Bati
Felsefesinin ilk filozofu. M.Ö. 6. Yüzyilin ilk yarisinda
yasamis olan Thales'te, felsefe
bakimindan önem tasiyan husus, onun 'Neyin var oldugu', 'Neyin
gerçek oldugu' ya da 'Neyin gerçekten var oldugu' sorusu
üzerinde düsünmüs olmasindan kaynaklanir.
O dogada var
olan seylerin tüketici bir listesini yapmayi amaçlamamis, fakat
seylerin varliga gelmeleri ve daha sonra da yok olup gitmeleri
olgusundan etkilenmistir.
'Neyin
var oldugu' sorusunu yanitlamanin en önemli yolu, onun gözünde
birlik ile çokluk ya da görünüs ile gerçeklik arasindaki
iliskiyi doyurucu bir biçimde ifade edebilmekten geçmistir.
O,
buna göre, gözle görünen bireysel varliklarin ve degismelerin
olusturdugu kaosun, çoklugun gerisinde akilla anlasilabilir,
kalici ve sürekli bir gerçekligin var olduguna inanmistir.
Thales, çoklugun kendisinden türedigi, çoklugun gerisindeki bu
birligin 'su' oldugunu öne sürmüstür.
Kendisinden
önceki felsefenin bir anlamda tarihini yazmis olan Yunan
filozofu Aristoteles, Thales'i bu sonuca, herseyin sivi bir
varliktan beslendigi, sicagin da sudan türeyip, suyla beslendigi,
herseyin tohumunun nemli bir yapida oldugu gözleminin
götürdügünü belirtir.
Yine,
Thales'in Akdeniz'i asarak, Misir'a yapmis oldugu seyahatler,
suyun insan yasami üzerindeki önemi ve degerini ona göstermis
olabilir. Thales'i arkhenin su oldugu sonucuna götüren nedenler
ne olursa olsun, onu felsefe tarihinde ilk filozof olarak önemli
kilan sey, verdigi yanittan çok, sordugu sorudur. Buna göre, o
varligin ya da dünyanin nihai ve en yüksek dogasinin ne oldugu
sorusunu sormus oldugu için önemlidir.