
tamamından larva çıkışı tamamlanır. Bu arada ortamdaki yumurta
kabukları sifonlanarak günde iki defa yumurta tablalarının
delikleri tıkanmaması için ayıklanmalıdır. Yumurtadan çıkan
larvalara Vitellus keseli larva denilir. Bunlar besin kesesi
olarak da adlandırılan keselerini su sıcaklığına göre 12-17
günde tüketirler. Bu dönemde larvaların barındırıldığı
gereçlerden en azından her iki gündebir beyaz renkli ölü
yumurtalar yada ölen keseli larvalar vaya deforme ve anomalili
larvalar sifonlanarak uzaklaştırılmalıdır. Belirtilen temizlik
işlemi yapılmadığı durumda hızlı bir şekilde mantar enfeksiyonu
ile karşılaşılır (Lindhorst-Emme 1990)
Larvaların serbest yüzme dönemine ulaşmaları, besin keselerinin
çoğunu tüketmeleri, larvaların yemlenmeye başlanmaları için
önemli göstergelerdir. Vitellus keseli larvaların %10'u yem alma
gücüne ulaştığında yada besin keselerinin 2/3'lük kısmını
tükettiklerinde ve serbest yüzmeye başladıklarında yemlenmeye
başlanmalıdır. Larvalar belirtilen evreye ulaştıklarında,
kuluçka kanallarında yumurta tablaları arasındaki bölmeler
kaldırılır, tablalarda bulunan larvalar yavaş bir şekilde
kanallara stoklanırlar (Bohl 1982, Çelikkale 1994, Igler 1990,
Steffens 1981).
3.1 Ön Büyütme
Serbest yüzme devresine ulaşmış ve suda aktif hareket eden
larvaların bakım ve beslenmelerine özen gösterilerek ortalama 1
g canlı ağırlığa kadar yetiştirilmeleri genel olarak "ön
büyütme" olarak tanımlanır. Bu devre 60-80 günde tamamlanır. Bu
dönemde yetiştirme ortamı olarak daha ziyade büyütme kanalları
kullanılır. Ayrıca ön büyütme dönemi kuluçka evinde tank yada
kanallarda gerçekleştirilir. Su değişimi, stok yoğunluğuna ve su
kalitesine bağlı olarak 4-8 kez/saat, olmalıdır. Belirtilen
koşullarda stok yoğunluğu 100.000 larva/m3 sudur. Larvaların
yemlenmesine her 30-60 dakikada bir günde 12 saat devam edilir.
Bu dönemde kayıp oranı yaklaşık %30-35'dir. Optimum üretim
koşullarında hasatta üretim hedefi en azından 1 g bireysel
ağırlıkta m3'de toplam 25 kg veya 25.000 ön büyütülmüş yavru
olmalıdır (Steffens 1981).
Ön büyütme döneminde larvaların yetiştirilmesinde aşağıdaki
önlemlerin alınmasında fayda vardır (Çelikkale 1994).
- Kaliteli su temini,
- Direkt güneş ışığından korumayla birlikte dolaylı aydınlık
sağlama,
- Yavruların köşelerde veya belli noktalarda birikmelerinin
önlenmesi,
- Yemlemenin sık olarak yapılması, fakat her defasında azar azar
verilmesi ve yem artıkları ile dışkıların sürekli temizlenmesi
gibi konularda özen gösterilmelidir.
Pasifik salmonları kuzey Pasifik kıyı ülkelerinin önemli bir
biyolojik ve ekonomik kaynağıdır. Bu salmonların coğrafik
dağılımları kuzey kıyılarında California'da ki sanfransisko
körfezinden kanada ve alaskaya arktic okyanusuna dökülen
nehirlere; güney kıyılarından aşağı doğru ise kore , Japonya ve
Rusya'nın asya kıyı bölgelerine kadar yayılım gösterir .
Yedi tür Pasifik ve bir tür Atlantik salmonu vardır . Bilimsel
ve yaygın isimleri ;
1. Oncorhynchus nerca ( Walbaum ): Sockeye
2. Oncorhynchus gorbuscha ( Walbaum ) : Pink
3. Oncorhynchus keta ( Walbaum ) : Chum
4. Oncorhynchus tschawytscha ( Walbaum ) :Chinook
5. Oncorhynchus kisutch ( Walbaum ) : Coho
6. Oncorhynchus masou (Brevoot ) : Masu, Sakuramasu
7. Oncorhynchus rhodorus (Gunther ) : Amogo, Biwamasu
Oncorhynchus mykiss ( Walbaum ) :Rainbow trout
Salmo salar ( L. ) : Atlantic salmon
http://alabaliksitesi.sitemynet.com/alabalik/id1.htm
alınmıştır. |