|
PİRİ REİS haritası, Topkapı
Sarayının kadîm eserler müzesi haline getirildiği sıralarda,
Millî Müzeler Müdürü Bay Halil Ethem tarafından, 1929
senesinde, bulunmuştur. Bay Halil Ethem bu haritayı, o
zamanlar İstanbul'da misafir bulunan Alman müsteşriklerinden
Prof. Kahle ile birlikte tetkik etti ve Prof. Kahle bu
tetkiklerin neticesini 1931 senesi Eylülünde Layden'de
in'ikat eden XVIII inci Müsteşrikler Kongresine bildirdi.
Muhterem Türk ve Alman âlimlerinin bu keşfi ilim âleminin
nazarı dikkatini celbetti ve Prof. Kahle'nin maruzası
İtalyan ve İspanyol dillerine tercüme olunup, tabı ve
neşredildi ; Viyana Üniversitesi Coğrafya Profesörü
Oberhummer tarafından da 1931 senesi kânunuevvelinde, Viyana
Akademisine bu keşfe dair izahat verildi.
Bazı Türk ve ecnebi
gazeteler de Kristof Kolomb'un haritası unvanile
mevzubahsimiz olan haritadan, noksan ve hatalı bir surette
bahse girişmiş olduklarından, Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti,
bu hataların tashihi maksadile Londra'da çıkan "The
Illustrated London News" adlı resimli mecmuaya bir makale
ile haritadan ve Piri Reisin "Bahriye" adlı kitabındaki
resimlerden fotoğrafiler çıkartıp gönderdi ; bu makale ve
resimler ingilizce mecmuanın 23 temmuz 1932 tarihli
nüshasında intişar etti. |
Profesör
Kahle "Forschungen und Fortschritte" (" Forşungen unt Fortşritte" =
Tetkik ve terakkiler) mecmuasının Temmuz 1932 tarihli nüshasında bu
mevzua dair bir makale neşretti. Profesör A. Deissmann dahi 1933 senesi,
Berlinde tab'olunmuş " Forschungen und Funde im Serai" ( "Forşungen unt
Funde im Seray = Saraydaki tetkik ve keşifler) adlı bir tetkiknamesinde,
Piri Reis haritasından bahsetti.
Nihayet Profesör
Kahle, " Die verschollene Columbus - Karte von 1498 in einer türkischen
Weltkarte von 1513" ("Di ferşollene Kolumbus -Karte fon 1498 in ayner
türkişen Veltkarte fon 1513 " = 1513 tarihli türkçe bir dünya
haritasında kaybolmuş 1498 tarihli Kolombos haritası) adlı bir risale
yazıp 1933 senesinde neşretti. Bu risale Piri Reis haritasına dair hayli
malûmatı ve haritanın iki fotoğrafisini ihtiva etmektedir [2].
Yukarda yazılan kısa
bibliografya gösteriyor ki Piri Reis haritası, coğrafya âlimlerini
alâkadar etmiş ve az zamanda bunun üzerine epey çalışılmıştır.
Millî tarih
meselelerine derin vukufla verdikleri büyük ehemmiyet malûm olan Türkiye
Cumhuriyeti Reisi Kamâl Atatürk, Piri Reis haritasını, Ankara'ya
getirterek bizzat tetkik buyurdukları gibi, Devlet Matbaasında faksimile
usulile teksirini de emreylediler. Cumhuriyet Hükûmetinin itina ve
himmeti sayesinde en mükemmel matbaalar seviyesine ermiş olan Devlet
Matbaası, bu haritayı aslından farksız denebilecek bir surette tab'a
muvaffak oldu.
Bu haritayı vücuda
getiren Piri Reis, XV inci asrın son rub'unda Türklerin Akdeniz
Amirallerinden bulunan meşhur Kemal Reisin kardeşi oğludur. Tarih, Piri
Beyin en son resmî vazifesi olarak, Kızıl Deniz ve Umman Denizi
donanmalarının Amirallığını tesbit eder.
Piri Reis donanma
kumandanlığı vazifesini ifa ettiği gibi, o zamanın denizcilik ilimlerile
de meşgul olmuştur. Reisin denizcilik nazariyatındaki kudret ve
meharetini, mevzubahsimiz harita ile "Bahriye" adlı kitabı açık
göstermektedir. "Bahriye" Akdenizle o zamanlar Akdeniz kıyılarında
bulunan şehir ve memleketleri tarif ve tersim ettiği gibi, denizciliğe,
gemiciliğe dair de mühim malûmat verir [3].
Piri Reis, haritasını 1513 senesi Gelibolu şehrinde inşa ve tersim
etmiştir ; ve bu tarihten dört sene sonra, yani 1517 de, Mısır Fatihi
Sultan Selim I e, Mısırda bulunduğu sıralarda bizzat takdim eylemiştir.
Harita, parşömen üzerine,
renkli olarak, itina ile yapılmıştır.
Piri Reis haritasının elde mevcut kısmı, büyük kıt'ada bir dünya
haritasının bir parçasıdır. Haritaya dikkatle bakanlar, şark tarafı
kenarlarındaki haşiyelerin yarı yarıya kesilmiş olduğunu göreceklerdir.
Bundan da istihraç olunabilir ki tekmil harita dünyanın o zamanlar malûm
olan kısımlarını, yani Avrupa, Asya ve Afrika ile Amerikanın keşfedilmiş
parçalarını göstermekte idi.
Müellif, haritasının bir haşiyesinde, haritayı telif ederken görmüş
ve tetkik etmiş olduğu haritaları tafsil ile beyan eder; Antil
kıyılarını tarif eden haşiyede işbu sahiller ve adalar için Kristof
Kolomb'un haritasından istifade ettiğini söyler; amcası veya dayısı
Kemal Reisin yanında esir olarak bulunan ve Kristof Kolomp ile üç defa
Amerika'ya gittiğin ifade eden bir İspanyol'un sefer hakkındaki
rivayetlerini tespit eder; Cenubî Amerika sahillerine ait haşiyelerde
dört Portekiz'in yeni telif olunmuş haritalarını da gördüğünü beyan
eyler. Kristof Kolomb'un haritasından istifade ettiğini şu satırlarla
anlatır [4]:
"Bu isimler ki mezbur Cezayir'de ve kenarlarında kim vardır,
Kolonbo komuştur ki anınla malûm oluna.... bu kenarlar ve Cezirelerde
kim vardır, Kolonbonun hartisinden yazılmıştır [5]. "
Eser büyük bir dünya haritası olduğu için eski dünyayı gösteren
birtakım haritaları da tetkik eylemiş, bilhassa kendi ifadesîne göre
"İskender zamanında" telif edilen haritaları ve "Mappamondo" ları ve
Müslümanlar [6] tarafından vücuda getirilen sekiz kıt'a haritayı tetkik
ve mütalea etmiştir.
Bizzat Piri Reis, haritasının ne yolda telif olunduğunu, harita
haşiyelerinden birisinde sarahatle anlatmaktadır :
"Bu fasıl işbu hartinin ne tarikle telif olunduğunu beyan eder.
İşbu harti misalinde harti asır içinde kimesnede yoktur. Bu fakirin
elinde telif olup şimdi bünyat oldu. Hususan yirmi miktar hartiler ve
Yappamondolar (Mappa Mondo) dan - yani İskenderi Zülkarneyn zamanında
telif olmuş hartidir ki rubu meskûn anın içinde malûmdur; Arap taifesi
ol hartiye Caferiye derler-anın gibi sekiz Caferiyeden ve bir arabî Hint
hartisinden ve dört Portukalın şimdi telif olmuş hartilerinden kim Sint
ve Hint ve Çin diyarları hendese tariki üzerine ol hartilerin içinde
mesturdur, ve bir dahi Kolonbo'nun Garp tarafında yazdığı hartiden bir
kıyas üzerine istihraç edip bu şekil hâsıl oldu; şöyle ki bu diyarın
artisih bahriler içinde nice sahih ve muteber ise, mezbnr harti de dahi
yedi derya ile sahih ve muteberdir."
Piri Reis haritasında asrın beynelmilel sayılan harita an'anelerine
riayet ettiğini "Bahriye" sinde hususî bir fasıl içinde zikretmektedir :
şehirler ve kaleler kızıl hatlarla, ıssız mahaller kara hatlarla,
döküntüler, taşlıklar siyah noktalarla, sığlık ve kumluk yerler kızıl
noktalarla, gizli kayalar ıstavroz işaretile gösterilmiştir.
Piri Reis haritasında dikkate şayan noktalardan birisi, Afrika'nın
Muhiti Atlasi sahilindeki mevkilere verilen adlardır. Babadağı, Akburun,
Yeşilburun, Kızılburun, Kozlukburun, Altınırmak, Güzel körfez.... gibi
ki bunların hepsi öz Türkçe'dir.
İkinci bir nokta da haritanın bir kopya olmayıp, muhtelif
haritalardan ve Reisin ve dostlarının müşahedelerinden istifade suretile
yapılmış orijinal bir eser olmasıdır.
Teessüf olunur ki elimizdeki bu pek mühim harita, ancak bir
parçadır ; başka parçaları kopup kaybolmamış olsa idi, 1513 senesinde
yapılarak eski ve yeni dünyayı bir arada gösteren Türkçe mükemmel bir
harita elimizde bulunmuş olurdu. Kristof Kolomb'un seyahatleri XV inci
asrın son ve XVI ıncı asrın ilk senelerinde (Kolomp dördüncü seferinden
1504 te dönmüştür) olduğuna göre yeni keşiflerden pek az zaman sonra
yapılan böyle bir harita, bütün dünya kıt'alarını bir arada gösteren ilk
haritalardan biri demektir.
Hasılı, XVI ıncı asrın başlarında tersim edilen bu harita muhtelif
noktai nazarlardan çok kıymetli bir Türk eseridir.
Piri Reis, haritasının kenar yazısında, Kristof Kolomb'un
haritasından ve Portekiz haritalarından istifade ettiğini söylüyor.
Kolomb'un şimdiye kadar bulunamamış haritasından istifade iddiası, şu
suretle izah edilebilir: Türk bahriyelileri, Akdeniz'in Garp havzasında
1501 senesi ettikleri bir deniz muharebesinde İspanyol gemilerini
zaptetmişlerdi; ve bu gemilerden birisinde Amerika'dan getirilmiş eşya
bulmuşlardı. Kristof Kolomp, malûm olduğu üzere, üçüncü seyahatinden
1500 senesinde dönmüştü. Bu malûmata göre, Kemal Reis tarafından
İspanyol gemisinde zaptolunan eşya arasında Kristof Kolomb'un haritası
da bulunmuş olsa gerektir.
Amerika kâşifinin bu büyük keşfinden sonra tersim ettiği malûm olan
harita şimdiye kadar hiçbir yerde bulunmamış olduğundan, Piri Reis
haritası, Kolomb'un haritasına müteallik pek mühim bir memba demek olur.
Kıymetli bir âlim ve kartoğraf olan Türk Reisi, iddia ettiği veçhile,
Kolomb'un haritasını hakikaten elde ederek kendi haritasının
çizilmesinde ondan istifade etmiş midir? Meselesini uzun, derin
tetkikeden Alman Profesörü Kahle, Piri Reis'in iddiasının doğru olduğunu
tespit etmektedir [7].
Türklerin medeniyetleri cihetinden de, bu harita büyük bir
ehemmiyeti haizdir. XV inci asır sonları ile XVI ıncı asır başlarında
yeni dünyanın keşfi, Osmanlı İmparatorluğu'nun menafiine doğrudan
doğruya temas etmediği halde, Türk âlimlerinin bu keşfi pek yakından ve
çok alâka ile takip etmiş olmaları, coğrafya ilminde ve harita
tersiminde fevkalâde bir iktidar göstermeleri [8], o zaman Türklerinin
Avrupa medenî hareketleri içinde bulunduklarını ispat etmektedir. Piri
Reis'in yukarda zikrettiğimiz "Bahriye" adlı kitabı da bu hususun başka
bir delilidir; çünkü "Bahriye" o zamanlar Akdeniz'e dair yazılan
eselerin en mükemmellerindendir.
Piri Reis haritasındaki
haşiyelerin bazıları pek kolay okunamamaktadır. Haritayı mütalea
edenlere kolaylık olmak için Cemiyetimiz azasından, eski ve bozuk
yazıları okumakta mümaresesi olan Bay Hasan Fehmi'den o yazıların
tetkikı rica edilmişti. Bay Hasan Fehmi çoğunu okumağa mavaffak oldu;
okuyamadıklarını da ayrıca işaret etti.
Haritanın
garbı şimalî kenarından başlanarak cenuba doğru inilmek, sonra çepçevre
ve merkeze doğru helezonî dolaşılmak üzere yazılar numaralanmıştır.
Numara sırasile haşiyeler aşağıya naklolunmuştur.
I - . . . . . . (Okunamıyor).
II - Bu diyarlar imaretliktir. Cümle halkı üryan yürürler.
III - Bu diyara Antilya vilâyeti derler. Gün batısı canibidir. Dört
cins tuti olur imiş, ak, kızıl, yeşil, kara. Halkı tuti etini yerler ve
taçları cümle tuti yünündendir. Bunda bir taş olur, siyah mehenk taşına
benzer, halkı nacak yerine anı kullanırlar imiş. Gayet te berk taş
olduğunu . . . . . . ; biz ol taşı gördük.
(Not - Piri Reis Bahriyesinde der ki: "Akdeniz'de elde ettiğimiz düşman
kemilerinde hem bu tuti yününden olan külâhlardan bir tanesini ve mehenk
taşına benziyen taşı bulmuştuk.)
IV -

(İşbu haritayı Kemal Reisin biraderzadesi unvanile müştehir Piri ibni
Hacı Mehmet 919 senesi muharreminde [ yani 1513 senesi 9 Mart ile 7
Nisan arasında ] Geliboluda tahrir eylemiştir.
V-Bu fasıl işbu
kenarların vedahi cezairin nice bulunduğunu beyan eder.
İşbu kenarlara Antilya kıyıları derler. Arap tarihinin sekiz yüz
doksan altı yılında bulunmuştur. Amma şöyle rivayet ederler kim
Cinevizden bir kâfir adına Kolonbo derler imiş, bu yerleri ol bulmuştur.
Meselâ mezbur Kolonbonun eline bir kitap girmiş ki Mağrip Denizinin
nihayeti yani gark (garp) tarafında kenarlar ve cezireler ve türlü türlü
madenler ve dahi cevahir dağı vardır deyu bu kitapta bulur. Mezbur
kitabı tamam mütalea ederek Cineviz ulularına bu kaziyeleri bir bir şerh
edip eydür : gelin, bana iki pare gemi verin, varayım, ol yerleri
bulayım, der. Bunlar eydürler: ey epter, Mağrip deryasının nihayeti
payanı ve haddi(mi) bulunur? Buharı zulmetle doludur, derler. Mezbur
Kolonbo görür ki Cinevizlerden çare yok, sürer, İspanya Beyine varır,
hikâyeti bir bir arzeder. Anlar dahi Cinevizli gibi cevap verirler.
Velhasıl bunlara Kolonbo hayli ibram eder. Ahir İspanya Beyi iki gemi
verip bunun muhkem yarağın görüp eydür: ey Kolonbo, eğer senin dediğin
gibi olursa, seni ol diyara kapudan ideyin, deyip mezbur Kolonboyu Bahri
Mağribe gönderdi. Merhum Gazi Kemalin İspanyalı bir kulu vardı, mezbur
kul Kolonbo ile üç defa ol diyara vardım, deyu merhum Kemal Reise
hikâyet edip eydür: evvel Septe Boğazına vardık, dahi oradan gün batısı
lodosun ikisinin ortasına... rast dört bin mil yürüdükten sonra
karşımızda bir ada gördük; amma gittikçe deryanın mevci köpüklenmez
olmuş, yani deniz sakin olup düzelmiş; ve Şimal yıldızı dahi - bahrîler
puslalarında gene yıldız derler - ol yıldız gide gide dolunmuş görünmez
olmuş; ve dahi eydür ki : bu tertipçe yıldızlar ol diyarda görünmez,
gayri tertipçe görünür, der. Andan evvel karşıda gördükleri adaya demir
korlar, ol adanın
halkı gelir, bunlara ok vurur, komazlar ki dışarı çıkıp haber soralar.
Erkeği ve dişisi el okun atarlarmış. Ol okun demreni balık süğüğünden;
ve cümlesi üryan yürürlermiş ve hem gayet... Görürler kim ol adaya
çıkarmazlar, adanın öte yüzüne geçmişler, bir sandal görürler; bunları
görücek sandal kaçıp karaya dökülürler. Bunlar sandalı almağa varırlar,
görürler ki içinde adam eti var. Meğer bunlar bu tayfa imiş ki adadan
adaya çıkıp adam şikâr edip yerler imiş. Mezbur Kolonbo bir ada dahi
görüp ana varırlar, görürler kim ol adada ulu yılanlar var. Ol yere
çıkmadan hazer edip bir gayri adaya dahi varırlar. Demir korlar, on yedi
gün onda yatarlar. Bu adanın halkı görürler ki kendilere bu gemiden
ziyan yok, varırlar, balık avlayıp filikasile bunlara getirirler. Bunlar
da hoş görüp anlara sırça boncuk verirler. Meğer kim sırça boncuk ol
diyarda muteber idiyin kitapta bulmuş imiş. Anlar boncuğu görüp dahi
ziyade balık getirirler. Bunlar daim anlara sırça boncuk verirler. Bir
gün bir avretin kolunda altın görürler, altın alıp boncuk verirler.
Bunlar eydür: varın, dahi altın getirin, size dahi ziyade boncuk
verelim, derler. Anlar varıp dahi vafir altın getirirler. Meğer bunların
dağlarında altın madeni varmış. Bir gün dahi birinin elinde inci
görürler. İnciyi alıp boncuk verirler. Bunlar görürler ki boncuk
verirler dahi vafir inci getirirler. İnci bu adanın kenarında bir iki
kulaç yerde bulunurmuş ve dahi ol diyardan vafir bakkam ağacını yükledip
mezbur halktan ikisini alıp ol yıl içinde İspanya Beyine getirirler.
Amma mezbur Kolonbo ol kişilerin dilin bilmeyip işaretle alışveriş
ederlermiş. Ve bu seferden sora İspanya Beyi papaz ve arpa gönderip ekin
biçim öğredip kendi tarikıne koymuş; bunların bir veçle mezhepleri
yoğmuş, hayvan gibi üryan yürüyüp anda yatarlarmış. Şimdi ol diyarlar
tamam açılıp meşhur olmuştur. Bu isimler ki mezbur cezairde ve
kenarlarda kim vardır, Kolonbo komuştur ki anınla malûm oluna. Ve hem
Kolonbo ulu müneccim imiş. Mezbur hartide olan bu kenarlar ve cezireler
kim vardır, Kolonbonun hartisinden yazılmıştır.
VI - Bu fasıl işbu hartinin ne tarikle telif olduğunu beyan eder.
İşbu harti misalinde harti
asır içinde kimesnede yoktur. Bu fakirin elinde telif olup şimdi bünyat
oldu. Hususan yirmi miktar hartiler ve Yappamondolardan - yani İskenderi
Zülkarneyn zamanında telif olmuş hartidir ki rubu meskûn anın içinde
malûmdur; Arap tayfası ol hartiya Caferiye derler anın gibi sekiz
Caferiyeden ve bir Arabî Hint hartisinden ve dört Portukalın şimdi telif
olmuş hartilerinden kim Sint ve Hint ve Çin diyarları hendese tariki
üzerine ol hartilerin içinde mesturdur, ve bir dahi Kolonbonun garp
tarafında yazdığı hartiden bir kıyas üzerine istihraç edip bu şekil
hâsıl oldu; şöyle ki bu diyarın hartisi bahriler içinde nice sahih ve
muteber ise, mezbur harti de dahi yedi derya ile sahih ve muteberdir.
VII - Portukal kâfiri
rivayet eder kim bu yerde gece ve gündüz kısalıcak iki saat olur,
uzayıcak yirmi iki saat olur. Amma gündüzü gayet ıssı olup ve gecede
gayet çiy düşer derler.
VIII - Portukal
gemisi Hint vilâyetine giderken muhalif rüzgâra duş gelir kenardan; bunu
rüzgâr kenardan . . . . . . . ken fırtınayile kıble canibine gittikten
sora karşılarında bir kenar görürler, anın üzerine yürürler... görmüşler
ki hûp demir yerlerdir. Demir korlar, sandalla kenara çıkarlar, görürler
kim adamlar yürür, herbirisi üryan; ve lâkin el okun atarlar, demrenleri
balık süğüğünden. Bunlar anda sekiz gün yatarlar, o halkla satı pazar
ederler işareyile. Bu diyarları ol barça görüp yazmıştır ki....çekip
durur. Mezbur barça Hinde gitmeyip döner, Portukala varıp haber
verir.... Bu kenarları tafsilile yazarlar; anlar bulmuş (?) oldu.
IX - Ve bu diyarda ak
kıllı ve bu şekilli canavar ve dahi altı boynuzlu kâvlar olurmuş;
Portukal kâfiri hartilerinde yazmışlar....
X - Bu diyarda
imaretlik yoktur, cümle haraptır ve ulu yılanlar olurmuş ; ol sebepten
Portukal kâfiri bu kenarlara çıkmazlar imiş; ve hem gayet ıssılar olur
imiş
XI - Ve bu dört pare gemi Portukal gemisidir. Hem şekli yazılmıştır.
Mağrip diyarından Habeş burnuna geçerler kim Hinde gideler. Şuluk
üzerine yürürler. Bu körfezi arkırı geçmeğe dört bin iki yüz mildir.
XIi - . . . . . . bu
kenarda bir kale
. . . . . olur zira
. . . . . iklimde altın
. . . . . halat iledüp
. . . . . nde ölçerler imiş
(Not - Bu beş satırın beherinin yarı yerlerinden eksik olması haritanın
kesildiğine en sarih delildir.)
XIII - Ve bir Cineviz
kükesi Flandırdan gelirken fırtına bulup önüne katar; zarurî giderken bu
adaların üzerine çıka varır, ve bu adalar bundan menkuldür.
XIV - Rivayet ederler
kim zamanı evvelde Sanvolrandan ( Santo Brandan ) derler bir papaz yedi
deryayı gezmiş derler. Mezbur bu baluğun üzerine uğramış kuru yer sanıp
baluk üzerine ot yakmışlar; baluğun sırtı kızıcak denize dalmış, bunlar
sandala koyulmuşlar, gemiye kaçmışlar. Bu ahval Portukal kâfirinden
zikrolunmaz. Kadîm Pappa Mondalardan mankuldür.
XV - Bu hurda adalara
Undizivercine deyu ad koymuşlardır, yani on bir bikr demek olur.
XVI - Ve bu adaya
Antilya adası derler. Canavar ve tuti ve bakkam gayet çoktur, veli
imaret değildir.
XVII - Bu kenarları
bu barça fırtına ile gelip düştükde . . . . . . . . . . Adına Nikola di
Cuvan derler. Hartisine yazmış ki bu ırmaklar kim görünür ekseri hep
altın toprağıdır. Suyu kaçtıktan sonra kum içinden altın toprağını vafir
devşirlermiş ; hartisinde ...
XVIII - Portukalın
fırtına bulup bu diyara gelen barçası budur. Tafsili kenarda
yazılmıştır. (Not - Bahsedilen tafsilât VIII numaradadır.)
XIX - Portukalkâfiri
burdan gün batısı canibine geçmez. O canip hep İspanyanındır.Bunlar
kavil etmiştir ki iki bin mil Septe Boğazının günbatısı tarafında sınır
etmişlerdir. Portukal ol canibe geçmez, amma Hint canibi ve cenup canibi
hep Portukalındır.
XX - Ve bu karaveleyi
fırtına bulup geldi, bu adaya düştü; ismine Nikola Cuvan derler. Ve bu
adada vafir birer boynuzlu kâv çoktur. Ol sebepten bu cezirenin İzle
(de) vaka derler, yani sığır adası demek olur.
XXI - Bu Karavelenin
reisine Mesir Anton Cineviz derler, amma Portukalda büyümüştür. Bir ün
mezbur karavelesile fırtına bulup gelmiş, bu cezirelere düşmüş ; vafir
zencebil bulup bu adaları ol yazdı.
XXII - Bu denize
Bahri Mağrıp derler, amma Efrenç tayfası Mar de İspanya derlerdi, yani
İspanya Denizi demek olur. Şimdidek bu isimlerle meşhurdu. Amma Kolonbo
ki bu deryayı açmıştır ve bu cezairi ol malûmetmiştir, dahi Portukal
kâfiri ki Hint diyarın açtılar, bu cümle birbirile ittifak ettiler kim
işbu deryaya yeni isim vereler. Bu deryanın adını Ovosano (Oseano)
kodular, yani Sağ yumurta demek olur. Bundan evvel fikirleri bu imiş ki
bu deryanın haddü payanı olmaya, ötesi zulemat ola-Şimdi gördüler kim
bunca kenar denizi kuşadıp durur; bu derya bir göl gibi olduğu için Sağ
yumurta deyu ad verdiler. Sah.
XXIII - Bu yerde bir
boynuzlu kâv olur ve hem bu şekilli canavarlar olur.
XXIV - Bu canavarın
yedi karış boyu vardır., gözünün aralığı bir kariştır; amma selimi nefs
imiş.[9]
Türklerin XVI ıncı asırda
ilme hizmetlerinin kat'î bir vesikası olan bu haritanın basılmasını emir
buyuran Hami Başkanımız Uluğ Kamâl Atatürk'e Türk Tarihi araştırma
kurumunun sonsuz şükran ve minnettarlık hislerini arzederek, bu
mukaddemeyi bitiriyorum.
Türk Tarihi Araştırma
Kurumu
Başkanı
Yusuf Akçura
[1] Burada Piri Reis haritası hakkında yazdıklarım, yalnız şahsî
tetkiklerimin neticesi değildir; T. T. T. Cemiyeti İkinci Reisi ve Millî
Müzeler sabık Müdürü Bay Halil Ethem ve T. T. T. Cemiyeti Umumî Kâtibi
ve sabık Maarif Vekili Dr. Reşit Galip ile İstanbul Üniversitesi
Profesörlerinden M. Fuat Köprülü, Maarif Vekâleti Kütüphaneler Müdürü
Bay Hasan Fehmi ve Ankara Etnografya Müzesi Müdürü Bay Osman Ferit lerin
tetkiklerinden ve Almanyada Bonn Üniversitesi Profesörlerinden Paul
Kahle Cenaplarının Piri Reis haritasına dair neşrettiği makalelerden
istifade edilerek, kaleme alınmıştır. Ziraat doktorlarımızdan Bay Hikmet
de Prof. Kahle'nin bu meseleye ait son eserini Türkçeye tercüme ve Dr.
Wittek Piri Reis haritasının okunmasında ve bu izahnamenin dikkatle
tercümesinde hizmet ederek büyük yardımda bulundular. "Son Posta"
gazetesi muharrirlerinden İbrahim Hakkı Bey, gazetesinde Piri Reis
haritasına dair geniş muhite ilk malûmatı vererek, harita üzerine
herkesin dikkat nazarını celbetmiştir. Bu kere de harita haşiyelerinin
doğru okunmasında cemiyetimize yardım etti.
[2] Profesör Kahle'nin bu
eseri Walter de Gruyter u.Co., Berlin und Leipzig, tarfından tabı ve
neşrolunmuştur.
[3] Piri Reis, "Bahriye"
sini mevzuubahsimiz olan haritasından sekiz sene sonra müsvedde olarak
Geliboluda hazırlamış, yedi sene sonra ıslah ve tebyiz ederek İstanbulda
Kanunî Süleymana takdim eylemiştir. Bu yazma eserin müteaddit nüshaları
İstanbul kütüphanelerinde ve bazı Avrupa kütüphanelerinde mevcuttur:
İstanbul kütüphanelerinden Ayasofya, Topkapı Sarayı, Nuru Osmaniye,
Süleymaniye, Tersane, Üniversite, Köprülüzade Fazıl Ahmet Paşa, Ali
Emirî Efendi kütüphanelerinde muhtasar veya mufassal bir, iki, hatta
bazılarında üç nüsha vardır.
Avrupa kütüphanelerinden Dresden kütüphanesinde, Bolonya
Üniversite kütüphanesinde ve Parisin Millî kütüphanesinde de nüshaları
bulunduğu malûmumuzdur. İstanbul kütüphanelerinde bulunabilen mufassal
nüshaların en eskiden yazıldığı tahmin olunan ve en mükemmel ve
kıymetlisi olan Ayasofya kütüphanesinde 2612 numara ile mukayyet
nüshadan faksimile edilerek basılan "Bahriye" kitabı pek yakında intişar
edecektir.
[4] Piri Reis, "Bahriye"
sinin mukaddemesinde haritalara dair izahat verirken kendi haritası
hakkında aynen şu satırları yazar:
"Bu fakir dahi mukaddema bir harti bünyat edip şimdiden olan hartilerden
ez'afı muzaaf ziyade türlü tasarruflar gösterip Hint ve Çin
bahriyelerinin taze çıkan hartileri ki Diyarı Rum'da kimesne anı bu
zamandan malûm edinmemiştir, anları da bile kaydedip merhum ve mağfur
Sultan Selim Han Hazretlerinin babı saadetmaabına nefsi Mısırda verilüp
makbul olmuş idi."
[5] Bu kelimelerin altı bizim tarafımızdan çizilmiştir.
[6] Muahhar müsteşriklerin haklı olarak söyledikleri veçhile Arap
medeniyeti demek yanlıştır; İslâm medeniyeti demek lâzımdır; çünkü bu
medeniyeti vücuda getirenler, Arap lisanı kullanmakla beraber, hepsi
Arap değildi; içlerinde Araplardan ziyade Pers ve Türk vardı.
[7] P. Kahle, "Die verschollene Columbus - Karte von 1498" , Einleitung,
S, 9 - 10.
[8] "Bu harita Akdeniz üzerine mühim bir eserini bildiğimiz ve eserinin
içindeki malûmat ve haritalara göre cok şayanı itimat olan fevkalâde
muktedir bir Türk coğrafyacısı tarfından çizilmiştir. Mahallerinde
yapılan en ince tetkikat göstermiştir ki bu eserin içindeki malûmat
hakikate tamamen tevafuk etmektedir." P. Kahle, "Die verschollene
Columbus- Karte von 1498", Einleitung, S.9.
[9]XXIII ve XXIV numaralı haşiyeler "Cihan Haritacılık Tarihi" adlı
mühim bir eser yazan ( bu eser henüz tabı ve neşrolunmamıştır) Erkânı
Harbiye Harita Umum Müdür Muavini Kurmay Albay H. Abdurrahmanın bu
eserindeki okuyuşundan iktibas olunmuştur